Tuncer, çok sayıda konut biriktirmenin yalnızca ekonomik değil, ahlaki ve vicdani bir sorun olduğuna dikkat çekerek, bu durumun “kul hakkına” girdiğini vurguladı.
“Barınma Hakkı Hem Anayasal Hem Dini Bir Haktır”
Konutun temel bir ihtiyaç olduğunun altını çizen Engin Tuncer, barınma hakkının yalnızca anayasal değil, aynı zamanda dini bir sorumluluk olduğuna işaret etti. Tuncer, şu ifadeleri kullandı:
“Eğer bir insanın 50 tane, 100 tane dairesi varsa bu kul hakkına girer. İnsanların hem anayasal hak olarak hem de dinimizde barınma hakkı diye bir şey var.”
Tuncer’e göre, gayrimenkulün bir yatırım aracı olarak kontrolsüz biçimde biriktirilmesi, dar ve orta gelirli vatandaşların konuta erişimini doğrudan engelliyor.
“Proje Aşamasında Alınan Evler Fiyatları Katlıyor”
Konut fiyatlarındaki hızlı artışın en önemli nedenlerinden birinin, henüz proje aşamasındayken çok sayıda dairenin yatırım amacıyla satın alınması olduğunu belirten Tuncer, bu durumun piyasayı yapay biçimde şişirdiğini ifade etti.
“Siz, gayrimenkul biriktirerek insanların barınma hakkını elinden alıyorsunuz. İnsanlar daha uygun fiyata ev alabilecekken, daha proje aşamasındayken dairelere talep gösterildiğinde fiyatlar teslimde 2-3 misline çıkıyor.”
Bu sürecin, gerçekten ev sahibi olmak isteyen vatandaşları sistem dışına ittiğini belirten Tuncer, teslim zamanı geldiğinde konutların artık ulaşılamaz fiyatlara yükseldiğini söyledi.
“Yüksek Kiralarla İnsanlar Daha da Mağdur Ediliyor”
Engin Tuncer, konutların yalnızca satın alma aşamasında değil, kiralama sürecinde de ciddi bir mağduriyet yarattığını dile getirdi. Çok sayıda evi elinde tutan yatırımcıların, bu konutları yüksek bedellerle kiraya vererek barınma sorununu daha da derinleştirdiğini belirtti.
“Dolayısıyla gerçekten ihtiyacı olan insanların satın almasını engelliyorsunuz. Onlara o evleri yüksek bedellerle kiraya vererek de barınma hakkını fiilen kısıtlıyorsunuz.”
“Bizim Ailede İkinci Bir Ev Yok”
Açıklamalarının yalnızca teorik bir eleştiri olmadığını vurgulayan Tuncer, kendi aile yapısını örnek göstererek sözlerini şöyle tamamladı:
“Bizim ailemizde hiç kimsenin ikinci bir dairesi yoktur. Bir kişinin bile kirada gayrimenkulü yoktur.”
Bu sözleriyle Tuncer, etik duruşun yalnızca söylemle değil, yaşam pratiğiyle de desteklenmesi gerektiğini ifade etti.
Konut Tartışmasına Ahlaki Bir Boyut
Engin Tuncer’in açıklamaları, son dönemde artan konut fiyatları, kiralar ve yatırım amaçlı alımların yol açtığı sosyal sorunlara ahlaki ve vicdani bir perspektif kazandırdı. Uzmanlara göre bu çıkış, konutun yalnızca bir yatırım aracı mı yoksa temel bir insan hakkı mı olduğu yönündeki tartışmaları yeniden alevlendirecek nitelikte.





