Milli tarım politikasındaki hataların faturası, yerli tohuma sahip çıkan vatandaşa mı kesiliyor? Kasanın boşalması hobi bahçesi sahiplerini 'günah keçisi' haline mi getirdi?" Son günlerde manşetleri süsleyen "Tarımı Yok Eden Hobi Bahçeleri Yıkılıyor" haberleri, madalyonun sadece tek tarafına bakmakla kalmıyor, aynı zamanda derinleşen bir tarım krizinin sorumluluğunu küçük birer toprak parçasına sahip olmaya çalışan vatandaşın üzerine yıkıyor. Avrupa'da devlet eliyle teşvik edilen, şehir insanının toprakla bağını kuran ve yerel üretimi destekleyen "Allotment Garden" (Tahsisli Bahçeler) mantığı ülkemizde neden "tarım katliamı" olarak yaftalanıyor?
Tezatlar Ülkesi: Madenler mi, Hobi Bahçeleri mi?
Hükümetin "tarım arazilerini koruma" adı altında attığı bu radikal adımlar, ne yazık ki son yıllarda şahit olduğumuz diğer uygulamalarla taban tabana zıt bir görüntü çiziyor:
-
Zeytinlikler ve Madenler: Yüz binlerce hektar orman ve tarım arazisi maden arama ruhsatlarıyla delik deşik edilirken, asırlık zeytin ağaçları tek bir imza ile yerinden sökülürken "tarım elden gidiyor" demeyenlerin, üç beş hobi bahçesi sahibini "tarım katili" ilan etmesi büyük bir samimiyet sınavıdır.
-
Betonlaşan Ovalar: Verimli ovalarımız sanayi bölgelerine ve toplu konut projelerine kurban edilirken sessiz kalan medya organlarının, şimdi vatandaşın ektiği iki kök domatesin tarımı bitirdiğini savunması akla ve mantığa aykırıdır.
Çiftçi Neden Toprağına Küstü?
Eğer dert gerçekten tarımı korumaksa, asıl sorulması gereken soru şudur: Neden bu kadar çok çiftçi üretimden çekiliyor?
Tarımın gerilemesinin sebebi hobi bahçeleri değil; artan gübre, mazot ve ilaç maliyetleri karşısında ezilen üreticidir. Yerli tohumun desteklenmemesi, çiftçinin ithal tohuma ve GDO'lu ürünlere mahkum edilmesi, tarım politikalarındaki istikrarsızlıktır. Bugün köylü toprağını terk edip şehre göç ediyorsa, bunun suçlusu bahçesine çit çeviren emekli değil, çiftçiyi toprağında tutamayan sistemdir.
Dışa Bağımlılık ve Yerli Tohum Meselesi
Hobi bahçeleri, aslında yerli tohumun yaşatıldığı, genetiğiyle oynanmamış ürünlerin yetiştirilmeye çalışıldığı son kalelerden biridir. Halkın kendi meyvesini sebzesini üretme çabası, dış mihrakların dayattığı hibrit tohumlara ve market zincirlerinin fahiş fiyatlı ürünlerine karşı bir dirençtir. Hobi bahçelerini yıkmak, vatandaşın doğal gıdaya erişimini de baltalamak anlamına gelir.
Sonuç: Çözüm Yıkmak Değil, Düzenlemek
Hobi bahçelerini birer "suç mahalli" gibi göstermek, sadece devletin kasa açıklarını kapatmak için kestiği cezaları meşrulaştırma çabasıdır. Yapılması gereken, Avrupa'daki örneklerde olduğu gibi; altyapısı kontrol edilen, mimarisi denetlenen ve tarımsal niteliği bozmadan vatandaşın toprakla buluşmasını sağlayan sürdürülebilir modeller geliştirmektir.
Tarımı kurtarmak istiyorsak; hobi bahçelerini yıkmaktan önce, maden yağmalarını durdurmalı, çiftçinin maliyetini düşürmeli ve yerli tohumu baş tacı etmeliyiz.




