Uzmanlara göre çatışmanın büyümesi halinde, bölgesel dengeler derinden sarsılabilir ve yeni güç mücadelelerinin önü açılabilir.

Tarihsel Arka Plan ve Kırılgan Denge

Afganistan ile Pakistan arasındaki ilişkiler, uzun yıllardır sınır güvenliği, terör örgütleri ve etnik bağlar ekseninde inişli çıkışlı bir seyir izliyor. Özellikle Durand Hattı olarak bilinen sınır hattı, iki ülke arasında kronik bir anlaşmazlık konusu olmaya devam ediyor.

Son dönemde karşılıklı suçlamalar ve sınır ötesi operasyon iddiaları, tansiyonu yeniden yükseltti. Diplomatik kanalların zayıflaması ve askeri hareketliliğin artması, krizin kontrolsüz biçimde genişleme riskini beraberinde getiriyor.

Bölgesel Güç Mücadelesi ve Olası Senaryolar

Analistlere göre bu gerilim, yalnızca iki ülke arasındaki bir güvenlik sorunu değil; daha geniş bir jeopolitik satranç tahtasının parçası olabilir.

  • İran’a yönelik olası bir saldırı ihtimali,

  • Hindistan ile Pakistan arasındaki tarihsel rekabet,

  • İsrail’in bölgesel güvenlik stratejileri,

  • ABD’nin bölgedeki askeri ve diplomatik pozisyonu,

Tüm bu başlıklar, Afganistan–Pakistan hattındaki bir çatışmanın zincirleme etki oluşturabileceğine işaret ediyor.

Özellikle Hindistan–Pakistan hattında yaşanabilecek yeni bir askeri gerilim, nükleer silaha sahip iki ülkeyi karşı karşıya getirebileceği için küresel güvenlik açısından da ciddi risk barındırıyor.

“Zamanlama En Kritik Unsur”

Uzmanların dikkat çektiği bir diğer nokta ise zamanlama. Dünya, enerji koridorlarının yeniden şekillendiği, yeni ticaret yollarının planlandığı ve bölgesel ittifakların kurulduğu bir döneme girmiş durumda.

Orta Doğu’dan Güney Asya’ya uzanan hat üzerinde;

  • Yemen, Sudan, Somali ve Libya gibi kırılgan ülkelerde istikrar arayışları sürerken,

  • Yeni ekonomik ve güvenlik blokları oluşturulurken,

  • Küresel güçler etki alanlarını genişletmeye çalışırken,

Afganistan ile Pakistan arasında patlak verecek geniş çaplı bir savaş, yalnızca iki ülkeyi değil, Türkiye’den Hindistan’a kadar uzanan geniş bir kuşağı istikrarsızlaştırabilir.

Diplomasi Çağrısı

Bölge ülkelerinin daha fazla askeri tırmanış yerine diplomasiye öncelik vermesi gerektiği yönünde çağrılar artıyor. Türkiye’nin yanı sıra Suudi Arabistan, Katar ve Mısır gibi aktörlerin arabuluculuk rolü üstlenebileceği değerlendiriliyor.

Uzmanlara göre:

  • Krizin büyümesi, bölge dışı aktörlerin müdahalesini kolaylaştırabilir.

  • Çatışma uzarsa, yeni askeri bloklaşmalar ortaya çıkabilir.

  • Ekonomik kırılganlıklar derinleşebilir ve göç dalgaları artabilir.

Sonuç: Kontrolsüz Tırmanış Riskli

Afganistan–Pakistan hattındaki gerilim, mevcut haliyle dahi hassas bir dengede ilerliyor. Çatışmanın genişlemesi halinde Hindistan’ın doğrudan devreye girmesi, İran’ın güvenlik kaygılarının artması ve İsrail merkezli yeni güvenlik denklemlerinin şekillenmesi ihtimali, bölgesel istikrarı ciddi biçimde tehdit edebilir.

Uzmanların ortak görüşü ise net:
Bu kriz askeri yöntemlerle değil, diplomatik kanallarla çözülmeli. Aksi takdirde Güney Asya’dan Orta Doğu’ya uzanan geniş bir coğrafya, uzun süreli bir istikrarsızlık dönemine sürüklenebilir.