İstanbul’un en kalabalık ilçelerinden Esenyurt’ta, 2009 yılında “ev sahibi olma hayaliyle” temeli atılan dev bir konut projesi bugün hâlâ tamamlanmayı bekliyor. Aradan geçen on yedi yıla rağmen yükselen şey yeni bir yaşam değil; gri beton bloklardan oluşan, ürkütücü bir hayalet şehir.

Fotoğrafa yakından bakıldığında, yan yana dizilmiş onlarca yüksek katlı bina dikkat çekiyor. Pencereleri boş, cepheleri tamamlanmamış, çevresi bakımsız ve kaderine terk edilmiş bu yapılar, bölge sakinlerinin deyimiyle “Sovyet tarzı beton blokları” andırıyor. Kimileri bu manzara için “Üstüne para verseler burada yaşamam” derken, kimileri için burası hâlâ umutla beklenen bir yuva.

BİR HAYAL NASIL YARIM KALDI?

Proje, 2009 yılında büyük vaatlerle başlatıldı. Uygun ödeme koşulları, modern yaşam alanları, sosyal donatılar… Binlerce kişi yıllar boyunca birikimini, borcunu, umudunu bu projeye yatırdı. Ancak ekonomik dalgalanmalar, finansman sorunları ve yönetimsel krizler nedeniyle inşaat durdu. Şantiyeler kapandı, vinçler sustu, beton iskeletler olduğu gibi kaldı.

O günden bu yana proje defalarca el değiştirdi, davalara konu oldu, ama sonuç değişmedi: Binalar var, yaşam yok.

innovia4

“BİZ EV İSTİYORUZ, SADAKA DEĞİL”

En ağır tablo ise mağdurların yaşadıkları. Aradan geçen yıllara rağmen hâlâ evlerini teslim alamayan vatandaşlar, zaman zaman eylemler yaparak seslerini duyurmaya çalışıyor. “Biz paramızı verdik, evimizi istiyoruz” diyen mağdurlar, ne paralarını geri alabildi ne de konutlarına kavuşabildi.

Bir mağdurun sözleri durumu özetliyor:
“Gençliğimiz burada geçti. Kira ödedik, borç ödedik, hayal kurduk. Şimdi ortada beton var ama adalet yok.”

BETON ORMANIN GÖLGESİNDE YAŞAM OLUR MU?

Uzmanlar, bu ölçekte yarım kalmış projelerin sadece bireysel değil, kentsel ve psikolojik bir sorun olduğuna dikkat çekiyor. Tamamlanmamış yapılar güvenlik riski oluştururken, çevresinde yaşayan insanlar için de ciddi bir sosyal çöküntü alanı yaratıyor. Akşam saatlerinde ürkütücü bir görünüme bürünen bu alanlar, suç ve güvensizlik endişelerini de beraberinde getiriyor.

SİYASİ SORUMLULUK TARTIŞMASI: “BU TABLONUN MİMARI KİM?”

Esenyurt’taki bu beton yığınının yalnızca müteahhit hatası ya da ekonomik krizle açıklanamayacağını savunan çevreler, dönemin AK Parti Esenyurt Belediye Başkanı Necmi Kadıoğlu’nu doğrudan sorumluluk almakla suçluyor. Eleştirilerin odağında ise kontrolsüz verilen yüksek kat imar izinleri ve plansız kentleşme politikaları yer alıyor.

İmar süreçlerine mesleki açıdan itiraz eden birçok uzman ve şehir plancısı, daha o yıllarda “Bu kadar yoğunluk Esenyurt’u yaşanmaz hale getirir” uyarısında bulunduklarını hatırlatıyor. Bugün gelinen noktada, yarım kalmış projeler, altyapı yetersizliği, sosyal çöküntü alanları ve artan güvenlik sorunları, bu uyarıların tek tek gerçekleştiğini gösteriyor.

Eleştirilerde dikkat çeken bir başka iddia ise Esenyurt’un, merkezi siyasetin finansman ihtiyacı nedeniyle bir “para basma makinesi” gibi görülmesi. İlçede hızla artırılan emsal oranları, ardı ardına verilen ruhsatlar ve denetimsiz büyüme; kentsel rantın kamu yararının önüne geçtiği yönündeki tartışmaları güçlendiriyor.

Muhalif çevreler durumu sert sözlerle özetliyor:
“Zamanında söyledik, dinlemediler. ‘Etme, eyleme’ dedik. Bu imar anlayışıyla Esenyurt, suç oranlarıyla anılan, sosyal sorunların merkezine dönüşür dedik. Bugün Esenyurt’un geldiği nokta ortada.”

“BU SADECE BİR İNŞAAT MESELESİ DEĞİL”

Uzmanlara göre mesele yalnızca yarım kalmış binalar değil; yanlış imar kararlarının doğurduğu toplumsal sonuçlar. Aşırı nüfus yoğunluğu, yetersiz yeşil alanlar, plansız ulaşım ve sosyal donatı eksikliği, ilçeyi İstanbul’un en kırılgan bölgelerinden biri haline getirmiş durumda.

Bu nedenle eleştiriler giderek daha net bir noktaya evriliyor:
Siyasi sorumluluk alınmadan, bu hayalet şehirlerin hesabı verilmeden ve mağdurların hakkı teslim edilmeden Esenyurt’ta yeni bir sayfa açılması mümkün değil.

Innovia 4 Hayalet Şehir

SORU HALÂ AYNI: BU BİNALAR NE OLACAK?

Yıllardır yanıt bekleyen soru değişmedi:

  • Proje tamamlanacak mı?

  • Mağdurların parası ne olacak?

  • Bu beton yığını şehrin ortasında daha ne kadar bekleyecek?

Esenyurt’taki bu “hayalet şehir”, yalnızca yarım kalmış bir inşaat değil; yarım bırakılmış binlerce hayatın, ertelenmiş umutların ve cevapsız soruların simgesi olarak yükselmeye devam ediyor.

Ve fotoğrafa bakan herkesin aklında aynı soru kalıyor:
Gerçekten, bu manzarada yaşanır mıydı?