Anadolu Yakası’nda yükselen yeni siluet… Bir zamanların gecekondu dokusuyla anılan Fikirtepe, bugün dev rezidans blokları ve onlarca katlı yapılarıyla bambaşka bir kimliğe büründü. Kentsel dönüşümün en iddialı projelerinden biri olarak gösterilen bölge, kimilerine göre modern şehircilik örneği; kimilerine göre ise “yeni bir yoğunluk sorunu”.

Fikirtepe’de yükselen yapıların ölçeği ve nüfus yoğunluğu, kamuoyunda sık sık Esenyurt ile kıyaslanıyor. Özellikle yüksek katlı ve birbirine oldukça yakın konumlanan projeler üzerinden “küçük Esenyurt mu oluyor?” sorusu soruluyor.

Yüksek Katlı Yaşam: Konfor mu, Sosyolojik Risk mi?

Şehir plancıları uzun zamandır yüksek yoğunluklu konut alanlarının sadece fiziksel değil, sosyolojik etkilerinin de dikkate alınması gerektiğini vurguluyor.

  • Aynı parsel içinde binlerce kişinin yaşaması

  • Sosyal donatı alanlarının yetersiz kalma ihtimali

  • Komşuluk kültürünün zayıflaması

  • Güvenlik ve aidiyet duygusunun azalması

Bu başlıklar, eleştirilerin merkezinde yer alıyor.

Ancak yüksek katlı yapıların doğrudan “suç üretir” ya da “suçlu barındırır” şeklinde genellenmesi, bilimsel olarak kesinleşmiş bir veri değil. Kriminoloji araştırmaları, suç oranlarının yalnızca bina yüksekliğiyle değil; gelir dağılımı, eğitim seviyesi, kamusal hizmet kalitesi, sosyal entegrasyon ve yerel yönetim politikalarıyla bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor.

“Gerçek Sahipler Gider mi?” Tartışması

Fikirtepe’de bir diğer tartışma ise demografik değişim üzerine.

Bazı uzmanlara göre:

  • Bölgedeki eski hak sahipleri yüksek aidat ve yaşam maliyetleri nedeniyle taşınabilir.

  • Evler yatırım amacıyla alındıysa, kiracı sirkülasyonu artabilir.

  • Bu durum mahalle kimliğinin hızlı değişimine yol açabilir.

Ancak bu senaryo bir “olasılık”. Aynı projelerde güçlü site yönetimi, etkin güvenlik sistemi ve sürdürülebilir sosyal alan planlaması olduğunda tam tersine yüksek gelir grubunun kalıcı yerleşimi de mümkün olabiliyor.

Bakanlık Perspektifi

Projenin temel dayanağı, kentsel dönüşüm politikaları çerçevesinde yürütülen planlamalar. Türkiye Cumhuriyeti Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Fikirtepe’yi uzun süredir “riskli alan dönüşümü” kapsamında ele alıyor. Bakanlık açısından temel öncelik, depreme dayanıklı yapı stokunun oluşturulması ve eski yapıların yenilenmesi.

Eleştiriler ise daha çok şu soruya odaklanıyor:
“Depreme dayanıklı olmak yeterli mi, yoksa yaşanabilir kent dokusu da aynı ölçüde önemli mi?”

Fikirtepe’nin Geleceği Ne Olur?

Fikirtepe’nin kaderi, yalnızca bina yüksekliğiyle değil;

  • Sosyal donatı alanlarının yeterliliği,

  • Okul, sağlık ve ulaşım altyapısının güçlendirilmesi,

  • Güvenlik ve site yönetim kalitesi,

  • Bölgenin ekonomik profili gibi unsurlarla belirlenecek.

Bugün için kesin olan tek şey şu: Fikirtepe, İstanbul’un en radikal dönüşüm hikâyelerinden biri. Başarı örneği mi olacak, yoksa yoğunluk tartışmalarının sembolü mü?

Bu sorunun cevabı, önümüzdeki 5–10 yılda ortaya çıkacak.