Ancak bu bütçelerin neredeyse tamamı, yerli ve millî medya yerine küresel dijital platformlara aktarılıyor.
Salonlarda Türk gazetecileri var.
Ama kasada Türk medyası yok.
Bu bir tercih değil, bilinçli bir yönlendirmedir.
Yerli Medya Bilerek Devre Dışı Bırakılıyor
Yerel gazeteler kapanıyor.
Sektörel haber siteleri ayakta duramıyor.
Ulusal medya reklam alamadığı için küçülüyor.
Buna rağmen, Türkiye’de milyarlarca liralık reklam harcaması yapan sektörler, tek kuruşu bile yerli basına çok görüyor.
Bu durum artık ekonomik değil, stratejik bir sorundur.
Verilerimiz Kimlerin Elinde?
YouTube, Instagram, TikTok, X…
Bu platformlar sadece reklam yayınlamıyor;
kullanıcıyı, davranışı, alışkanlığı, konumu ve tercihi topluyor.
Türk halkının verileri, Türkiye’nin denetimi dışında küresel merkezlerde işleniyor.
Bu verilerin hangi siyasi, ticari veya ideolojik amaçlarla kullanıldığı bilinmiyor.
Buna rağmen Türk firmaları, bu yapıları kendi elleriyle finanse ediyor.
Gazze Yanarken Reklam Nerede Duruyor?
Gazze’de binlerce insan katledilirken, bazı küresel platformların;
-
Filistin içeriklerini baskıladığı
-
İsrail yanlısı duruş sergilediği
-
Çifte standart uyguladığı
iddiaları kamuoyunda geniş yankı buluyor.
Bu iddialar ortadayken, Türk şirketlerinin bu platformlara aktardığı reklam bütçeleri etik bir sorgulamayı zorunlu kılıyor.
Bu paralar nereye gidiyor?
Kimi güçlendiriyor?
Kime zarar veriyor?
Sonuç: Kendi Silahımızla Kendimizi Vuruyoruz
Bugün yerli medya çökertilirse,
yarın kamuoyu susturulur.
Bugün reklam parası dışarıya akıtılırsa,
yarın bu paralar bize baskı, manipülasyon ve yozlaşma olarak döner.
Bu bir uyarıdır:
Kendi medyasını yaşatmayan bir ülke, kendi geleceğini savunamaz.