Kredi kartı borçlarının tahsili sürecinde kullanılan yöntemler, kamuoyunda yeniden tartışma konusu oldu. QNB Finansbank’ın, kredi kartı alacaklarının tahsili için bir hukuk bürosu aracılığıyla işlem yürüttüğü süreçte, çok sayıda vatandaşın tehdit, baskı ve hukuka aykırı uygulamalarla karşı karşıya kaldığını iddia etmesi, konuyu yargı ve denetim makamlarının gündemine taşıdı.
Vatandaşların iddialarına göre, banka adına hareket ettiği öne sürülen hukuk bürosu, borçlu olduğu belirtilen kişileri telefonla arayarak icra, hapis ve haciz tehdidi içeren söylemlerde bulunuyor. Bazı şikâyetlerde ise, kendisini “icra memuru” olarak tanıtan kişilerin vatandaşların evlerine gelerek baskı kurmaya çalıştığı, resmi kimlik ve belge sunulmadığı ileri sürülüyor.
“Hukuk Bürosu mu, Tahsilat Çetesi mi?” Sorusu
Şikâyetlerde öne çıkan en çarpıcı iddialardan biri, tahsilat sürecinin İcra ve İflas Kanunu’nda tanımlanan resmi yollar dışında yürütüldüğü yönünde. Vatandaşlar, henüz haklarında kesinleşmiş bir icra takibi ya da mahkeme kararı bulunmadığını, buna rağmen sanki icra süreci başlamış gibi korkutulduklarını ifade ediyor.
Bazı mağdurlar, aramalarda şu tür ifadelerle karşılaştıklarını öne sürüyor:
-
“Bugün ödeme yapmazsanız eve icra göndeririz”
-
“Yarın polisle kapınıza geliriz”
-
“Hapis cezası çıkacak, siciliniz yanacak”
Hukukçulara göre bu tür söylemler, tüketicinin korkutulması ve psikolojik baskı altına alınması anlamına geliyor ve açıkça suç teşkil edebiliyor.
Hukuki Çerçeve Ne Diyor?
Uzmanlar, borç tahsilatının yalnızca mahkeme kararı ve icra daireleri aracılığıyla yapılabileceğini vurguluyor. Bir hukuk bürosunun ya da üçüncü kişilerin;
-
Kendini icra memuru gibi tanıtması
-
Resmî belge olmadan haciz tehdidinde bulunması
-
Borçluya veya ailesine baskı uygulaması
Türk Ceza Kanunu ve Avukatlık Kanunu’na aykırı olarak değerlendiriliyor.
Ayrıca bankaların, yetkilendirdikleri kişi ve kurumların eylemlerinden sorumlu olduğu, bu nedenle “taşeron hukuk bürosu” gerekçesinin hukuki sorumluluğu ortadan kaldırmadığı belirtiliyor.
Vatandaşlardan Adalet Bakanlığı’na Çağrı
Artan şikâyetler üzerine birçok vatandaş, Adalet Bakanlığı, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ve Türkiye Barolar Birliği’ni göreve çağırıyor. Tepkilerde şu soru öne çıkıyor:
“Hukukun geçerli olduğu bir ülkede, borç tahsilatı tehdit, şantaj ve korku yoluyla mı yapılır?”
Vatandaşlar, sahte icra memurları iddialarının ciddiyetle araştırılmasını, ilgili banka ve hukuk bürolarının denetlenmesini talep ediyor.
Banka ve Hukuk Bürosuna Cevap Hakkı
Söz konusu iddialarla ilgili olarak QNB Finansbank ve adı geçen hukuk bürosundan henüz kamuoyuna yansımış resmi bir açıklama bulunmuyor. Haber kapsamında, taraflara cevap ve açıklama hakkı saklıdır. Yapılacak olası açıklamaların kamuoyuyla paylaşılacağı ifade ediliyor.
Sonuç: Tahsilat mı, Hukuk Dışı Baskı mı?
Yaşananlar, Türkiye’de borç tahsilat sisteminin etik, hukuki ve denetim boyutlarının yeniden ele alınması gerektiğini gösteriyor. Uzmanlara göre, borçlu olmak suç değil; ancak hukuk dışı yöntemlerle borç tahsili yapmak ciddi bir suç.
Kamuoyu şimdi şu sorulara yanıt bekliyor:
-
Bankalar, çalıştıkları hukuk bürolarını yeterince denetliyor mu?
-
Vatandaşları korkutarak tahsilat yapılmasına kim dur diyecek?
-
Hukuk devleti ilkesinin gereği yerine getirilecek mi?
Gözler, yetkili kurumların atacağı adımlarda.





