Bir dönem Avrupa'nın en büyük ahşap yapılarından biri olarak gösterilen Büyükada Rum Yetimhanesi, yıllardır süren sessizliğini bozacak bir projeyle yeniden gündemde. İlk yapıldığında lüks otel olarak tasarlanan, ardından binlerce çocuğa yuva olan tarihi binanın geleceği için turizm seçeneği öne çıkıyor.

İstanbul'un Prens Adaları'ndan Büyükada'da bulunan tarihi Rum Yetimhanesi, geçmişi kadar geleceğiyle de tartışma konusu. Yaklaşık 128 yıllık geçmişe sahip görkemli ahşap yapı, yıllarca çocukların yaşadığı bir yuva oldu. Bugün ise yeniden hayata döndürülmesi için hazırlanan restorasyon planlarıyla gündemde.

Binanın hikayesi 1898 yılına uzanıyor. Ünlü mimar Alexandre Vallaury tarafından tasarlanan yapı, başlangıçta lüks bir otel ve kumarhane olarak planlandı. Projenin adı da Prinkipo Palace'tı. Ancak dönemin padişahı II. Abdülhamid, binanın otel ve kumarhane olarak işletilmesine izin vermedi.

Yapının kaderi daha sonra değişti. Hayırsever Eleni Zarifi binayı satın alarak Fener Rum Patrikhanesi'ne bağışladı. Böylece görkemli yapı, 1903 yılında Rum Yetimhanesi olarak kapılarını açtı.

Binlerce çocuğun hayatına dokundu

Büyükada Rum Yetimhanesi, 1964 yılına kadar yaklaşık 6 bin çocuğun barındığı bir eğitim ve yaşam alanı olarak hizmet verdi. İçerisinde yatakhaneler, derslikler, kütüphane ve meslek atölyeleri bulunan bina, kendi döneminin büyük eğitim yapılarından biriydi.

Ancak 1964 yılında yetimhane kapatıldı. Bu tarihten sonra bakımsız kalan bina, yıllar içerisinde ağır hasar gördü. Çatısı çöktü, ahşap bölümleri çürümeye başladı. Bir zamanlar çocuk seslerinin yükseldiği koridorlar zamanla sessizliğe büründü.

Restorasyon için yeni dönem başladı

Yapının mülkiyeti, 2010 yılında sonuçlanan hukuk sürecinin ardından yeniden Fener Rum Patrikhanesi'ne geçti. Buna rağmen restorasyon için gereken yüksek maliyet ve teknik zorluklar nedeniyle uzun süre somut bir çalışma başlatılamadı.

Patrikhane, 2025 yılında tarihi yapının turizm faaliyetleri kapsamında değerlendirilmesi yönünde adım attı. Mayıs 2026'da Fener Rum Patriği Bartholomeos da otel seçeneğinin yapıyı kurtarmak amacıyla gündeme geldiğini açıkladı.

15 Haziran 2026 tarihinde ise Fener Rum Patrikhanesi, Bilgili Holding ve Yunanistan merkezli ĒNSOFI Holding arasında restorasyon için uzun vadeli bir anlaşma imzalandı.

Hazırlanan planla tarihi binanın yeniden ayağa kaldırılması ve turizm alanında değerlendirilmesi hedefleniyor. Restorasyonun ayrıntıları, yapının hangi bölümlerinin nasıl kullanılacağı ve projenin ne zaman tamamlanacağı konusunda ise henüz netleşmiş bir takvim bulunmuyor.

Otel mi olsun, kültür merkezi mi?

Büyükada Rum Yetimhanesi'nin hikayesinde dikkat çeken bir ayrıntı var. 1898 yılında otel olarak yapılması düşünülen bina, padişahın izni çıkmayınca yetimhaneye dönüştürülmüştü. Aradan geçen 128 yılın ardından aynı yapı yeniden otel seçeneğiyle gündeme geldi.

Şimdi tartışılan konu, tarihi binanın nasıl korunacağı ve gelecek kuşaklara nasıl aktarılacağı.

Bir kesim, yüksek restorasyon maliyetinin karşılanabilmesi için turizm kullanımını gerekli görüyor. Diğer kesim ise binanın geçmişine uygun şekilde müze, kültür ve eğitim merkezi olarak değerlendirilmesini savunuyor.

Peki sizce binlerce çocuğun anılarını taşıyan Büyükada Rum Yetimhanesi yeniden otel olarak mı hizmet vermeli, yoksa müze ve kültür merkezi olarak mı yaşatılmalı?