Çatalca'nın her mahallesinde kaçak yapılaşmanın devam ettiği bir çok kaçak yapıların yapılaşma iddiası, belediyenin denetim mekanizmasının ne kadar etkin çalıştığı sorusunu gündeme taşıdı.

Çatalca’nın doğal ve tarımsal dokusunun korunması, yıllardır ilçenin en önemli şehircilik başlıklarından biri. Buna karşın özellikle kırsal alanlarda tarla vasfındaki taşınmazlarda yapılaşma iddialarının gündeme gelmesi, “İmar mevzuatı gerçekten herkes için aynı şekilde mi uygulanıyor?” sorusunu beraberinde getiriyor.

Çatalca ilçesinin her mahallesinde bulunduğu belirtilen söz konusu taşınmazla ilgili iddialara göre yapılaşma faaliyetleri devam ediyor.

Buradaki asıl soru ise yalnızca bir parselde yapı yapılıp yapılmadığı değil.

Asıl mesele, iddia edilen aykırı yapılaşmanın ilgili kurumlar tarafından ne zaman tespit edildiği, hangi işlemlerin uygulandığı ve eğer herhangi bir işlem yapılmadıysa bunun gerekçesinin ne olduğu.

TARLA MI, YAPILAŞMA ALANI MI?

İddialara konu taşınmazın tapu niteliğinin “tarla” olduğu belirtiliyor. Ancak bir taşınmazın tapudaki niteliği tek başına yapılaşma hakkını belirleyen unsur değil; parselin yürürlükteki imar planındaki fonksiyonu, plan notları ve ilgili mevzuatın birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.

Çatalca Belediyesi de ilçenin planlı gelişimine ilişkin resmi açıklamasında, planı olmayan mahallelerde imar planı çalışmalarının sürdüğünü ve planlı kentleşmeyi hedeflediğini belirtiyor. Subaşı Mahallesi için de 1/1000 ölçekli uygulama imar planının 13 Ocak 2017 tarihli olduğu belediyenin faaliyet raporunda yer alıyor.

Dolayısıyla kamuoyunun beklediği cevap son derece açık:

157 ada 11 parselin mevcut imar durumu nedir?

Bu parselde devam ettiği öne sürülen yapılaşmanın ruhsatı veya yasal dayanağı var mıdır?

Varsa hangi mevzuata ve hangi izinlere dayanmaktadır?

Yoksa bugüne kadar hangi idari işlemler gerçekleştirilmiştir?

Bu soruların cevabı verilmeden yapılacak her değerlendirme eksik kalacaktır.

ÇATALCA BELEDİYESİ’NİN KENDİ HEDEFİ NE DİYOR?

Konunun dikkat çekici taraflarından biri de Çatalca Belediyesi’nin kendi stratejik planında yer alan hedefler.

Belediyenin 2024-2029 Stratejik Planı'nda “İmar Mevzuatına Aykırı Kaçak Yapılarla Mücadele Etmek” açık bir hedef olarak yer alıyor. Bu hedef kapsamında kaçak yapıların tespit edilmesi ve cezai işlem uygulanması öngörülüyor.

Bu durumda kamuoyunun sorması son derece doğal:

Eğer kaçak yapılaşma tespit ediliyorsa neden hâlâ devam edebiliyor?

Tespit edilmiyorsa denetim mekanizması nerede devreye giriyor?

Tespit edilmişse hangi tarihte hangi işlem yapıldı?

Çünkü mevzuata aykırı yapılaşmayla mücadele yalnızca kâğıt üzerinde belirlenen bir stratejik hedef olarak kalmamalı; sahada da karşılığını bulmalı.

“MUHTEŞEM İKİLİ” TARTIŞMASI: YETKİLİLERDEN CEVAP BEKLENİYOR

Çatalca'nın her bölgesinde kaçak yapılaşma iddiaları üzerinden özellikle Çatalca Belediye Başkan Yardımcısı Burak Tan ile İmar alanından sorumlu Başkan Yardımcısı Edip Üner’in tutumu da kamuoyunun gündemine geliyor. Bu isimlerin bu kaçak yapılarla gündeme gelmesi bu işin içinde bu iki kişi mi daha çok etkili pastanın büyüklerini bunlar mı yiyor sorusu gündeme geliyor?

Burada herhangi bir kişi hakkında peşin hüküm vermek yerine sorulması gereken sorular açık:

Söz konusu parsel belediyenin bilgisi dahilinde mi?

Yerinde denetim gerçekleştirildi mi?

Yapı ruhsatı veya başka bir yasal izin mevcut mu?

Yapı mevzuata aykırıysa mühürleme, yapı tatil tutanağı, encümen işlemi veya yıkım yönünde herhangi bir süreç başlatıldı mı?

Eğer işlem yapıldıysa kamuoyunun bunun gerekçesini ve sonucunu bilme hakkı bulunuyor.

Eğer işlem yapılmadıysa bunun da gerekçesinin kamuoyuna açıklanması gerekiyor.

“NASIL OLSA YAPILDI, SONRA BAKARIZ” ANLAYIŞI MI?

Kırsal alanlarda kaçak yapılaşma konusunda en büyük risklerden biri, yapı tamamlandıktan sonra müdahale edilmesinin zorlaşması.

Çünkü bugün bir tarlada başlayan küçük bir yapılaşma, yarın çevresindeki başka parseller için de emsal oluşturabiliyor.

Bir yapı yükseliyor.

Ardından başka bir yapı geliyor.

Sonra yol açılıyor.

Elektrik, su ve diğer altyapı talepleri ortaya çıkıyor.

Bir süre sonra başlangıçta tarımsal niteliği bulunan alan, fiili olarak yapılaşmış bir bölgeye dönüşebiliyor.

İşte bu nedenle denetimin yapı tamamlandıktan sonra değil, yapılaşmanın ilk aşamasında yapılması kritik önem taşıyor.

Çatalca gibi geniş kırsal alana sahip bir ilçede bu konu yalnızca tek bir parselin meselesi olarak görülmemeli.

BELEDİYENİN 2026’DA KAÇAK YAPI YIKIMI İHALESİ DE VAR

Çatalca Belediyesi’nin 2026 yılında “Kaçak Yapıların Yıkılması İşi” başlığıyla bir ihale süreci yürüttüğüne ilişkin kayıtlar da bulunuyor. İhale dokümanında belediyenin sorumluluk sahasındaki kaçak yapıların yıkımına yönelik 8 iş kaleminden söz ediliyor.

Bu durum, ilçede kaçak yapılaşmaya yönelik idari mücadele mekanizmasının bulunduğunu gösteriyor.

Tam da bu nedenle Subaşı’ndaki iddialar daha fazla önem kazanıyor.

Eğer mevzuata aykırı bir yapı varsa neden hâlâ sahada?

İşlem yapılmışsa neden yapılaşmanın devam ettiği görülüyor?

İşlem yapılmamışsa bunun hukuki ve idari gerekçesi nedir?

Kamuoyunun istediği şey ayrıcalık değil, eşit uygulama ve şeffaf denetimdir.

TARIM ARAZİLERİ KİMSENİN ÖZEL OYUN ALANI DEĞİL

Çatalca’nın tarım arazileri, ormanları ve kırsal alanları yalnızca bugünün değil, gelecek kuşakların da ortak değeridir.

Bu alanların plansız ve mevzuata aykırı yapılaşmayla parça parça dönüşmesi, yalnızca bir imar problemi olarak değerlendirilemez.

Bu aynı zamanda şehircilik, çevre, tarım ve kamu yönetimi meselesidir.

Vatandaşın yıllarca imar beklediği, ruhsat almak için çeşitli prosedürlerden geçtiği bir ortamda başka bir yerde mevzuata aykırı yapılaşmanın göz ardı edildiği algısının oluşması, kamu yönetimine duyulan güven açısından ciddi bir sorun yaratır.

Bu nedenle yetkililerin sessiz kalmak yerine belgeleri ortaya koyması gerekiyor.

Bir çok Kaçak yapının durumu ne oluyor?

Yapı yasal mı, değil mi?

Ruhsat var mı, yok mu?

Denetim yapıldı mı?

Yapı tatil tutanağı düzenlendi mi?

Mühürleme veya yıkım kararı var mı?

Varsa uygulama hangi aşamada?

Kamuoyunun beklediği cevaplar bunlar.

ÇATALCA’DA SORU BASİT: KURAL HERKES İÇİN AYNI MI?

Çatalca’da kaçak yapılaşma iddiaları gündemdeyken kamuoyunun yanıt beklediği sorular giderek çoğalıyor:

İmar kuralları ve kaçak yapılar konusunda herkese aynı işlem mi uygulanıyor, yoksa nüfuzlu olduğu düşünülen kişiler için farklı bir uygulama mı söz konusu?

Eğer mevzuata aykırı yapılara ilişkin herhangi bir bedel, harç, ceza veya başka bir ödeme talep ediliyorsa, bunun hangi yasal düzenlemeye dayanarak istendiği, ne kadar olduğu, kimin tarafından tahsil edildiği ve karşılığında resmi belge düzenlenip düzenlenmediği de kamuoyuna açıkça anlatılmalı.

Daha da önemlisi:

Bu ödemeler resmi olarak Çatalca Belediyesi’nin hesaplarına mı aktarılıyor?

Belediyenin resmi gelir kayıtlarında yer alıyor mu?

Vatandaşa makbuz veya resmi tahsilat belgesi veriliyor mu?

Kaçak yapılaşmayla ilgili uygulanan idari para cezaları ve diğer tahsilatlar hangi hesapta toplanıyor?

Kamuoyunun beklentisi son derece açık: İmar kuralları herkes için eşit uygulanmalı, yapılan tüm tahsilatlar yasal dayanağı ve resmi kayıtlarıyla şeffaf biçimde ortaya konulmalıdır.

Çatalca’da tartışılması gereken mesele yalnızca “Kaçak yapı var mı, yok mu?” sorusuyla sınırlı değil.

Asıl soru şu:

Kural gerçekten herkes için aynı mı?

Çatalca Belediyesi’nin resmi hedeflerinde kaçak yapılarla mücadele açıkça yer alıyor. Geçmiş yıllarda da Subaşı'nın aralarında bulunduğu bazı mahallelerde imara aykırı yapıların yıkıldığı kamuoyuna yansımıştı.

Bugün ise aynı ilçede yeni kaçak yapılaşma iddialarının gündeme gelmesi, belediyenin sahadaki denetim politikasının yeniden sorgulanmasına neden oluyor.

Tarlalar yapılaşmaya açılırken kim, ne zaman ve nasıl müdahale edecek?

Çatalca'nın geleceği açısından mesele yalnızca bugün yükselen birkaç duvar değildir.

Mesele, imar mevzuatının gerçekten uygulanıp uygulanmadığıdır.

Ve bunun cevabını vermesi gerekenler de vatandaş değil, yetkili kurumlardır.

Kamuoyu şimdi Çatalca Belediyesi’nden açık, somut ve belgeli bir açıklama bekliyor.