Karbon emisyonunu azaltan, enerji maliyetlerini düşüren ve sürdürülebilir yaşamı destekleyen ısı pompaları; doğal gaz altyapısının bulunmadığı bölgelerde LPG, kömür ve motorin gibi yakıtların yerini almaya başladı. Özellikle köylerde tarımsal üretim yapan çiftçiler ile turizm bölgelerindeki yazlık konut sahipleri arasında hızla yayılan bu yeni eğilim, Türkiye'de ısı pompası pazarını büyütüyor. DOSİDER Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Erkut ise Türkiye'nin kombi ve radyatör üretimindeki güçlü konumunu sürdürdüğünü, şimdi de ısı pompası teknolojilerinde Avrupa'nın üretim üssü olmaya hazırlandığını söyledi.

İSTANBUL, 2026 – Küresel iklim kriziyle mücadele ve sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda enerji verimliliği yüksek, düşük karbon salımlı teknolojilere yönelik yatırımlar hız kazanırken, ısı pompaları dünyanın en hızlı büyüyen iklimlendirme çözümlerinden biri haline geliyor. Özellikle doğal gaz altyapısının bulunmadığı bölgelerde konutlar, çiftlikler, turizm tesisleri ve ticari işletmeler için öne çıkan bu teknoloji; ısıtma, soğutma ve sıcak su ihtiyacını tek sistemle karşılayarak hem çevreye hem de kullanıcı bütçesine önemli katkı sağlıyor.

Geleneksel ısıtma sistemleri yüksek oranda fosil yakıt tüketirken, ısı pompaları ihtiyaç duyduğu enerjinin büyük bölümünü hava, su veya toprak gibi doğal kaynaklardan elde ediyor. Elektrikle çalışan sistemler doğrudan karbon salımı gerçekleştirmezken, araştırmalar ısı pompalarının fosil yakıtlı sistemlere kıyasla yaklaşık %60 daha düşük karbon emisyonu oluşturduğunu ortaya koyuyor. Güneş enerjisi sistemleriyle birlikte kullanıldığında ise bu oran %78'e kadar çıkabiliyor. Bu yönüyle ısı pompaları, düşük karbon ekonomisine geçişin en kritik teknolojileri arasında gösteriliyor.

LPG, kömür ve motorine göre çok daha ekonomik

Çevresel faydalarının yanı sıra ekonomik avantajlarıyla da dikkat çeken ısı pompaları, 1 birim elektrik enerjisiyle yaklaşık 4-5 birim ısı enerjisi üreterek %400'e varan verimlilik sağlayabiliyor.

Doğal gaz altyapısının bulunmadığı bölgelerde yaygın olarak kullanılan LPG, kömür ve motorin gibi yakıtlara kıyasla çok daha düşük işletme maliyetleri sunan sistemler, kullanım yoğunluğuna bağlı olarak ilk yatırım maliyetini birkaç yıl içinde amorti edebiliyor. Böylece kullanıcılar uzun yıllar boyunca daha düşük enerji giderleriyle yüksek konfor elde ediyor.

Köylerde ve yazlık bölgelerde talep hızla artıyor

Türkiye'de ısı pompası pazarı son yıllarda yıllık %50’nin üzerinde büyüme gösteriyor. 2025 yılında 50 bin adetin üzerinde ısı pompası satılırken, doğal gaz altyapısının bulunmadığı bölgelerde kullanım dikkat çekici biçimde yaygınlaşıyor.

Özellikle köylerde tarımsal üretim yapan çiftçiler; seralarını, çiftliklerini ve müstakil evlerini daha düşük enerji maliyetiyle, pratik ve konforlu şekilde iklimlendirmek için ısı pompalarını tercih ediyor. Turizm bölgelerindeki yazlık konut sahipleri de dört mevsim kullanım imkânı, düşük işletme giderleri ve çevreci yapısı sayesinde bu teknolojiye yöneliyor. Son yıllarda bu iki kullanıcı grubundan gelen talep, Türkiye'de ısı pompası pazarının büyümesinde önemli rol oynuyor.

Küresel pazarda büyüme hız kesmiyor

Dünya iklimlendirme pazarı son yıllarda gösterdiği büyümeyle 580 milyar dolarlık hacme ulaşırken, bu büyümenin en önemli dinamiklerinden birini ısı pompası teknolojileri oluşturuyor.

Bugün dünya genelinde 26,5 milyar dolar büyüklüğe ulaşan havadan suya ısı pompası pazarının, 2030 yılına kadar yıllık ortalama %13 bileşik büyüme ile 83,5 milyar dolara ulaşması bekleniyor.

Türk iklimlendirme sektörünün toplam ihracatı ise 7,4 milyar doların üzerine çıkarken, bunun 1,42 milyar dolarlık bölümünü ısıtma sistemleri ve ekipmanları oluşturuyor. Avrupa'da hız kazanan karbon nötr dönüşümü ise Türkiye'nin güçlü üretim altyapısıyla yeni ihracat fırsatları yakalamasını sağlayacak önemli bir potansiyel sunuyor.

Avrupa'nın üretim üssü olmaya hazırlanıyor

Isıtma Cihazları Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (DOSİDER) Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Erkut, Avrupa'da hızlanan enerji dönüşümünün Türkiye için önemli fırsatlar sunduğunu belirterek şunları söyledi:

"Dünya genelinde, özellikle en büyük ihracat pazarımız olan Avrupa'da, Net Zero 2050 hedefleri doğrultusunda enerji verimliliği ve karbon emisyonlarının azaltılmasına yönelik düzenlemeler her geçen gün daha da hız kazanıyor. DOSİDER olarak en büyük beklentimiz, katma değeri yüksek, çevreci ve yenilikçi ürünlerin ihracatımızdaki payının istikrarlı şekilde artmasıdır. Türkiye bugün Avrupa'nın kombi ve radyatör üretim üssü konumunu başarıyla sürdürüyor. Şimdi ise güçlü üretim altyapımız, Ar-Ge kabiliyetimiz ve sanayi deneyimimizle aynı başarıyı ısı pompası teknolojilerinde de yakalayarak Avrupa'nın üretim üssü olmaya hazırlanıyoruz. Ülkemizde ise doğal gaz altyapısının bulunmadığı bölgelerde hızla artan yerel talebi yüksek kaliteli yerli üretimle karşılamak için çalışıyor, üretim hedeflerimizi ve ihracat kapasitemizi de bu vizyon doğrultusunda şekillendiriyoruz. Avrupa'da yaşanan ısı pompası dönüşümü yalnızca yeni bir pazar değil, aynı zamanda Türkiye için stratejik bir üretim fırsatıdır."

Erkut ayrıca, sektörün ortak vizyonla hareket etmesi amacıyla İSKİD (İklimlendirme Soğutma Klima İmalatçıları Derneği) ile DOSİDER bünyesinde yürütülen ısı pompası çalışmalarının tek çatı altında birleştirildiğini belirterek, İSKİD-DOSİDER Isı Pompası Komisyonunun kurulduğunu ve bu iş birliğinin sektörün gelişimine önemli ivme kazandıracağını ifade etti.

DOSİDER Hakkında

DOSİDER (Isıtma Cihazları Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği) 1993 yılında kurulmuştur. Isıtma sektörü içinde üyeler arasında işbirliği, dayanışma ve yardımlaşma ortamının oluşturulması, ortak sorunların çözüme ulaştırılmasının sağlanması, kullanıcıların standartlara uygun kaliteli hizmet ve malzeme almalarının temini ile bu konularda istismarın oluşmaması için gerekli tedbirlerin alınması konularını kendine amaç edinmiştir.