Gayrimenkul sektörü milyonlarca insanın hayatını ve milyarlarca liralık yatırımı doğrudan ilgilendirirken, televizyon kanallarında yayınlanan bazı haber ve programlarda uzmanlık kriterlerinin yeterince dikkate alınmaması tartışma konusu oldu ve olmaya devam ediyor.
Özellikle konut fiyatları, kira artışları, arsa yatırımları, tapu işlemleri, kredi koşulları, kentsel dönüşüm ve gayrimenkul piyasasının geleceğine ilişkin haberlerde, konu hakkında yeterli bilgi ve saha deneyimine sahip olmayan kişilerin “uzman” sıfatıyla ekrana çıkarılması, kamuoyunun yanlış yönlendirilmesi riskini beraberinde getiriyor.
Her Görüş Uzman Görüşü Değildir
Gayrimenkul piyasası; yalnızca alım-satım yapan kişilerden oluşan basit bir alan değil. Hukuk, finans, ekonomi, şehircilik, imar mevzuatı, değerleme, tapu uygulamaları ve yerel piyasa dinamikleri gibi birçok farklı uzmanlık alanını içerisinde barındırıyor.
Buna rağmen bazı televizyon yayınlarında, yalnızca bir emlak işletmesinde görev yapan, bir gayrimenkul zincirinin yöneticisi olan veya sektörde belirli bir ticari faaliyeti bulunan kişilerin, konunun tamamına ilişkin genel geçer değerlendirmeler yapan “uzman” konumunda sunulduğu görülüyor.
Elbette sektörde faaliyet gösteren kişilerin görüşleri değerlidir. Ancak ticari deneyim ile akademik, hukuki veya teknik uzmanlığın aynı şey olmadığı gerçeğinin de göz ardı edilmemesi gerekiyor.
Bir kişinin kamera karşısında kendisini iyi ifade etmesi, düzgün giyinmesi, sosyal medyada görünür olması veya televizyon programlarına sık sık çıkması, tek başına onu gayrimenkul piyasasının uzmanı haline getirmiyor.
Haber mi, Tanıtım mı?
Asıl tartışılması gereken konulardan biri ise haber ile tanıtım arasındaki çizginin korunup korunmadığı.
Bir kişi veya şirket, ticari ilişkileri nedeniyle sürekli olarak haberlerde öne çıkarılıyor, buna karşılık görüşlerinin uzmanlık alanı ve dayanağı sorgulanmıyorsa burada gazetecilik açısından ciddi bir soru işareti ortaya çıkıyor.
Gazeteciliğin temel görevi, ekrana en kolay ulaşabilen kişiyi değil, konuyu en doğru şekilde açıklayabilecek kaynağı bulmaktır.
Eğer bir kişi görüşünü ticari bir amaçla aktarıyorsa bunun haber mi, reklam mı, sponsorluk mu veya tanıtım içeriği mi olduğu konusunda da izleyicinin yanıltılmaması gerekir.
Gayrimenkul Haberleri Milyonlarca İnsanı İlgilendiriyor
Bir televizyon kanalında “Konut fiyatları düşecek”, “Ev almak için doğru zaman”, “Kiralar şu kadar artacak”, “Arsa yatırımı kesin kazandırır” veya “Bu bölgede fiyatlar uçacak” gibi ifadeler kullanıldığında, bu sözler yalnızca bir televizyon programındaki sohbet olarak kalmıyor.
İnsanlar bu açıklamalara güvenerek hayatlarının en büyük finansal kararlarından birini verebiliyor.
Bu nedenle gayrimenkul haberlerinde kullanılan her bilgi; mümkün olduğunca veriye, mevzuata, resmi kaynaklara ve gerçek saha deneyimine dayandırılmalı.
Özellikle yatırım tavsiyesi niteliğine dönüşebilecek açıklamalarda daha fazla özen gösterilmesi gerekiyor.
Televizyon Kanallarına Açık Çağrı
Buradan televizyon kanallarına ve gayrimenkul haberlerini hazırlayan editörlere açık bir çağrıda bulunmak istiyoruz:
Gayrimenkul haberlerinde gerçekten uzman kişilere mikrofon uzatın.
Sektörde yıllardır çalışan, sahayı bilen, mevzuatı takip eden, yaptığı değerlendirmelerin arkasında veri ve deneyim bulunan kişilerden görüş alın.
Gerekirse aynı konuda farklı uzmanların görüşlerini karşılaştırın.
Bir emlak işletmesinin yöneticisi kendi faaliyet alanı konusunda önemli bilgiler verebilir. Bir değerleme uzmanı taşınmaz değerlemesi konusunda konuşabilir. Bir gayrimenkul hukukçusu hukuki boyutu açıklayabilir. Bir ekonomist finansal göstergeleri değerlendirebilir. Akademisyen ise piyasayı bilimsel veriler üzerinden analiz edebilir.
Doğru habercilik, doğru kişiye doğru soruyu sormaktan geçer.
“Kim Daha Çok Konuşuyor?” Değil, “Kim Gerçekten Biliyor?”
Medyanın görevi, en çok konuşanı veya ekranda en rahat duran kişiyi bulmak değil; doğru bilgiye ulaşarak bunu kamuoyuna aktarmaktır.
Gayrimenkul sektöründe de ölçüt; kişinin ne kadar tanındığı, kaç kez televizyona çıktığı veya ne kadar etkili konuştuğu olmamalı.
Asıl soru şu olmalı:
“Bu kişi, hakkında konuştuğu konuda gerçekten ne kadar bilgi ve deneyime sahip?”
Bu sorunun cevabı verilmeden yapılan yayınlar, toplumdaki bilgi kirliliğini azaltmak yerine artırabilir.
Gayrimenkul gibi milyonlarca insanın ekonomik kararlarını etkileyen bir alanda, yanlış veya eksik bilginin bedelini sonunda izleyici, yatırımcı, ev sahibi, kiracı ve sektörde gerçekten emek veren profesyoneller ödüyor.
Gazetecilikte Sorumluluk Vazgeçilmezdir
Bu nedenle televizyon kanallarının reyting, görünürlük veya ticari ilişkiler kadar gazetecilik etik ilkelerini ve kamuoyuna karşı sorumluluğunu da gözetmesi gerekiyor.
Hiç kimse yalnızca ekranda görünmek istediği için “uzman” olarak sunulmamalı.
Hiçbir ticari ilişki, bir kişinin uzman olmadığı bir konuda uzman gibi gösterilmesinin gerekçesi olmamalı.
Ve hiçbir haber kuruluşu, doğruluğu yeterince araştırılmamış bilgilerin yayılmasına aracılık etmemeli.
Gayrimenkul sektöründe artık daha fazla ses değil, daha fazla doğru bilgiye ihtiyaç var.
Televizyon kanallarına çağrımız nettir:
Mikrofonu en çok konuşana değil, konuyu en iyi bilene uzatın.
Çünkü haberin amacı ekranı doldurmak değil, toplumu doğru bilgilendirmektir.
“Ben Yıllardır Bu İşin İçindeyim” Demek Tek Başına Yeterli mi?
Elbette bu kişilere mikrofon uzatıldığında, büyük ihtimalle kendilerini savunacak güçlü gerekçeleri olacaktır.
Biri, “Benim şu kadar yıllık gayrimenkul deneyimim var, benden iyi kim bilebilir?” diyecektir.
Bir diğeri, “Yıllardır emlakçılar odası başkanlığı yapıyorum, sektörün içindeyim” diyerek görüşünün doğruluğunu savunacaktır.
Bir başka isim ise “Benim güçlü bir gayrimenkul markam var, yüzlerce ofisimiz bulunuyor, sektörel bir komitede başkan yardımcılığı yapıyorum” diyerek sahip olduğu pozisyonu referans gösterecektir.
Bunların tamamı elbette önemli deneyimler ve görevlerdir. Ancak burada sorulması gereken asıl soru şudur:
Bir sektörde uzun yıllar çalışmak veya önemli bir kurumsal görev üstlenmek, o sektörün her konusu hakkında otomatik olarak uzman olmak anlamına gelir mi?
Bizce mesele tam da burada başlıyor.
Bir emlak işletmecisinin saha deneyimi çok değerli olabilir. Bir oda başkanının sektörel sorunlara ilişkin önemli birikimi bulunabilir. Büyük bir gayrimenkul markasının yöneticisi piyasadaki gelişmeleri yakından takip ediyor olabilir.
Ancak konut fiyatlarının geleceği, kira politikaları, tapu mevzuatı, imar hukuku, gayrimenkul değerleme, konut finansmanı, yatırım kararları veya ekonomik göstergeler gibi birbirinden farklı uzmanlık alanlarında aynı kişinin her konuda en doğru değerlendirmeyi yapacağını kabul etmek doğru değildir.
Üstelik televizyon ekranında söylenen bir cümle, izleyici tarafından çoğu zaman “uzman görüşü” olarak algılanmaktadır.
Bu nedenle televizyon kanallarının yalnızca kişinin unvanına, tanınırlığına, konuşma kabiliyetine veya temsil ettiği markanın büyüklüğüne bakmak yerine, sorulan sorunun niteliğine göre doğru uzmanı belirlemesi gerekiyor.
Çünkü mesele “Kim daha kıdemli?” meselesi değil.
Mesele, “Bu sorunun doğru cevabını kim, hangi bilgiye, hangi veriye ve hangi uzmanlığa dayanarak verebilir?” sorusudur.
Ve gazetecilik açısından asıl ölçüt de bu olmalıdır.
Next




