Erdoğan, muhalefetin eleştirilerine karşılık verirken “CHP’nin emeklilerle ilgili bir derdi olmadığını biliyoruz” ifadelerini kullandı; maaş tartışmalarına ise dolar bazlı karşılaştırmalarla yanıt verdi. Ancak konuşmanın içeriği, muhalefete yöneltilen sert eleştirilerin çözüm önerilerinin önüne geçtiği yönünde yeni bir tartışmayı da beraberinde getirdi.
Geçim Sıkıntısı Gündemde, Siyasetin Dili Tartışmalı
Türkiye’de yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı karşısında en kırılgan kesimlerden biri olan emekliler, aylardır “geçinemiyoruz” diyerek seslerini yükseltiyor. Gıda, kira, enerji ve sağlık harcamalarındaki artış, sabit gelirli milyonlarca emeklinin alım gücünü ciddi biçimde zorluyor. Bu tabloya rağmen, Erdoğan’ın konuşmasında doğrudan “emekli maaşlarını artırmaya yönelik yeni ve somut bir takvim” yerine muhalefet eleştirilerinin öne çıkması, kamuoyunda eleştirilere yol açtı.
Cumhurbaşkanı’nın her grup toplantısında CHP’yi hedef almasının, “zayıf rakip üzerinden siyaset” olarak okunduğunu savunan yorumcular, asıl beklentinin çözüm odaklı bir dil olduğuna dikkat çekiyor. “Emekli geçinemiyor, daha fazla maaş vermemiz gerekiyor” gibi net bir cümle yerine, karşılaştırmalar ve polemiklerin tercih edilmesi, toplumun geniş kesimlerinde hayal kırıklığı yaratıyor.
Dolar Hesabı Yanıtı Yeterli mi?
Erdoğan’ın emekli maaşlarına ilişkin eleştirilere dolar hesabı üzerinden yanıt vermesi de tartışmanın bir diğer başlığı oldu. İktidar cephesi, geçmiş yıllarla kıyaslamalarda maaşların reel olarak gerilemediğini savunurken; emekliler ve ekonomi çevreleri, vatandaşın gündelik hayatta karşılaştığı fiyat artışlarının bu tür hesapların ötesinde bir gerçeklik sunduğunu dile getiriyor. Pazara çıkan, eczaneye giden, fatura ödeyen emekli için belirleyici olanın “kur karşılığı” değil, cebindeki paranın alım gücü olduğu vurgulanıyor.
Tasarruf Çağrısı ve Siyasetin Sorumluluğu
Toplumda yükselen bir diğer beklenti ise siyasetin kendi içinde tasarruf tedbirlerine daha sıkı uyması. “Halk hayat pahalılığı karşısında zor günler geçirirken, çözüm üretmek yerine eleştirmek kolay” diyen kesimler, yönetenlerin örnek olması gerektiğini savunuyor. Lüks harcamalar, israf algısı ve kamudaki yüksek maliyetler, emeklilerin maaş tartışmalarında sıkça gündeme geliyor.
Eleştiriler, yalnızca iktidara değil muhalefete de yöneliyor. Siyasetin, sadece seçim dönemlerinde halkın arasına karışmak yerine, yılın her günü sahada olması gerektiği ifade ediliyor. Emeklilerin yaşadığı sorunları birebir deneyimlemenin, masa başı söylemlerden çok daha etkili olacağı görüşü öne çıkıyor.
“Halkın İçine Girmek” Vurgusu
Siyasi aktörlerin, parti liderleri düzeyinde dahi, vatandaşın günlük hayatına dokunmadan çözüm üretmesinin zor olduğu dile getiriliyor. “Pazara birlikte çıkmadan, kira ödemeden, fatura görmeden emeklinin derdi anlaşılamaz” görüşü, kamuoyunda giderek daha fazla destek buluyor. Bu çerçevede, hem iktidarın hem de muhalefetin polemik yerine somut politika önerileriyle sahaya inmesi çağrısı yapılıyor.
Sonuç: Polemik mi, Çözüm mü?
Erdoğan’ın grup toplantısındaki emekli maaşları çıkışı, siyasetin diline dair daha geniş bir tartışmayı yeniden alevlendirdi. Muhalefeti eleştirmenin siyasetin doğal bir parçası olduğu kabul edilse de, milyonlarca emeklinin beklentisi net: Geçim şartlarını iyileştirecek, alım gücünü artıracak ve kısa vadede hissedilecek çözümler.
Kamuoyunda yükselen ortak talep ise şu soruda özetleniyor:
Siyaset, polemiklerle zaman mı kazanacak, yoksa emeklinin sofrasına doğrudan dokunan adımlarla güven mi tazeleyecek?
