Osmanlı döneminde inşa edilen ve yüzyıllar boyunca sayısız taşkın, yağış ve doğal afete rağmen ulaşımı kesintisiz sağlayan yapı, mühendislik başarısının simgelerinden biri olarak gösteriliyor.
Buna karşılık, kısa süre önce hizmete açılan Konya–Antalya karayolunun bazı bölümlerinde ilk yoğun yağışların ardından su birikintileri oluştuğu, yolun adeta göle döndüğü ve trafiğe kapatıldığı iddiaları kamuoyunda tartışma yarattı. Sosyal medyada paylaşılan görüntüler, altyapı ve drenaj sistemlerinin yeterliliği konusunda soru işaretlerini beraberinde getirdi.
Yüzyıllık Gözlem, Sabırlı Planlama
Tarihi köprülerin inşa sürecine bakıldığında, ustaların yalnızca taş ve harçla değil; doğayla uyumlu bir anlayışla hareket ettiği biliniyor. Özellikle büyük akarsular üzerine kurulan köprülerde, suyun mevsimsel yükselme seviyeleri uzun süre gözlemleniyor; taşkın alanları, akış hızı ve zemin yapısı dikkatle analiz ediliyordu.

Uzmanlara göre, geçmişte “hidrodinamik” olarak tanımlayabileceğimiz hesaplamalar deneyim ve gözleme dayanıyordu. Köprünün kemer yüksekliği, ayak kalınlığı ve açıklık oranı; suyun en yüksek debideki davranışına göre belirleniyordu. Bu sayede yapı, sadece kendi dönemine değil, yüzyıllara meydan okuyacak şekilde tasarlanıyordu.
Modern Projelerde Tartışma: Planlama Yeterli mi?
Konya–Antalya karayolunda yaşanan su baskını iddiaları, “modern mühendislik imkânlarına rağmen neden benzer sorunlar yaşanıyor?” sorusunu gündeme taşıdı. Özellikle yoğun yağış alan bölgelerde drenaj kanalları, menfez kapasitesi ve yol kotunun doğru belirlenmesi hayati önem taşıyor.

Altyapı projelerinde iklim verilerinin doğru analiz edilmemesi, zemin etüdünün yetersiz yapılması ya da uygulama aşamasında projeye sadık kalınmaması; ilk ciddi yağışta ciddi sorunlara yol açabiliyor. Uzmanlar, iklim değişikliği nedeniyle aşırı yağışların daha sık görüldüğüne dikkat çekerek, yeni projelerde daha geniş güvenlik payı bırakılması gerektiğini vurguluyor.
İhale ve Şeffaflık Vurgusu
Kamuoyundaki bazı görüşler ise sorunun teknik eksiklikten ziyade ihale süreçleri ve denetim mekanizmalarıyla ilgili olabileceğini öne sürüyor. Büyük altyapı projelerinin liyakat esasına göre, şeffaf ve denetlenebilir biçimde yürütülmesi gerektiği ifade ediliyor.
Eleştirilerde, işin ehline verilmesinin ve bağımsız teknik denetimin güçlendirilmesinin önemine dikkat çekiliyor. Aksi halde kamu kaynaklarının etkin kullanılmadığı ve kısa sürede bakım-onarım maliyetlerinin arttığı belirtiliyor.
Kalıcı Çözüm Ne?
Uzmanlara göre çözüm;
-
Bilimsel verilere dayalı planlama,
-
Güçlü ve bağımsız denetim,
-
Şeffaf ihale süreçleri,
-
Uzun vadeli dayanıklılık esaslı proje yaklaşımı.
Tarihi köprülerin yüzyıllardır ayakta kalmasının ardında sabır, gözlem ve doğaya saygı var. Modern projelerin de aynı ciddiyet ve mühendislik disipliniyle ele alınması gerektiği görüşü ağır basıyor.
600 yıllık bir köprü ile birkaç yıllık bir karayolunun karşılaştırılması elbette sembolik bir tartışma. Ancak kamuoyunda oluşan algı, tek bir soruyu gündeme getiriyor:
Zaman mı değişti, yoksa anlayış mı?




