Tokalı, özellikle gelişmiş ülkelerde enflasyonun kalıcı çıkması halinde merkez bankalarının hızlı gevşemeye gitmeyebileceğini belirtti. Bu durumda:

  • Reel faizlerin yüksek kalması

  • Doların görece güçlü seyretmesi

  • Likiditenin sınırlı artması

gibi unsurların altın üzerinde baskı oluşturabileceğini söyledi.

Gümüşün ise hem değerli metal hem de sanayi metali olması nedeniyle daha oynak bir seyir izleyebileceğine dikkat çekti.

“Gümüş yükseliş dönemlerinde altından hızlı gider, ama yön değiştiğinde düşüşü de sert olur.”


Merkez bankaları ve yatırımcı davranışı değişebilir

Ekonomiste göre son yıllarda fiyatları destekleyen merkez bankası alımları da aynı hızda sürmeyebilir. Rezerv çeşitlendirmesinin büyük ölçüde tamamlandığını belirten Tokalı, yeni dönemde talebin daha çok yatırımcı psikolojisine bağlı olacağını ifade etti.

Bu noktada ETF ve fon hareketlerinin belirleyici olacağını söyleyen Tokalı, küçük yatırımcının “kesin kazanç” algısıyla hareket etmesinin risk oluşturduğunu vurguladı.


2026 için “radikal değişim” uyarısı

Tokalı’ya göre asıl risk, fiyatların düşmesi değil beklentilerin bozulması:

  • Uzun süre yatay piyasa ihtimali

  • Diğer yatırım araçlarının daha cazip hale gelmesi

  • Taşıma maliyetinin artması

gibi gelişmeler yatırımcıyı altın ve gümüşten uzaklaştırabilir.

“2026 yılı, değerli metallerin kazandırmadığı değil; diğer varlıkların daha fazla kazandırdığı bir yıl olabilir.”


Yatırımcıya kritik mesaj: Tek yönlü düşünmeyin

Ekonomist, portföy yönetiminde tek varlığa bağlı kalmanın riskli olacağını belirterek şu uyarıyı yaptı:

  • Sadece güvenli liman algısına göre yatırım yapılmamalı

  • Kısa vadeli al-sat stratejileri daha riskli olabilir

  • Çeşitlendirme ve nakit yönetimi öne çıkabilir

Tokalı’ya göre yeni dönemde piyasa “her düşüş alım fırsatıdır” mantığıyla işlemeyebilir.


Sonuç:
2025’te parlayan altın ve gümüş için 2026 daha seçici ve zor bir yıl olabilir. Uzmanlara göre yatırımcıların alışkanlıklarını güncellemesi ve farklı senaryolara hazırlıklı olması gerekecek.