BirGün’ün haberine göre villaları satın alanlar arasında kamu bankası yöneticileri, siyasetçilerle bağlantılı isimler ve eski bir belediye başkanının yakınları bulunuyor.
15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından İstanbul’daki bazı askeri alanların kent dışına taşınmasıyla birlikte, bu arazilerin geleceği de kentin önemli tartışma başlıklarından biri haline geldi. Çekmeköy’de bulunan Şehit Onbaşı Azim Özdemir Kışlası’nın arazisi de bu süreçte konut projesine dönüştürülen alanlar arasında yer aldı.
Bugün aynı arazi üzerinde yükselen Çınarköy Evleri, askeri alanların yeniden değerlendirilmesi, kentteki yeşil alanların korunması ve kamu arazilerinin kullanım biçimi açısından yeniden gündeme geliyor.
Eski askeri arazi, milyarlık konut projesine dönüştü
TOKİ’ye devredilen arazide hayata geçirilen Çınarköy Evleri projesinde 1.774 konut, 141 villa ve 56 ticari alan inşa edildi. Projenin farklı etapları, milyarlarca liralık sözleşmeler kapsamında şirketlere verildi.

İnşaatın tamamlanmasıyla birlikte konutların teslim süreci başlarken, projenin villa bölümündeki mülkiyet dağılımı da dikkat çekti.
Ancak burada öne çıkan mesele yalnızca projenin büyüklüğü veya konutların lüks niteliği değil. Kamu mülkiyetindeki bir arazinin hangi koşullarda konut üretimine açıldığı, bu dönüşümden kimlerin yararlandığı ve sürecin ne ölçüde şeffaf yürütüldüğü de tartışmanın önemli başlıkları arasında bulunuyor.
141 villanın alıcıları arasında kimler var?
BirGün’ün haberine göre, Çınarköy Evleri’ndeki 141 villanın alıcıları arasında kamu bürokrasisinden, bankacılık sektöründen ve siyasetten tanınmış isimler yer aldı.
Haberde villa satın aldığı belirtilen isimler arasında Ziraat Bankası Genel Müdürü Alpaslan Çakar, Ziraat Bankası Perakende Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Yüksel Cesur, eski TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un oğlu M. Selahaddin Şentop, AKP Grup Başkanvekili M. Emin Akbaşoğlu ve eski AKP’li Çekmeköy Belediye Başkanı Ahmet Poyraz’ın kardeşleri sayıldı.
Söz konusu isimlerin aynı projede villa sahibi olduğuna ilişkin haber, kamu arazilerinin değerlendirilmesi ve üst gelir grubuna yönelik konut üretimi konusunda yeni soruları beraberinde getiriyor.
Öte yandan, bir kişinin konut satın almış olması tek başına herhangi bir usulsüzlük bulunduğu anlamına gelmiyor. Alımların hangi tarihlerde, hangi fiyatlarla ve hangi satış koşullarıyla gerçekleştirildiği ise konunun ekonomik ve kamusal boyutunu değerlendirmek açısından önem taşıyor.
Tartışmanın merkezinde kamu arazisinin geleceği var
Çınarköy Evleri örneği, İstanbul’da askeri alanların sivil kullanıma açılmasıyla başlayan dönüşümün sonuçlarını yeniden gündeme taşıyor. Kentin yoğun yapılaşma baskısı altında olduğu bir dönemde, geçmişte farklı amaçlarla kullanılan geniş arazilerin konut projelerine dönüştürülmesi, şehircilik politikaları açısından da değerlendirilmesi gereken bir konu.
Bu noktada yanıt bekleyen sorular yalnızca villaların kimlere satıldığıyla sınırlı değil. Arazinin devredilme ve projelendirilme koşulları, ihale süreçleri, sözleşme bedelleri, satış fiyatları ve kamunun bu dönüşümden elde ettiği ekonomik karşılık da açıklığa kavuşturulması gereken başlıklar arasında yer alıyor.
Çınarköy Evleri’nde 141 villanın alıcılarının gündeme gelmesi, böylece tek bir konut projesinin ötesinde bir tartışmaya işaret ediyor: İstanbul’un değerli arazileri konut projelerine dönüştürülürken, bu dönüşümün ekonomik kazancı, kamusal yararı ve şehircilik açısından sonuçları nasıl değerlendirilmeli?
Çınarköy Evleri tartışması, kamu arazilerinin geleceği konusunda şeffaflık, hesap verebilirlik ve kamusal yarar ilkelerinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor.
Next





