Pandemi alışveriş önceliklerini değiştirdi. Özellikle evde geçirilen sürenin artmasıyla tüketiciler tatil ve eğlence bütçelerini ev dekorasyonu ve evle ilgili yenilemelere ayırmaya başladı. Evden çalışmanın kalıcı hale gelmesi önümüzdeki dönemde ofis yatırımlarını önemli ölçüde yavaşlatacak görünüyor. Öte yandan izole tatil anlayışının yaygınlaşmasıyla kitle turizmine yönelik konaklama alanlarına yapılacak yatırımların azalması bekleniyor. Balıkçıoğlu da pandeminin etkilerinin hafiflemesiyle birlikte ev ve ofiste çalışma arasında bir denge kurulacağını belirtiyor. Bu dengenin ne tarafa doğru olacağının ülkeden ülkeye değişiklik göstereceğini de vurgulayan Balıkçıoğlu, “İnşaat sektörü şirketleri bu dengeler kurulurken esnek ve pratik hareket hareket etmeli ve fırsatları değerlendirmeli” diyor.

Pandemi iletişim ve değer zinciri modellerinde de kökten değişime neden oldu. Pandeminin tüm değer zinciri boyunca dijitalleşme için adeta bir katalizör görevi gördüğünü söyleyen Öykü Elmas, bu süreçte müşterinin deneyim yolculuğu boyunca dijital kanalların, dijital etkileşimlerin ve dijital temas noktalarının sayısının ve kabulünün önemli ölçüde arttığını ifade ediyor.

E-Ticaretin Temmuz Ayı Beklentisi 70 Milyar TL E-Ticaretin Temmuz Ayı Beklentisi 70 Milyar TL

Bu noktada pandemiyle hızla değişen pazar koşulları; şirketlerin büyüme stratejilerini yeniden şekillendirebilmeleri, dijital pazara giriş stratejileri oluşturabilmeleri, fiyatlandırma ve teklif verme stratejilerini çoklu kanallı dünyaya adapte edebilmeleri için son bir çağrı olarak görünüyor.
Simon-Kucher uzmanları inşaat sektöründeki şirketlerin bu üç konuda başarılı olmaları durumunda rakiplerine karşı önemli bir avantaj elde edeceklerini belirtiyor ve yapılması gerekenleri şöyle dile getiriyorlar:

1-Şirketinizin büyüme stratejisini yeniden oluşturun

Talebin 2021 ve sonraki yıllarda nasıl seyredeceğinin net öngörülememesi şirketlerin şu anda büyüme stratejisi oluşturmasında yaşadığı en büyük zorluk olarak karşılarına çıkıyor. İnşaat sektörünün alt segmentlerinin COVID-19 krizinin hafiflemesinden, tüketici davranışlarının değişiminden ve mevcut fonlama durumlarının seyrinden farklı şekillerde etkilenmesi bekleniyor.

Bazı şirketlerin büyüme stratejilerine ince ayarlar yapmaları bazılarının da 2021 ve sonraki yıllardaki büyüme stratejilerini tamamen yeni bir yöne çevirmeleri gerekiyor.
Talep değişimlerine ek olarak inşaat sektöründe yerelleşmeye, verimliliğe, dijital teknolojilere ve sürdürülebilirliğe olan ilgi de artacak görünüyor. Bu durumda, inşaat sektöründeki şirketlerin kârlı bir şekilde büyüyebilmeleri için potansiyel piyasa senaryolarını değerlendirmeleri ve hedefleyecekleri segmentlerle beraber ticari stratejilerini tekrardan gözden geçirmeleri önemli.

2. Pazara giriş modellerini zenginleştirin

İnşaat sektöründe pazara giriş modelleri son birkaç yıldır dijitalleşmeden oldukça etkileniyordu, ancak COVID-19 salgınıyla beraber dijitalleşmenin sektör üzerindeki etkisi daha da arttı. Dijital müşteri deneyimi daha önemli hale geldi. Artık şirketler dijitalleşmeyle beraber rakiplerine karşı önemli rekabet avantajları elde edebiliyor. Sektörün öncelikleri arasında da müşteri deneyim yolculuğu boyunca üstün bir dijital deneyim geliştirmek, e-ticaret yeteneklerini artırmak, sipariş yönetimi teknolojileri kullanmak ve dağıtım ortaklarıyla ve paydaşlarla derinlemesine dijitalleşme entegrasyonu sağlamak bulunuyor. Pazara giriş modellerini zenginleştirerek ürünleri müşterilere “itme” aktivitelerini daha verimli hale getirmenin ve müşterileri “çekme” aktivitelerini tercihler oluşturacak şekilde artırmanın da tam zamanı. Bununla beraber dijitalleşmeyle yeni fiyatlandırma modellerine ihtiyaç duyuluyor. İnşaat sektöründeki çoğu şirket, “akıllı” ürünler ve hizmetler üstünde çalışıyor ancak bu şirketlerin pek çoğu fiyatlandırma için başlangıç noktası olarak eski ürün tabanlı modelleri kullanıyor. Akıllı ürün ve hizmetleri fiyatlandırmak için kârlılık analizleriyle başlayan farklı fiyatlandırma metriklerine ihtiyaç var.

3. Çoklu kanal fırsatlarını stratejik bir şekilde yönetin

İnşaat sektörü şirketleri son birkaç yıldır “çoklu kanal yönetimi” konseptini takip ediyor. Ancak bu konsepti önemli bir fırsat olarak gören ve uzun dönem stratejisi haline getiren şirket sayısı oldukça sınırlı. Birçok inşaat şirketi pazar dinamikleri nedeniyle direkt – indirekt, çevrimiçi – çevrimdışı olmak üzere çeşitli kanallarda yer alıyor.