Gündem

Tarımda Çöküş: Şimdi de Hobi Bahçeleri Hedefte

Depremde evini kaybeden vatandaşlar hobi bahçelerindeki kulübelere sığındı, barındı. Şimdi AK Parti'nin yeni yasasıyla bu kulübeler yıkılacak.

Abone Ol

Peki ya yarın büyük bir deprem olursa? Ya da savaş kapıya dayanırsa? AK Parti'nin "tarımı koruma" bahanesiyle yıkmak istediği hobi bahçeleri, aslında olası afetler için can simidi. İşte Avrupa'da anayasal güvence altında olan hobi bahçelerinin Türkiye'de yok edilme gerekçesi...

AK Parti hükümeti, "tarım arazilerini koruma" gerekçesiyle Meclis'e sunduğu yeni yasayla hobi bahçelerini hedef aldı. İzinsiz yapıların yıkılmasını öngören düzenleme, depremde barınma ihtiyacını karşılayan ahşap kulübeleri de kapsıyor. Avrupa'da anayasal güvence altında olan hobi bahçeleri, Türkiye'de yok edilmek istenirken, vatandaşlar "Tarımı bitirdiniz, şimdi de küçük üreticiye göz diktiniz" tepkisi gösteriyor. Uzmanlar ise olası bir savaş veya deprem durumunda bu alanların stratejik önemine dikkat çekiyor.

Son günlerde kamuoyunda geniş yankı uyandıran ve AKP hükümeti tarafından Meclis'e sunulan yeni kanun teklifi, özellikle hobi bahçelerine yönelik düzenlemeleriyle dikkat çekiyor. "Tarım arazilerini koruma" gerekçesiyle hazırlanan teklif, vatandaşların küçük ölçekli tarım faaliyetlerini neredeyse imkansız hale getirecek uygulamalar içeriyor.

Yeni Düzenleme Neler Getiriyor?

AK Parti milletvekilleri tarafından TBMM Başkanlığı'na sunulan 29 maddelik kanun teklifi, "Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu" ile "Çeltik Kanunu" başta olmak üzere birçok yasada değişiklik öngörüyor . Teklifin en dikkat çekici maddeleri şöyle:

Tarım arazilerinde "hobi bahçesi" adı altında hukuka aykırı bölünmelerin önlenmesi amacıyla, tarımsal amaç dışındaki kooperatiflerin tarım arazisi edinmesi yasaklanıyor . İzin alınmadan tarım arazilerine yapılan yapılara elektrik, su ve doğalgaz bağlanamayacak . Bu yasağa rağmen abonelik sağlayan kurumlara her abone için 100 bin lira ceza kesilecek ve abonelik iptal edilmezse ceza her ay tekrarlanacak .

Teklifin gerekçesinde, "hobi bahçesi adı altında tarım dışı kullanımın önlenmesi, izinsiz yapılaşmalara karşı idari cezaların artırılması, tarım arazilerinin izinsiz bölünmesinin engellenmesi" hedeflendiği belirtiliyor .

Avrupa'da Hobi Bahçeleri Koruma Altında

Oysa gelişmiş ülkelerde hobi bahçeleri tam tersine teşvik ediliyor ve koruma altına alınıyor. Almanya'da "Kleingarten" veya "Schrebergarten" adı verilen hobi bahçeleri, anayasal güvence altında bulunuyor. Almanya genelinde 1 milyon 200 bin üyesi bulunan bu bahçeler, 1900'lü yıllardan beri yasalarla düzenlenmiş durumda . Her parseli 300-700 metrekare arasında değişen bu bahçelerde, aileler kendi sebze ve meyvelerini yetiştiriyor, dernek çatısı altında örgütleniyorlar .

Almanya'daki hobi bahçelerinde maksimum 24 metrekare büyüklüğünde kulübelere izin verilirken, bahçenin üçte biri sebze, üçte biri meyve-çiçek, üçte biri çayırlık olarak düzenleniyor . Bu bahçeler sadece gıda üretimi için değil, aynı zamanda şehirlerin yeşil alan ihtiyacını karşılamak ve vatandaşların boş zamanlarını değerlendirmeleri için de kullanılıyor.

Depremzedelerin Barınma Sorununa Çözüm Olmuştu

6 Şubat depremlerinin ardından, hobi bahçeleri önemli bir işlev daha gördü. Depremzedelerin bir kısmı, şehir dışındaki hobi bahçelerinde bulunan ahşap kulübe ve konteynırlarda barınma ihtiyacını karşıladı. Bu yapılar, geçici süre de olsa deprem mağdurlarına sıcak bir yuva oldu.

Deprem sonrası barınma sorununa çözüm arayışlarında, uzmanlar da hobi bahçelerini öneriyor. Sosyal Bilimler Vakfı'nda yayınlanan bir makalede, "çok amaçlı mini hobi bahçeleri" önerisi gündeme getirilmiş, bu tür yapıların hem normal zamanlarda gıda üretimi hem de afet durumlarında barınma amaçlı kullanılabileceği vurgulanmıştı .

Erzincan depremi örneğinde olduğu gibi, 1939 depreminden sonra Avusturya'dan getirilen "kurma evler" (prefabrik evler) yıllarca depremzedelerin barınma ihtiyacını karşılamış, hatta Erzincan'da "Dörtevler" ve "Kızılay Mahallesi" gibi semtler bu yapılarla oluşmuştu .

Tohum Politikası: Yerli Tohum Gerçeği

Hükümetin bir diğer tartışmalı politikası ise tohum konusunda yaşanıyor. "Sertifikalı tohum" adı altında hibrit tohumların teşvik edildiği, ata tohumlarının satışının yasaklandığı iddiaları kamuoyunda sıkça dile getiriliyor.

Ancak resmi verilere göre, Türkiye'de ata tohumu ekmek yasak değil. Sadece tescilli olmayan ata tohumlarının tohum olarak çoğaltılması ve para karşılığı kontrolsüz ortamlarda satışı yasal düzenlemelere tabi . 5553 sayılı Tohumculuk Kanunu'na göre, çiftçiler kendi ihtiyaçları için tohum üretebiliyor .

Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre, Türkiye'de sertifikalı tohum üretimi 9 kat artarak 1,3 milyon tona ulaştı ve Türkiye dünya tohumculuğunda ilk 10 ülke arasında yer alıyor . Bakanlık bünyesinde iki ayrı tohum gen bankasında 123 bin materyal, 18 arazi gen bankasında ise 107 türe ait 10 binden fazla canlı örnek muhafaza ediliyor . Tarım Kredi Marketlerinde 2025 yılından itibaren ata tohumu satışına başlandı ve 2026'da satışa sunulmak üzere yaklaşık 1 milyon yerli tohum paketi hazırlanıyor .

Hibrit Tohum Tartışması

Uzmanlar, hibrit tohum ile GDO'lu tohumun birbirine karıştırılmaması gerektiğini vurguluyor. Hibrit tohum, farklı türlerin doğal yollarla melezlenmesiyle elde ediliyor ve genetiğiyle oynanmıyor . Ancak asıl tartışma, tohumların şirketlerin tekeline geçmesi ve çiftçilerin kendi ürettikleri tohumları kullanamaz hale gelmesi endişesinden kaynaklanıyor .

Buğday Derneği'nden Batur Şehirlioğlu'na göre, asıl sorun tohumların yerli şirketlere ait olması değil, halka ait olması gerektiği: "Bu tohumların kaynağı çiftçidir, yüzlerce yıldır çiftçiler bu tohumları ekip geliştirmiştir, bu yüzden hak sahibi de çiftçidir" .

Tarımsal Girdi Maliyetleri Çiftçiyi Zorluyor

TÜİK verilerine göre, Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi Aralık 2025'te yıllık bazda yüzde 33,15 arttı . Özellikle veteriner harcamaları yıllık yüzde 72,78'lik artışla dikkat çekiyor . Bu yüksek maliyetler karşısında çiftçiler üretim yapmakta zorlanırken, tarım alanları boş kalmaya devam ediyor.

Sonuç Olarak Bakıldığında

Kamuoyunda "tarım arazilerini koruma" gerekçesiyle sunulan düzenleme, aslında küçük ölçekli üreticilerin ve hobi bahçesi sahiplerinin önünü kesiyor. Oysa Avrupa ülkelerinde hobi bahçeleri hem gıda güvenliği hem de afet durumlarında barınma ihtiyacı için stratejik öneme sahip.

Deprem kuşağında bulunan Türkiye'de, şehir dışındaki bu küçük yapılar olası bir afet durumunda binlerce insanın geçici barınma ihtiyacını karşılayabilir. Üstelik dünyada savaş riskinin arttığı bu dönemde, şehirlerden uzak bu alanlar stratejik önem kazanıyor.

Vatandaşlar, "Tarımı bitirdiniz, şimdi de küçük bahçelerde üretim yapanlara göz dikiyorsunuz. Önce tarımı kalkındıracak hamleler yapın, girdi maliyetlerini düşürün, köylüyü üretime teşvik edin" diyerek tepkilerini dile getiriyor. Hükümetin bu düzenlemeyle, küresel ilaç ve tohum tekellerinin ekmeğine yağ sürdüğü, sağlıksız nesiller yaratarak dışa bağımlı bir tarım politikası izlediği eleştirileri yapılıyor.

{ "vars": { "account": "G-HRG68RX6YX" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }