Bugün emlak danışmanlarının verdiği ilanlar, yüklediği portföyler, yaptığı ekspertiz çalışmaları ve müşteri analizleri; bazı dijital platformlar ve “otomatik değerleme” uygulamaları tarafından sistematik biçimde veri olarak toplanıyor.

Peki bu veriler kimin emeği?
Cevap net: Danışmanın.


Veri Üreten Kim, Değeri Toplayan Kim?

Sahada çalışan, portföy bulan, mülk sahibini ikna eden, ekspertiz yapan, fiyat analiz eden ve müşteri yöneten taraf emlak danışmanı. Ancak dijital platformların iş modeli giderek değişiyor.

Basit bir tabloyla ifade edelim:

  • Danışman ilan giriyor.
    Platform veri topluyor.

  • Danışman müşteri buluyor.
    Platform algoritma geliştiriyor.

  • Danışman komisyon için mücadele ediyor.
    Platform, bu veriler üzerinden yeni gelir modelleri oluşturuyor.

Bu bir suçlama değil. Bu bir iş modeli dönüşümünün tespitidir.

Uzun vadede bazı platformların yalnızca “aracı” olarak kalmak istemeyeceği, doğrudan işlem tarafı olmayı hedefleyebileceği sektör içinde yüksek sesle konuşuluyor. Dijital altyapıyı kuran, veriyi elinde tutan ve pazarlama gücünü yöneten taraf; oyunun kurallarını belirleme avantajına sahip oluyor.


“Aracı Platform”dan “İşlem Tarafı”na Geçiş Riski

Gayrimenkul sektöründe dünyada da benzer örnekler görüldü.

Örneğin ABD merkezli Zillow, uzun yıllar ilan ve değerleme verileri topladıktan sonra doğrudan al-sat modeliyle piyasaya girmişti. Her ne kadar bu model daha sonra revize edilmiş olsa da, veri gücünün nasıl ticari avantaja dönüştürülebileceği açık biçimde görüldü.

Türkiye’de de faaliyet gösteren Sahibinden.com ve Hepsiemlak gibi büyük portallar, milyonlarca ilan verisini işleyerek fiyat eğilimleri, bölgesel analizler ve kullanıcı davranışları konusunda ciddi bir veri havuzu oluşturmuş durumda.

Sorulması gereken soru şu: Bu veri havuzunun kaynağı kim?

Cevap yine aynı: Danışman.


Sektör Temsilcileri Neden Sessiz?

Sektörde bazı oda ve dernek yapılarının, platformlarla kurdukları ilişkiler nedeniyle yeterince güçlü refleks göstermediği yönünde eleştiriler de artıyor.

Kimse kimseyi suçlamıyor. Ancak gerçek şu:
Eğer veri ve müşteri ilişkisi danışmanın kontrolünden çıkarsa, komisyon modeli de uzun vadede risk altına girer.

Hedef net: Danışmanın komisyon payı.


Yeni Güç: Yapay Zeka ve Bağımsız Dijital Altyapı

Artık oyunun kuralları değişti. Çünkü sahada sadece portallar yok; yapay zeka var.

Doğru kullanıldığında:

  • Birçok otomatik ekspertiz uygulamasından daha doğru analiz yapılabiliyor.

  • Doğru sosyal medya stratejisi, bazı portallardan daha yüksek dönüşüm sağlayabiliyor.

  • Kendi veri setini oluşturan ofisler, bölgesel fiyatlama konusunda çok daha güçlü konumlanabiliyor.

Yani alternatif var. Ama bilinç gerekiyor.


Uzmanlara Öneriler: Bağımlı Değil, Güçlü Olun

Sektör temsilcileri ve deneyimli danışmanlar, meslektaşlarına şu uyarılarda bulunuyor:

1. CRM kullanın ama veri ofiste biriksin.
Müşteri verisi, işlem geçmişi ve portföy bilgileri sizin kontrolünüzde olmalı.

2. Yapay zekadan faydalanın ama rakibiniz olabilecek altyapılara bağımlı kalmayın.

3. Portföyünüzü kendi linkinizle paylaşın.
Trafik sizin dijital varlığınıza aksın, üçüncü tarafın sayfasına değil.

4. Kendi internet siteniz olsun.
Alan adı, içerik ve veri mülkiyeti size ait olsun.

5. Sosyal medya yatırımı yapın.
Kendi kitlenizi oluşturun. Algoritmaların değil, markanızın gücüne yaslanın.


Sonuç: Müşterinize ve Verinize Sahip Çıkın

Kimseye düşmanlık etmeye gerek yok.
Ancak körü körüne teslimiyet de çözüm değil.

Dijitalleşme kaçınılmaz.
Ama bu süreçte danışmanın rolü zayıflamak zorunda değil.

Veri kimin elindeyse güç ondadır.
Eğer veri sizden çıkıyor ama değer başkasında birikiyorsa, burada durup düşünmek gerekir.

Bugün atılacak bilinçli adımlar, yarın komisyon modelinin ve mesleki bağımsızlığın teminatı olabilir.

Kısacası:

Emeğinize sahip çıkın.
Verinize sahip çıkın.
Ve en önemlisi…

Müşterinize sahip çıkın.

Kaynak: Tanku Bulduk / Get Türkiye