Gayrimenkul uzmanı Tanku Bulduk, Ortadoğu ve Doğu Akdeniz’de yatırımcıların en çok ilgi gösterdiği iki merkez olan Dubai ve Kuzey Kıbrıs üzerinden dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

Bulduk’a göre her iki bölge de son yıllarda agresif pazarlama kampanyaları, hızlı fiyat artışları ve yabancı yatırımcıya dönük teşviklerle öne çıkıyor. Ancak yatırım kararının yalnızca “parlayan projelere” bakılarak verilmesinin ciddi riskler barındırdığına dikkat çekiyor.


Dubai: Güçlü Marka, Bölgesel Risk

Dubai, küresel ölçekte lüks konut projeleri, vergi avantajları ve uluslararası yatırımcı dostu sistemiyle biliniyor. Özellikle yüksek kira getirisi vaadi ve hızlı değer artışı beklentisi, yatırımcıyı cezbediyor.

Ancak Bulduk’a göre şu başlıklar göz ardı edilmemeli:

  • Dubai her ne kadar istikrarlı bir finans merkezi gibi görünse de, bulunduğu coğrafya jeopolitik olarak kırılgan.

  • Körfez bölgesindeki olası bir askeri gerilim, sermaye akışını doğrudan etkileyebilir.

  • Yabancı yatırımcıların mülkiyet hakları belirli bölgelerle sınırlı ve sistem merkezi otoriteye dayanıyor.

  • Hukuki süreçler Batı tipi bağımsız yargı modeliyle birebir örtüşmüyor.

Bulduk bu noktada şu soruyu soruyor:

“Bölgede bir kriz çıktığında, küresel sermaye hızla çıkışa geçtiğinde fiyatlar ne kadar dirençli kalacak?”

Ona göre Dubai’deki yükselişin önemli bir kısmı küresel likidite bolluğu ve bölgesel güvenli liman algısına dayanıyor. Ancak risk primi arttığında, fiyat artışı yatırım değil spekülatif dalga haline gelebilir.


Kuzey Kıbrıs: Yüksek Getiri Vaadi, Hukuki Tartışmalar

Kuzey Kıbrıs ise son yıllarda özellikle Türkiye’den ve farklı ülkelerden yatırımcıların yoğun ilgi gösterdiği bir pazar. Düşük metrekare fiyatları, döviz bazlı kira getirisi ve oturum avantajları öne çıkan başlıklar arasında.

Ancak burada da kritik sorular var:

  • Uluslararası tanınma sorunu yatırım güvenliğini nasıl etkiliyor?

  • Tapu türleri ve geçmiş mülkiyet ihtilafları gelecekte hukuki risk oluşturabilir mi?

  • Olası bir siyasi çözüm sürecinde mülkiyet rejimi nasıl şekillenecek?

  • Yabancı yatırımcının hakkı uluslararası hukuk mekanizmalarında ne kadar korunabilir?

Bulduk’a göre yatırımcıların en sık yaptığı hata, “ucuzluk” ile “güvenliği” karıştırmak.

“Metrekare fiyatının düşük olması yatırımın güvenli olduğu anlamına gelmez. Asıl mesele, 10 yıl sonra o tapunun hangi hukuki zeminde korunacağıdır.”


Yatırımın 3 Temel Kriteri

Tanku Bulduk, ister Dubai ister Kuzey Kıbrıs olsun, yatırımın üç temel unsur üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor:

  1. Hukuki öngörülebilirlik

  2. Siyasi istikrar

  3. Bölgesel barış ortamı

Bu üçlüden biri zayıfsa, yatırımın risk primi yükselir. Risk primi yükseldiğinde görülen fiyat artışları ise sürdürülebilir yatırım değil, dalgalı kazanç beklentisidir.


“Romantizmle Değil Senaryoyla Yatırım Yapın”

Bulduk, sosyal medyada oluşturulan “Dubai’de hayat”, “Kıbrıs’ta pasif gelir” söylemlerinin yatırım gerçeğinin önüne geçtiğini belirtiyor.

“Gayrimenkul; duyguyla değil, sistemle alınır. Işıltı yatırım değildir. Barış ve hukuk yatırımın temelidir. Eğer bu iki unsur sağlam değilse, ben o piyasada olmam. Müşterimi de para uğruna riske sokmam.”

Uzmanlara göre yatırımcıların kısa vadeli getiri yerine 10 yıllık senaryo analizine odaklanması, bölgesel jeopolitik riskleri ve hukuki altyapıyı detaylı incelemesi gerekiyor.

Sonuç olarak; Dubai’nin gökdelenleri ya da Kuzey Kıbrıs’ın sahil projeleri tek başına yatırım güvenliği anlamına gelmiyor. Gerçek yatırım zemini; sağlam hukuk, öngörülebilir sistem ve sürdürülebilir istikrardan geçiyor.