İstanbul Akaretler’de faaliyet gösteren NO254 Design Studio’nun kurucu ortağı, Yüksek İç Mimar ve İstanbul Medipol Üniversitesi Öğretim Görevlisi Pınar Tanır Polat ile mimarlık, iç mimarlık, tasarım kültürü ve yaşam alanlarının dönüşümü üzerine özel bir röportaj gerçekleştirdik.

İstanbul’un tarihi ve mimari dokusuyla öne çıkan Akaretler semtinde çalışmalarını sürdüren NO254 Mimarlık ve Tasarım Stüdyosu, 6 yıllık deneyimiyle iç mimarlık, mimari tasarım, uygulama ve proje danışmanlığı alanlarında hizmet veriyor.

Firmanın kurucu ortaklarından Pınar Tanır Polat, yalnızca sektörde aktif projeler üreten bir iç mimar değil; aynı zamanda İstanbul Medipol Üniversitesi Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi’nde iç mimarlık ve mimarlık öğrencilerine ders veren bir akademisyen. İtalya’da NABA — Nuova Accademia di Belle Arti Mimarlık Yüksek Lisans Programı’ndan mezun olan Polat, Milano’da edindiği uluslararası deneyimi İstanbul’daki tasarım pratiğiyle birleştiriyor.

NO254 Design Studio, Pınar Tanır Polat ve eşi Mimar / İç Mimar Muhammet Serdar Polat tarafından hayata geçirildi. Firma, konutlardan ticari alanlara, ofislerden özel yaşam mekânlarına kadar farklı ölçeklerde projeler geliştirerek tasarımın gayrimenkul değerine katkısını ortaya koyuyor.

Pınar Tanır Polat Doğru Tasarım Gayrimenkule Değer Katar1

“Akademi ve saha deneyimi birbirini besleyen iki güçlü alan”

M.:Pınar Hanım, sizi hem akademisyen hem de tasarımcı kimliğinizle tanıyoruz. Öncelikle kendinizi ve NO254 Design Studio’yu okuyucularımıza anlatır mısınız?

Pınar Tanır Polat:

Ben Yüksek İç Mimar Pınar Tanır Polat. 2021 yılından bu yana İstanbul Medipol Üniversitesi Mimarlık Fakültesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü’nde stüdyo, mobilya tasarımı ve temel tasarım dersleri kapsamında akademik çalışmalarımı sürdürüyorum. Bunun yanında eşim Mimar ve İç Mimar Muhammet Serdar Polat ile birlikte kurucusu olduğumuz NO254 Design Studio’da aktif olarak projeler geliştiriyoruz.

Akademi ve saha deneyiminin birbirini beslediğine inanıyorum. Üniversitede tasarımın kuramsal yönüyle, sektörde ise uygulama pratiğiyle sürekli temas halinde olmak; hem üretim biçimimi hem de tasarıma bakışımı güncel ve dinamik tutuyor.

“Milano’daki eğitim ve deneyim tasarım bakışımı güçlendirdi”

M.: Eğitim hayatınızda İtalya ve Milano deneyimi dikkat çekiyor. Bu süreç tasarım yaklaşımınıza nasıl yansıdı?

Pınar Tanır Polat:

İtalya’daki NABA — Nuova Accademia di Belle Arti ve Domus Academy’de çift yüksek lisans eğitimimi tamamladım. Eşim Muhammet Serdar Polat ise iç mimarlık eğitimini Yeditepe Üniversitesi’nde tamamladıktan sonra, dünyanın en önemli mimarlık okullarından biri olan Politecnico di Milano Mimarlık Bölümü’nden mezun oldu.

Milano, tasarım ve mimarlık açısından dünyanın en önemli merkezlerinden biri. Orada yalnızca tasarım odaklı değil, multidisipliner bir eğitim sürecinden geçtik. Tasarımın tek bir başlık altında değerlendirilemeyecek kadar bütüncül bir alan olduğunu; mimarlık, iç mimarlık, malzeme, kullanıcı deneyimi, kültür, marka dili ve mekânın duygusuyla birlikte ele alınması gerektiğini öğrendik.

Eğitimlerimizi, dünyanın tasarım diline yön veren isimlerden almak; projelere daha katmanlı, daha analitik ve daha duyarlı yaklaşmamızı sağladı. Milano’da DC10 ve FORO Studio gibi uluslararası tasarım ortamlarında deneyim kazanmak, farklı kültürlerin mekâna yaklaşımını görmek ve tasarımın evrensel dilini profesyonel pratik içinde deneyimlemek bizim için çok değerliydi.

Bugün NO254 Design Studio’daki projelerimizde estetik, işlevsellik, malzeme dili ve kullanıcı deneyimini birlikte ele almaya özen gösteriyoruz. Her projeye yalnızca bir iç mekân tasarımı olarak değil, kullanıcıyla mekân arasında güçlü bir bağ kuran bütüncül bir tasarım süreci olarak yaklaşıyoruz.

Havuzlu

“Akaretler bizim için yalnızca bir lokasyon değil, ilham kaynağı”

M.: NO254 Design Studio’nun İstanbul Akaretler’de konumlanması firmanıza nasıl bir katkı sağlıyor?

Pınar Tanır Polat:

Akaretler, İstanbul’un tarihi dokusunu, tasarım kültürünü ve çağdaş yaşam anlayışını bir arada sunan çok özel bir bölge. Bizim için Akaretler yalnızca merkezi bir lokasyon değil, aynı zamanda ilham veren bir çevre. Burada sanat, mimarlık, tasarım, gastronomi ve şehir yaşamı sürekli etkileşim halinde. Bu atmosfer, tasarım pratiğimize de olumlu şekilde yansıyor.

Milano’dan Türkiye’ye döndükten sonra Akaretler’in mimari dokusu bize her zaman İtalya’daki yaşam ve tasarım kültürünü hatırlattı. Tarihi cepheleri, ölçeği, sokakla kurduğu ilişki ve kendine özgü ritmiyle burada olmak bize çok doğal geldi. Bu nedenle NO254 Design Studio’nun Akaretler’de konumlanması bizim için yalnızca stratejik bir tercih değil, aynı zamanda duygusal ve tasarımsal olarak da çok güçlü bir bağ taşıyor.

“Her proje kendi karakteriyle ele alınmalı”

M.: Projelerinizde temel tasarım yaklaşımınız nedir?

Pınar Tanır Polat: Biz her projeyi kendi bağlamı içinde değerlendiriyoruz. Mekânın konumu, kullanıcı profili, ihtiyaçları, bütçesi ve potansiyeli tasarım sürecinin temelini oluşturuyor. Tasarımda yalnızca estetik bir sonuç elde etmeyi değil, kullanıcının hayatını kolaylaştıran, mekâna değer katan ve uzun vadede sürdürülebilir çözümler üretmeyi önemsiyoruz. Her mekânın bir kimliği olduğuna inanıyoruz ve bu kimliği doğru okumaya çalışıyoruz.

“Konutlarda kişiselleştirilmiş yaşam alanları öne çıkıyor”

M.: Son dönemde konut projelerinde hangi talepler öne çıkıyor?

Pınar Tanır Polat:

Konut projelerinde artık standart çözümlerden çok, kullanıcıya özel kurgulanmış yaşam senaryoları öne çıkıyor. Her evin kendi kullanıcısıyla birlikte şekillenen ayrı bir dili, ritmi ve ihtiyacı var. Bu nedenle tasarım sürecinde yalnızca mekânın ölçülerine ya da fonksiyonlarına değil; proje sahiplerinin yaşı, mesleği, kültürel birikimi, yaşam alışkanlıkları ve günlük rutinlerine de odaklanıyoruz.

Bir konutun karakterini belirleyen en önemli unsurlardan biri, içinde yaşayacak kişinin kimliğidir. Kimi kullanıcı daha sakin, doğal ve yalın bir atmosfer isterken; kimi kullanıcı daha güçlü malzeme dili, daha belirgin aydınlatma senaryoları ya da daha temsil gücü yüksek alanlar talep edebiliyor. Bu noktada iç mimarlık, yalnızca estetik kararlar üretmekten çıkıp, kullanıcının yaşam biçimini mekâna doğru şekilde tercüme eden bir tasarım pratiğine dönüşüyor.

Açık plan çözümleri, depolama alanları, çalışma köşeleri, doğal malzemeler, doğru aydınlatma kurgusu ve sürdürülebilir ürün tercihleri bugün konut tasarımında daha fazla önem kazanıyor. Ev artık yalnızca barınma alanı değil; çalışma, dinlenme, sosyalleşme ve kişisel yaşamın bir arada kurgulandığı çok katmanlı bir yaşam alanı olarak ele alınıyor.

Pınar Tanır Polat Doğru Tasarım Gayrimenkule Değer Katar2

“Ticari mekânlarda tasarım, markanın sessiz dili haline geliyor”

M.: Ticari alan ve ofis projelerinde nasıl bir yaklaşım benimsiyorsunuz?

Pınar Tanır Polat:

Ticari alan ve ofis projelerinde tasarımı, markanın kimliğini mekân üzerinden anlatan güçlü bir iletişim dili olarak ele alıyoruz. Bir ofis, mağaza, showroom, restoran ya da hizmet alanı tasarlanırken yalnızca estetik etki değil; kullanıcı deneyimi, mekânın akışı, ışık kurgusu, malzeme dili, renk dengesi ve fonksiyonel ihtiyaçlar bir bütün olarak düşünülmeli.

Günümüz dünyasında sosyal medyanın etkisiyle birlikte mekânların görünürlüğü ve hafızada kalıcılığı da çok daha önemli hale geldi. Artık kullanıcı yalnızca bir mekânı deneyimlemiyor; aynı zamanda o mekânla ilişki kuruyor, fotoğraflıyor, paylaşıyor ve markayı bu atmosfer üzerinden algılıyor. Bu nedenle ticari projelerde tasarımın hem fiziksel deneyime hem de görsel hafızaya hitap etmesi gerektiğine inanıyoruz.

Biz NO254 Design Studio olarak ticari alanlarda markanın karakterini doğru okuyan, kullanıcıyla güçlü bağ kuran, estetik olarak rafine ama aynı zamanda işlevsel ve sürdürülebilir mekânlar tasarlamayı hedefliyoruz. Her projede markanın duruşunu, hedef kitlesini ve mekânın kullanım senaryosunu birlikte değerlendirerek, yalnızca güzel görünen değil, yaşayan ve çalışan alanlar üretmeye özen gösteriyoruz.

“Doğru iç mimari, gayrimenkul değerini doğrudan yükseltir”

M.: İç mimarlık ve tasarımın gayrimenkul değerine etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Pınar Tanır Polat: Doğru tasarlanmış bir mekân, gayrimenkulün değerini artıran çok önemli bir unsurdur. Satış ve kiralama süreçlerinde iyi planlanmış, kaliteli malzeme kullanılmış, estetik ve fonksiyonel alanlar daha hızlı karşılık buluyor. Bugün kullanıcılar yalnızca metrekareye değil, mekânın yaşam kalitesine, tasarım diline ve kullanım konforuna bakıyor. Bu nedenle iç mimarlık, gayrimenkul yatırımının tamamlayıcı ve değer artırıcı bir parçası haline geldi.

“Zamansız, sade ve sürdürülebilir tasarımları önemsiyoruz”

M.: NO254 Design Studio’nun tasarım çizgisini nasıl tanımlarsınız?

Pınar Tanır Polat:

NO254 Design Studio’nun tasarım çizgisini; zamansız, sade, güçlü ama bağırmayan bir dil olarak tanımlayabiliriz. Bizim için iyi tasarım, ilk bakışta kendini fazla anlatmaya çalışmayan; detayları, malzeme kalitesi, oranları ve atmosferiyle zaman içinde hissedilen bir değer yaratmalı.

Trendleri elbette takip ediyoruz ancak her projede trend olanı doğrudan uygulamak yerine, mekânın kimliğine, kullanıcının yaşam biçimine ve projenin ruhuna en doğru karşılığı arıyoruz. Sessiz bir lüks anlayışını önemsiyoruz. Gösterişli olmaktan çok rafine, abartıdan uzak ama kullanıcısına değerli hissettiren mekânlar tasarlamaya çalışıyoruz.

Kaliteli malzeme, doğru detay çözümü, iyi işçilik, dengeli ışık kurgusu ve yalın bir tasarım dili bizim için tasarımın temel taşları. Bir mekânın yalnızca bugün güzel görünmesini değil; yıllar sonra da karakterini, kullanım değerini ve estetik gücünü korumasını hedefliyoruz.

“Öğrencilerime de tasarımın sorumluluk gerektirdiğini anlatıyorum”

M.: Akademisyen kimliğiniz tasarım pratiğinizi nasıl etkiliyor?

Pınar Tanır Polat: Akademide olmak, sürekli araştırmayı, okumayı ve yeni yaklaşımları takip etmeyi gerektiriyor. Bu da mesleki pratiğime önemli katkı sağlıyor. Öğrencilerime tasarımın yalnızca estetik bir üretim olmadığını; insan yaşamına, çevreye, kültüre ve kente karşı sorumluluk taşıyan bir alan olduğunu anlatmaya çalışıyorum. Aynı bakış açısını NO254 Design Studio’daki projelerimize de yansıtıyoruz.

“NO254 olarak nitelikli ve özgün projeler üretmeye devam edeceğiz”

M.: Önümüzdeki dönem hedefleriniz neler?

Pınar Tanır Polat:

NO254 Design Studio olarak hâlihazırda hem yurtiçinde hem de yurtdışında farklı ölçeklerde projeler geliştiriyoruz. Önümüzdeki dönemde de bu üretimi daha geniş bir coğrafyaya taşıyarak; konut, ticari alan, ofis ve hospitality projelerinde nitelikli, zamansız ve kullanıcı odaklı mekânlar tasarlamaya devam etmeyi hedefliyoruz.

Akademik birikimimizi, Milano’da şekillenen uluslararası bakış açımızı ve saha deneyimimizi bir araya getirerek, hem Türkiye’de hem de yurtdışında daha fazla projeye değer katmak istiyoruz.

“Mekânlar doğru tasarımla insan hayatına değer katar”

M.: Son olarak Emlakhaberi.com okuyucularına ne söylemek istersiniz?

Pınar Tanır Polat:

Mekânlar, hayatımızın arka planı gibi görünse de aslında ruh halimizi, üretkenliğimizi, ilişkilerimizi ve günlük yaşam kalitemizi doğrudan etkileyen çok güçlü alanlardır. Bu nedenle tasarım bizim için yalnızca estetik bir tercih değil; doğru planlandığında insan hayatına dokunan, yaşamı kolaylaştıran ve değer katan bir ihtiyaçtır.

İyi tasarlanmış bir mekân; kullanıcısına aidiyet, konfor ve değer hissi verirken, aynı zamanda gayrimenkulün de uzun vadeli niteliğini artırır. Biz NO254 Design Studio olarak her projeye bu bilinçle yaklaşıyoruz. Mekânın potansiyelini doğru okumaya, kullanıcıyla güçlü bir bağ kuran, zamansız ve nitelikli alanlar üretmeye özen gösteriyoruz.

Emlakhaberi.com okuyucularına da şunu söylemek isterim; doğru tasarım, yalnızca bugünün ihtiyacına cevap vermez. Yıllar içinde yaşam kalitenizi, mekânla kurduğunuz ilişkiyi ve yatırım değerini de güçlendirir.

Muhabir: Merve Varinli