Influencer iş birliklerini iletişim stratejisinin merkezine koyan şirketlere kritik bir soru: Takipçi sayısı mı daha önemli, mesleki birikim ve güvenilirlik mi?

Gayrimenkul sektöründe iletişim anlayışı giderek değişiyor. Şirketler lansmanlar düzenliyor, influencer'ları davet ediyor, sosyal medyada fotoğraflar ve videolar paylaşıyor. Ardından da bu çalışmaları yüksek görünürlük ve başarılı iletişim olarak sunuyor. Peki, bütün bu çabanın sonunda gerçekten ne anlatılıyor? Hedef kitle ne anlıyor? Markanın itibarına ve güvenilirliğine ne katılıyor?

İşte asıl tartışılması gereken konu tam da bu!

Yıllardır emlak haberciliği yapan, sektörü sahada takip eden, konut projelerini tek tek araştıran, şirketlerin yatırımlarını ve faaliyetlerini inceleyen gazetecileri bir kenara bırakıp yalnızca takipçi sayısına odaklanmak, iletişim stratejisi olarak sunulabilir mi?

Gazetecilik, birkaç fotoğraf ve videodan ibaret değil

Öncelikle bir noktayı netleştirelim: Influencer'lara, içerik üreticilerine ya da sosyal medya reklamlarına karşı bir tutumumuz yok. Herkes kendi işini yapıyor. İçerik üreten üretir, markasını tanıtır, reklamını yapar ve emeğinin karşılığını alır. Buraya kadar sorun yok.

Ancak yıllarını gazeteciliğe vermiş insanları görmezden gelip takipçi sayısını mesleki birikimin önüne koyuyorsanız, orada ciddi bir iletişim anlayışı sorunu var demektir.

Çünkü gazetecilik, bir mekâna gidip fotoğraf çektirmekten veya bir etkinlikten birkaç görüntü paylaşmaktan ibaret değildir. Bir şirketin yatırım kararını araştırmak, yöneticilerine sorular yöneltmek, açıklanan rakamları incelemek, sektörün sorunlarını anlamak ve kamuoyuna doğru bilgi aktarmak çok daha kapsamlı bir iştir.

Bir konut projesinin yalnızca satış fiyatını değil, yatırım gerekçesini, bölgeye etkisini, hedef kitlesini ve sektördeki konumunu değerlendirmek gerekir. Şirketlerin açıklamalarını olduğu gibi aktarmakla yetinmeyip bunların arka planını araştırmak, gazeteciliğin temel sorumluluklarından biridir.

Bu birikim, yalnızca sosyal medya takipçi sayısıyla ölçülemez.

Markalar gazetecileri neden görmezden geliyor?

Şimdi gelelim influencer'ları iletişim çalışmalarının merkezine koyan şirketlere ve ajanslara…

Siz markanın iletişimini yönetiyorsunuz. İtibarını güçlendirmek, kamuoyuyla sağlıklı ilişkiler kurmak ve şirketin faaliyetlerini doğru anlatmakla sorumlusunuz. Peki, yıllardır sektörün içinde olan gazeteciler neden davet listelerinde yer bulamıyor?

Gayrimenkul sektörünü yakından takip eden, şirketlerin geçmişini ve projelerini bilen, ekonomik gelişmeleri yorumlayabilen gazetecilerin mesleki birikimi sizin için ne ifade ediyor?

Yoksa gazeteciler soru soruyor, açıklamaları sorguluyor ve her söyleneni olduğu gibi aktarmıyor diye mi tercih edilmiyor?

Bu soruların her şirket için aynı cevabı taşıdığını iddia edemeyiz. Ancak iletişim çalışmalarında yalnızca sosyal medya erişimine odaklanılması, daha kapsamlı ve nitelikli medya ilişkilerinin ihmal edilmesi riskini doğuruyor.

Unutulmamalı ki gazetecinin görevi bir markayı koşulsuz biçimde övmek değildir. Gazeteci gerektiğinde soru sorar, gerektiğinde eleştirir, gerektiğinde de şirketin başarılı çalışmalarını hakkını vererek haberleştirir. Gazeteciliği değerli kılan, tam da bu bağımsızlık ve sorgulama sorumluluğudur.

Takipçi başka, etki başka, itibar bambaşka!

Bir sosyal medya hesabının milyonlarca takipçisinin bulunması, markanın aynı ölçüde ilgi gördüğü veya güven kazandığı anlamına gelmez.

Takipçi sayısı, erişim ve etkileşim önemli ölçütlerdir. Ancak bunların hiçbiri tek başına marka itibarıyla eş anlamlı değildir. İçeriğin doğru kitleye ulaşıp ulaşmadığı, ne kadar güven oluşturduğu ve hedeflenen sonuca katkı sağlayıp sağlamadığı da değerlendirilmelidir.

Sosyal medya gündemi hızlı değişir. Algoritmalar, popüler isimler ve kullanıcı alışkanlıkları zaman içinde farklılaşır. Buna karşılık kurumsal itibar, tutarlı iletişim, şeffaflık ve güvenilir bilgiyle uzun vadede inşa edilir.

Bir etkinlikte yüzlerce paylaşım yapılması, markanın hedef kitlesiyle güçlü bir ilişki kurduğu anlamına gelmez. Görünürlük elde etmekle güven kazanmak aynı şey değildir.

Üstelik iletişim çalışmalarının başarısı yalnızca kaç kişinin paylaşım yaptığıyla değil, doğru mesajın ne ölçüde anlaşıldığı ve hedeflenen sonuçların ne kadar gerçekleştiğiyle ölçülmelidir.

Milyonlarca liralık yatırımı kim, nasıl anlatacak?

Bir şirket yeni bir fabrika açıyor, milyonlarca liralık yatırım yapıyor, ihracatını artırıyor veya yeni pazarlara giriyor. Gayrimenkul sektöründe ise yeni konut projeleri geliştiriyor, arsa yatırımları yapıyor ve bölgesel dönüşümlere katkı sağlayacak adımlar atıyor.

Bu gelişmelerin ekonomik boyutunu, sektörel etkisini ve şirket açısından ne ifade ettiğini kim anlatacak?

Şirketi, pazarı, rakipleri ve sektörün dinamiklerini bilen gazeteci mi; yoksa etkinlikten birkaç görüntü paylaşarak takipçilerine ulaşan içerik üreticisi mi?

Elbette bu iki yaklaşım birbirinin alternatifi olmak zorunda değil. Influencer'lar ürün ve hizmetlerin tanıtımında, sosyal medya kampanyalarında ve belirli kitlelere ulaşmada önemli rol oynayabilir. Gazeteciler ise haber değeri taşıyan gelişmeleri araştırır, bağlamına oturtur ve kamuoyuna aktarır.

Her iki alanın da kendine özgü işlevleri var.

Sorun, birini öne çıkarmak adına diğerini değersizleştirmek veya medya iletişimini yalnızca sosyal medya görünürlüğüne indirgemektir. Bu yaklaşım, iletişimi güçlendirmek yerine markanın kendisini daha dar bir alana hapsetmesine neden olabilir.

Gazeteciye davet göndermek bir lütuf değil

Bazı şirketler ve iletişim ajansları için şu gerçeği hatırlatmak gerekiyor: Gazeteciyi etkinliğe davet etmek bir lütuf değil, sağlıklı medya ilişkilerinin doğal bir parçasıdır.

Elbette her gazetecinin her davete katılma zorunluluğu yoktur. Aynı şekilde bir gazetecinin de her etkinliği haberleştirme veya her şirket açıklamasını yayımlama mecburiyeti bulunmaz. Haberin değeri, kamu yararı ve editoryal değerlendirme esastır.

Ortada haber değeri taşıyan bir gelişme yoksa dünyanın en pahalı organizasyonunu düzenlemek de tek başına yeterli değildir. Işıklar, sahne, ikramlar, fotoğraflar ve videolar bir etkinliği görkemli gösterebilir. Ancak bunlar, haberin içeriğinin ve iletişimin niteliğinin yerini tutamaz.

İyi bir iletişim çalışması, yalnızca basına servis edilen görüntülerden ibaret değildir. Doğru bilgiye erişimi kolaylaştırmak, soruları yanıtlamak, güvenilir ilişkiler kurmak ve gerektiğinde eleştiriye açık olmak da bu işin parçasıdır.

Kriz çıktığında gazetecilerin önemi yeniden hatırlanıyor

İletişim stratejilerindeki asıl sınav, her şey yolundayken değil, sorunlar ortaya çıktığında verilir.

Bir yatırım kararı tartışmaya açıldığında, bir projeyle ilgili kamuoyunda soru işaretleri oluştuğunda veya şirketin açıklama yapması gerektiğinde, markalar güvenilir bilgi kanallarına ihtiyaç duyar.

Bugün sektörel birikimi nedeniyle görmezden gelinen gazeteciler, yarın şirketin kendisini doğru ifade edebilmesi ve kamuoyunun gelişmeleri anlayabilmesi açısından önemli bir rol üstlenebilir.

Ancak gazetecilikle ilişkiler yalnızca kriz dönemlerinde hatırlanacak bir iletişim aracı olarak görülmemelidir. Güven, ihtiyaç duyulduğu gün bir anda kurulmaz. Uzun vadeli, tutarlı ve karşılıklı saygıya dayanan ilişkilerle oluşur.

Değişen medyada gazeteciliğin değeri unutulmamalı

Elbette medya değişiyor. Dijital platformlar büyüyor, içerik üretim biçimleri çeşitleniyor ve şirketler hedef kitlelerine ulaşmak için yeni yöntemler kullanıyor. Bu değişimin dışında kalmak mümkün değil.

Ancak değişim, yılların emeğini yok saymak ve bütün iletişim faaliyetlerini takipçi sayısıyla değerlendirmek anlamına gelmemeli.

Gayrimenkul ve ekonomi gazeteciliği yapan, şirketleri ve projeleri yakından takip eden, sektörel gelişmeleri araştıran gazeteciler; bilgi birikimleri, habercilik refleksleri ve editoryal bağımsızlıklarıyla iletişim ekosisteminin önemli bir parçasıdır.

Markalar elbette influencer'larla çalışmalı, sosyal medya kampanyaları düzenlemeli ve dijital dünyanın sunduğu olanaklardan yararlanmalıdır. Ancak bunu yaparken sektörel uzmanlığı, gazetecilik deneyimini ve güvenilir medya ilişkilerini göz ardı etmemelidir.

Çünkü markayı bir gün gündeme taşımak kolay olabilir. Asıl mesele, yıllar boyunca güvenilirliğini koruyabilmektir.

Son sözümüz açık: Her fotoğraf haber değildir, her paylaşım iletişim değildir, her takipçi de itibar getirmez.

Biraz takipçi sayısının ötesine bakın. İşin ehline, sektörü bilenlere ve yıllarını haberciliğe vermiş insanlara da değer verin.

Biz gazeteciyiz. Fenomen olmak ya da birilerinin peşinden alkış tutmak gibi bir amacımız yok. Bizim işimiz araştırmak, sorgulamak ve haber yapmak.

Siz de iletişim yönetiyorsunuz diye gazeteciliği yok saymayın. Çünkü iletişim, yalnızca görünür olmak değil; doğru anlaşılmak, güven kazanmak ve itibar oluşturmaktır.

Aksi hâlde bir gün dönüp “Medya neden değişti?” diye sormak zorunda kalabilirsiniz.

Kaynak: Business world global/ Umut Çelik