Ancak Teknoloji Editörü İlkay Zaman’a göre asıl mesele bu değil. Zaman, Epstein vakasının “tekil bir sapkınlık hikâyesi” olarak ele alınmasının gerçeği perdelediğini savunuyor.

Zaman’a göre bu dosya, organize bir suç ağının, veriye dayalı olarak nasıl inşa edildiğini ve yıllarca nasıl korunduğunu gösteren karanlık bir örnek.

“Bu Kadar Veri Tesadüfen Hayatta Kalmaz”

Epstein’a ait uçuş kayıtları, ziyaretçi listeleri, e-posta trafiği ve kamera kayıtlarının büyük bölümünün hâlâ eksiksiz şekilde varlığını koruması, Zaman’a göre en kritik soruyu gündeme getiriyor:

“90’lar ve 2000’lerdi. Bulut yoktu, şifreli mesajlaşma yoktu. Normal bir insanın e-postası uçar, sabit diski bozulur, kamera kaydı silinir. Ama burada hiçbir şey kaybolmamış.”

Bu durumun tesadüf olmadığını vurgulayan Zaman, Epstein’ın veriyi bilinçli şekilde toplayan, çoğaltan ve saklayan bir yapı kurduğunu ifade ediyor. Tek kopya yok, rastgele arşiv yok. Her şey sistemli.

“Hepsi Sapıktı Ama Bir Şeyi Çok İyi Biliyorlardı: Veri Güçtür”

İlkay Zaman’a göre Epstein ve çevresindeki yapı, yalnızca suç işlemiyordu; suçu belgeleyerek geleceğe yatırım yapıyordu. Kaydedilen her görüntü, her temas, her ziyaretçi listesi birer “sigorta poliçesi”ydi.

“Veri hemen sızdırılmaz. Yıllarca dokunulmaz. Gerekirse bir hatırlatma aracı olarak kullanılır.”

Bu yaklaşım, Zaman’a göre modern teknoloji devlerinin çalışma mantığıyla ürkütücü biçimde benzeşiyor. Aradaki fark yöntem değil, meşruiyet.

Teknoloji Devleri ile Karanlık Arşiv Arasındaki Paralellik

Zaman, Epstein ağını bugünün dijital dünyasıyla karşılaştırırken çarpıcı bir benzetme yapıyor:

  • Google arama geçmişinizi,

  • Sosyal medya platformları davranışlarınızı,

  • Uygulamalar kimlerle, ne zaman, ne sıklıkla iletişim kurduğunuzu kaydediyor.

Epstein ağı ise bunun ilkel ama çok daha karanlık bir versiyonunu yaptı: İnsanların en savunmasız, en kirli, en gizli anlarını kaydetti.

“Mantık birebir aynı: Veriyi topla, sakla ve zamanı gelince kullan.”

“Epstein Öldü Ama Veriler Ölmedi”

Zaman’a göre bugün yıllar sonra dosyaların yeniden gündeme gelmesi de bir tesadüf değil. Epstein öldü, ancak veri el değiştirdi.

“Veri ölmez. Sadece sahibini değiştirir.”

Bugün kamuoyuna servis edilen belgelerin ise tamamı gerçeği yansıtmıyor. Aksine, gösterilenler kadar bilinçli şekilde saklananlar da bu gücün bir parçası.

“Gördüklerimiz Filtrelenmiş Bir Gerçeklik”

Zaman, kamuoyuna sunulan fotoğraf ve belgelerin bir “açıklama” değil, kontrollü bir mesaj olduğunu savunuyor:

“Gerçek güç, gösterilenlerde değil; özellikle dışarıda bırakılanlarda saklı.”

Bu bakış açısına göre Epstein dosyası hâlâ kapanmadı. Aksine, kimin elinde ne kadar veri olduğu sorusu bugün her zamankinden daha güncel.

Sonuç: Güç Artık Sessiz Çalışıyor

İlkay Zaman’ın değerlendirmesi, Epstein dosyasını bir magazin skandalı olmaktan çıkarıp 21. yüzyılın güç dinamiklerine dair bir uyarıya dönüştürüyor.

“Eğer tüm hayatınız veriye dönüştüyse, asıl soru şu: O veriler kimin elinde?”

Epstein dosyası, Zaman’a göre bize tek bir şey öğretti:
Güç artık bağırmıyor, sessiz çalışıyor. Ve veri, bu gücün anahtarı.

Kaynak: İlkay Zaman