Türkiye'nin 11 ili doğrudan etkileyen, on binlerce insanın hayatını kaybettiği, milyonlarca vatandaşın evsiz kaldığı bu felaket, yalnızca bir doğa olayı değil; aynı zamanda şehirleşme, yapı güvenliği ve kamu denetimi konusunda derin bir sorgulamanın da başlangıcı oldu.

Depremin ardından geçen zamana rağmen toplumun hafızasında silinmeyen en önemli soru ise hâlâ tartışılmaya devam ediyor:
Bu felaket yalnızca doğal bir deprem miydi, yoksa ihmaller zinciriyle büyüyen bir yıkım mıydı?

Bilimsel çevreler depremin tektonik bir doğa olayı olduğunu net şekilde ifade ederken, kamuoyunda zaman zaman farklı iddialar da dile getiriliyor. Ancak uzmanlar, kanıta dayanmayan spekülatif iddiaların, yaşanan acının ve gerçek sorumlulukların üzerini örtmemesi gerektiği konusunda uyarıyor. Asıl tartışılması gerekenin, depremin kendisinden çok neden bu kadar can kaybı yaşandığı olduğu vurgulanıyor.

Ekonomi Toparlanırken Gelen Büyük Yıkım

Türkiye, depremler öncesinde ekonomik toparlanma sürecine girmişken, 6 Şubat felaketiyle birlikte ağır bir ekonomik ve sosyal yükün altına girdi. Sadece binalar değil; sanayi tesisleri, ticaret merkezleri, altyapı sistemleri ve şehirlerin sosyal dokusu da büyük zarar gördü. Deprem bölgesinde yaşam hâlâ tam anlamıyla normale dönebilmiş değil.

Deprem Anında Neler Yapmalısınız?

Yeni Binalar, Eski Sorular

Deprem sonrası başlatılan yeniden inşa süreci, kamuoyunda umut kadar endişeyi de beraberinde getiriyor. Özellikle “yeni yapılan binalar gerçekten depreme dayanıklı mı?” sorusu, vatandaşların en çok merak ettiği başlıkların başında geliyor.

Unutmamak için sürekli bu soruları kendimize sormalıyız.

Sokaklar, çevre düzenlemeleri ve yeni yerleşim alanları dışarıdan bakıldığında modern ve düzenli görünüyor. Ancak uzmanlar, estetik görünümün değil, mühendislik kalitesinin hayati olduğunu hatırlatıyor.
“Yeni yapılmış olması tek başına bir güvence değildir” görüşü, deprem uzmanları tarafından sıkça dile getiriliyor.

TOKİ Algısı ve Denetim Sorumluluğu

Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) tarafından yapılan konutlar, uzun süredir “sağlam yapı” algısıyla anılıyor. Ancak son yaşanan felaketler sonrası bu algının da sorgulanması gerektiğini savunan görüşler artıyor. Kamuoyunda, denetim mekanizmalarının ne kadar etkin çalıştığı ve projelerin gerçekten güncel deprem yönetmeliklerine uygun olup olmadığı tartışılıyor.

Bu noktada en büyük sorumluluğun Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na düştüğü ifade ediliyor. Uzmanlar, eğer yapı denetimleri geçmişte olduğu gibi yüzeysel ve göstermelik yapılırsa, yeni inşa edilen binaların da gelecekte benzer felaketlerde aynı akıbeti yaşayabileceği uyarısında bulunuyor.

hatay-deprem

“Unutursak Tekrar Yaşarız”

6 Şubat depremleri, Türkiye’ye acı bir gerçeği bir kez daha hatırlattı:
Deprem değil, ihmal öldürüyor.

Aradan geçen üç yıla rağmen kayıpların acısı dinmedi, sorular bitmedi, endişeler azalmadı. Bu büyük felaketin yalnızca anma günlerinde hatırlanması değil; kalıcı dersler çıkarılması gerektiği açıkça ortada.

Emlakhaberi.com olarak, 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımızı rahmetle anıyor, geride kalanların acısını derinden paylaşıyoruz. Bu topraklarda bir daha benzer acıların yaşanmaması için, güvenli yapılaşma, şeffaf denetim ve bilimsel şehircilik anlayışının hayata geçirilmesini bir kez daha güçlü şekilde vurguluyoruz.

Çünkü bu felaket unutulursa, tekrar yaşanır.