Bodrum'da otel dolulukları yüzde 60 seviyelerinde kalırken, sektör temsilcileri sezon sonunda iflasların yaşanabileceği uyarısında bulundu. Bankalara olan kredi borçlarının artması ve satışa çıkarılan otellerin alıcı bulamaması, turizm sektöründeki finansal baskıyı daha da derinleştiriyor.

Erken rezervasyon dönemi savaşın gölgesinde kaldı

2026 turizm sezonuna büyük umutlarla hazırlanan sektör, erken rezervasyon döneminde yaşanan jeopolitik gelişmeler nedeniyle önemli bir darbe aldı. İran-İsrail savaşı ve bölgede artan güvenlik endişeleri, özellikle yabancı turistlerin rezervasyon kararlarını ertelemesine neden oldu.

Sezona düşük doluluklarla başlayan turizm işletmeleri, temmuz ayının ortalarına kadar beklenen hareketliliği yakalayamadı. Yüksek sezon olarak kabul edilen haziran ve temmuz aylarında dahi oteller ile plajlarda beklenen yoğunluk oluşmadı.

Bodrum'da doluluklar yüzde 60 seviyesinde kaldı

Türkiye'nin en önemli turizm merkezlerinden Bodrum'da 15 Temmuz sonrasında başlayan hareketlilik, sektörün beklentilerini karşılamaya yetmedi.

Bodrum Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (BOYD) Onursal Kurucu ve Danışma Kurulu Başkanı Serdar Karcılıoğlu, otel doluluklarının ancak yüzde 60-65 seviyelerine ulaşabildiğini belirterek ağustos ayı için de tabloyu iyimser görmediklerini söyledi.

Karcılıoğlu'na göre mevcut rezervasyonlar ağustos ayının son haftasına kadar benzer seviyelerde devam edebilir. Ancak sonrasında yeniden belirgin bir düşüş bekleniyor.

Antalya'dan gelen verilerin nispeten daha olumlu olduğunu ifade eden sektör temsilcileri, özellikle Bodrum ve Güney Ege'de sezonun beklenenden çok daha kısa sürdüğüne dikkat çekiyor.

Son dakika rezervasyonları sektörü ayakta tutuyor

Turizm işletmeleri doluluklarını artırabilmek için son dakika rezervasyonlarına ağırlık veriyor.

Birçok otel, tur operatörleri ve seyahat acenteleri aracılığıyla ciddi indirim kampanyaları düzenlerken, bazı işletmelerin maliyetine hatta zararına satış yapmak zorunda kaldığı belirtiliyor.

Buna rağmen Türkiye'nin fiyatlarının rakip turizm destinasyonlarıyla rekabet etmekte zorlandığı ifade ediliyor.

Sektör temsilcileri, fiyat indirimlerinin dolulukları bir miktar artırmasına rağmen işletmelerin kârlılığını önemli ölçüde azalttığını vurguluyor.

Bankalara kredi borcu 3,5 milyar liraya ulaştı

Turizm sektöründe yaşanan en büyük sorunlardan biri de finansman yükü.

Konaklama sektörünün bankalara olan kredi borcunun 3,5 milyar liraya, takipteki yani ödenemeyen kredi borcunun ise 634 milyon liraya ulaştığı belirtiliyor.

Pandemi döneminde bankalarla yapılan yapılandırma ve "vefa anlaşmaları" kapsamında birçok işletmeye ödeme kolaylığı sağlanmıştı. Ancak bu anlaşmaların önemli bölümünün süresinin dolmasıyla birlikte sektör yeniden ödeme baskısıyla karşı karşıya kaldı.

Satılık oteller alıcı bulamıyor

Serdar Karcılıoğlu, ekonomik sıkıntılar nedeniyle çok sayıda otelin satışa çıkarıldığını ancak yatırımcıların da temkinli davranması nedeniyle bu tesislerin büyük bölümünün alıcı bulamadığını söyledi.

Borçlarını ödeyemeyen işletmelerin bankaların takibine düştüğünü belirten Karcılıoğlu, önümüzdeki dönemde bazı turizm tesislerine bankalar tarafından el konulmasının gündeme gelebileceğini ifade etti.

Bu durumun özellikle orta ve küçük ölçekli oteller açısından ciddi bir risk oluşturduğu değerlendiriliyor.

"20 bin otel satılmayı bekliyor"

Turizm sektörünün resmi söylemlerde dile getirilen "rekor sezon" söylemiyle sahadaki gerçeklerin örtüşmediğini savunan Karcılıoğlu, dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

Türkiye'de yaklaşık 26 bin turizm işletme belgeli ve yatırım belgeli tesis bulunduğunu, bunlardan yaklaşık 20 bininin satış sürecinde olduğunu ifade eden Karcılıoğlu, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Turizm gerçekten söylendiği gibi rekor kırıyor olsaydı, bu kadar otel neden satışa çıkarılsın? Sezon sonunda ciddi iflaslarla karşı karşıya kalabiliriz."

Sektör temsilcileri, satışa çıkarılan tesis sayısındaki artışın turizm yatırımcılarının içinde bulunduğu finansal sıkıntının önemli göstergelerinden biri olduğunu belirtiyor.

Sezon iki aya kadar geriledi

Başta Bodrum olmak üzere Güney Ege'deki resort bölgelerde turizm sezonunun giderek kısaldığına dikkat çeken Karcılıoğlu, birçok işletmenin yılın yalnızca 1,5-2 aylık bölümünde gelir elde edebildiğini söyledi.

Turizm gibi yüksek yatırım maliyetine sahip bir sektörün yalnızca iki aylık gelirle bütün yılı finanse etmesinin mümkün olmadığını belirten Karcılıoğlu, mevcut yapının sürdürülebilir olmadığını ifade etti.

Yerli turist karavan ve çadıra yöneldi

Yüksek konaklama maliyetleri nedeniyle yerli turistin otellerden uzaklaşmaya başladığı da sektörün dikkat çektiği bir diğer gelişme oldu.

Dört kişilik bir ailenin bir haftalık otel tatili için yaklaşık 100 bin liralık bütçe ayırmasının birçok hane için mümkün olmadığını belirten sektör temsilcileri, bu nedenle vatandaşların daha ekonomik seçeneklere yöneldiğini ifade ediyor.

Son dönemde özellikle;

  • Karavan tatilleri,
  • Kamp alanları,
  • Çadır turizmi,
  • Günlük kiralık evler

gibi alternatif konaklama modellerine olan talebin belirgin şekilde arttığı belirtiliyor.

8.500 liralık bonfile tartışması

Bodrum'da zaman zaman sosyal medyada gündem olan yüksek restoran fiyatları da turizm sektörünün en çok tartışılan konuları arasında yer alıyor.

Serdar Karcılıoğlu, bazı işletmelerde 8.500 liraya satılan bonfile tabaklarının kamuoyunda büyük tepki çektiğini belirterek, bu tür örneklerin tüm sektörün algısını olumsuz etkilediğini söyledi.

Karcılıoğlu'na göre yüksek fiyatların temel nedeni Türkiye'deki enflasyon ve maliyet artışları olsa da, bazı işletmelerin uyguladığı aşırı fiyat politikası sektörde zincirleme bir etki oluşturuyor.

Bir işletmenin çok yüksek fiyat belirlemesi, diğer işletmelerin de benzer fiyat politikalarına yönelmesine neden olurken, bu durum özellikle yerli turistin tatil planlarını olumsuz etkiliyor.

Ağustos ayı sektör için kritik olacak

Turizm sektörü şimdi gözünü ağustos ayına çevirmiş durumda.

İşletmeler, son dakika rezervasyonlarının artmasını ve yabancı turist talebinin toparlanmasını umut ediyor. Ancak mevcut rezervasyon verileri beklentilerin altında seyrediyor.

Sektör temsilcileri, ağustos ayında beklenen hareketliliğin gerçekleşmemesi halinde birçok işletmenin sezonu zarar ederek kapatabileceğini, yıl sonuna doğru ise finansal sıkıntıların daha görünür hale gelebileceğini belirtiyor.

Turizmde sürdürülebilirlik tartışması büyüyor

Uzmanlara göre sektörün karşı karşıya olduğu sorun yalnızca doluluk oranlarıyla sınırlı değil. Yüksek işletme maliyetleri, finansmana erişimde yaşanan güçlükler, kısa sezona sıkışan gelirler ve artan borç yükü, turizm sektörünün sürdürülebilirliğini tehdit eden temel unsurlar olarak öne çıkıyor.

Sektör temsilcileri, rekabet gücünün korunabilmesi için maliyetlerin düşürülmesi, finansman desteklerinin artırılması, sezonun 12 aya yayılmasına yönelik politikaların güçlendirilmesi ve Türkiye'nin uluslararası pazarlardaki fiyat rekabetinin yeniden sağlanması gerektiğini vurguluyor.