Türkiye’de konut ve iş yeri kiralarında yaşanan hızlı artış, hem vatandaşların yaşam maliyetini hem de işletmelerin sürdürülebilirliğini zorlamaya devam ediyor. Özellikle İstanbul ve büyükşehirlerde kira bedellerinin asgari ücret seviyelerine yaklaşması, dar ve orta gelirli vatandaşların barınma sorununu daha da derinleştirirken, ticari işletmelerde de kapanma riskini artırıyor.
Emlakhaberi Genel Yayın Yönetmeni Kadir Özel, kira artışlarının artık kontrol edilmesi gereken ekonomik bir başlık haline geldiğini belirterek, hükümetin bu konuda acil eylem planı hazırlaması gerektiğini söyledi.
“Kira artışları enflasyonu besleyen ana kalemlerden biri haline geldi”
Son dönemde kira fiyatlarının yalnızca barınma maliyetini değil, genel enflasyon baskısını da artırdığına dikkat çeken Özel, özellikle büyükşehirlerde konut kiralarının vatandaşın gelir seviyesini aşan noktalara ulaştığını ifade etti.
Kadir Özel, “İstanbul ve büyükşehirlerde en düşük kira rakamları bile birçok bölgede asgari ücretlinin bir aylık maaşına eşit hale geldi. Bu tablo sürdürülebilir değil. Kira artışları bu hızla devam ederse hem konut kiracısı hem iş yeri kiracısı için ödenemeyecek rakamlar ortaya çıkacak. Bu durum mahkemelerde kira davalarının daha da artmasına neden olur” dedi.

Sabit kira artış modeli yeniden gündeme gelebilir
Geçmiş dönemde uygulanan kira artış sınırlamasının yeniden gündeme alınması gerektiğini belirten Özel, mevcut sistemde yıllık artışların yüksek seviyelerde kalmasının kiracı–mülk sahibi ilişkisini daha da gerginleştirdiğini söyledi.
Özel, “Hükümet daha önce kira artışlarını sınırlayan bir model uygulamıştı. Bugünkü piyasa koşullarında benzer bir düzenlemenin yeniden değerlendirilmesi gerekiyor. Aksi halde kiralar gelir artışlarının çok üzerinde yükselmeye devam edecek ve sosyal sorunlar daha da büyüyecek” ifadelerini kullandı.
Kafe ve restoranlar yüksek kiralar nedeniyle zorlanıyor
Konut kiralarının yanında iş yeri kiralarındaki artışın da birçok esnafı çıkmaza sürüklediğini belirten Özel, özellikle kafe, restoran ve hizmet sektörü işletmelerinin yüksek kira baskısı altında rekabet edemez hale geldiğini vurguladı.
Özel’e göre birçok işletme, yalnızca dükkânın iç alanı için değil, bina önü, kaldırım kenarı veya dışa çıkıntı olarak kullanılan alanlar için de yüksek bedellerle karşı karşıya kalıyor.
Kadir Özel, “Bazı mülk sahipleri, kendi tapulu mülkü olmayan dış kullanım alanlarını da kira pazarlığının parçası haline getiriyor. Özellikle kafe ve restoran gibi işletmeler, bu alanları kullanmak zorunda kaldığında çok daha yüksek kira talepleriyle karşılaşıyor. Bu da işletmelerin maliyetini artırıyor, ürün fiyatlarına yansıyor ve sonuçta enflasyonu besleyen bir unsur haline geliyor” dedi.
“Boş dükkânlar piyasayı kilitliyor”
Özel, ticari gayrimenkul piyasasında en önemli sorunlardan birinin de yüksek fiyatla satın alınan ve uzun süre boş tutulan dükkânlar olduğunu söyledi.
Bazı inşaat firmalarının projelerde ticari alanları yüksek beklentilerle sattığını belirten Özel, bu dükkânları alan yatırımcıların bekledikleri kira gelirini elde edemediklerinde dükkânları uzun süre boş bırakmayı tercih ettiğini ifade etti.
Özel, “İnşaat firmaları birçok projede boş duvar olarak teslim edilen dükkânları yüksek fiyatlarla satıyor. Satış aşamasında yatırımcıya yüksek kira beklentisi sunuluyor. Ancak piyasa gerçekleri bu rakamları karşılamayınca dükkân sahibi ya çok yüksek kira istiyor ya da dükkânı yıllarca boş tutuyor. Bazı bölgelerde 8–10 yıl boş kalan dükkânlar var. Bu durum hem ticari hayatı zayıflatıyor hem de kira piyasasını yapay şekilde yukarıda tutuyor” diye konuştu.
Boş kalan dükkânlara farklı vergi önerisi
Kadir Özel, uzun süre boş tutulan ticari gayrimenkuller için farklı bir vergi modelinin değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Özellikle şehir merkezlerinde ve yoğun konut projelerinin altında yer alan boş dükkânların, hem bölge ekonomisine hem de esnaf hareketliliğine zarar verdiğini belirtti.
Özel, “Bir dükkân yıllarca boş tutuluyorsa burada sadece mal sahibinin tercihi değil, piyasa dengelerini etkileyen bir sonuç da ortaya çıkıyor. Devletin boş kalan ticari gayrimenkuller konusunda farklı bir vergi uygulaması geliştirmesi gerekiyor. Böylece dükkânların makul kira bedelleriyle piyasaya kazandırılması sağlanabilir” dedi.
Kira davalarında artış uyarısı
Kira bedellerindeki hızlı yükselişin hukuk sistemine de yansıyacağını belirten Özel, önümüzdeki dönemde kira tespit ve tahliye davalarında artış yaşanabileceğini söyledi.
Özel, “Kiracı ödeyemiyor, mülk sahibi beklediği geliri alamadığını düşünüyor. Bu tablo iki tarafı da mahkemeye taşıyor. Eğer kira piyasasında makul denge kurulmazsa, önümüzdeki dönemde kira davaları daha da artacaktır” değerlendirmesinde bulundu.
“Acil eylem planı şart”
Kadir Özel, kira sorununun yalnızca piyasa şartlarına bırakılamayacak kadar önemli hale geldiğini belirterek, hem konut hem iş yeri kiraları için kapsamlı bir yol haritasına ihtiyaç olduğunu söyledi.
Özel, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Bugün kira meselesi artık sadece ev sahibi ile kiracı arasında yaşanan bireysel bir anlaşmazlık değildir. Konut kiraları vatandaşın geçimini, iş yeri kiraları ise esnafın ayakta kalmasını doğrudan etkiliyor. Kira fiyatları bu şekilde kontrolsüz artmaya devam ederse, hem sosyal hem ekonomik açıdan daha büyük sorunlarla karşılaşırız. Bu nedenle hükümetin acil eylem planı hazırlaması, kira artışlarını makul seviyeye çekecek ve boş ticari alanları ekonomiye kazandıracak yeni modeller geliştirmesi gerekiyor.”
Next




