Küresel finans çevrelerinde son günlerde tek bir soru yankılanıyor: “Dubai’deki dalgalanmanın ardından yeni merkez İstanbul mu olacak?” Özellikle Dubai merkezli finans akışındaki belirsizlikler, alternatif şehirleri yeniden gündeme taşırken, İstanbul bu yarışın en güçlü adaylarından biri olarak öne çıkıyor.
Ancak uzmanlara göre mesele yalnızca coğrafi avantaj ya da yeni yapılan gökdelenler değil.
Fiziksel Altyapı Var, Güven Eksik
İstanbul Finans Merkezi büyük ölçüde tamamlanmış durumda. Modern ofisler, güçlü ulaşım bağlantıları ve yüksek standartlı mimari ile İstanbul, fiziki anlamda küresel finans merkezleriyle rekabet edebilecek seviyeye ulaşmış görünüyor.
Buna rağmen uluslararası sermaye hâlâ temkinli.
Ekonomistler, küresel yatırımcıların karar verirken üç temel unsura baktığını vurguluyor:
-
Hukukun hızlı ve öngörülebilir işlemesi
-
Kuralların net ve sürdürülebilir olması
-
Ekonomik sistemde istikrar
Bu unsurlar sağlanmadan, fiziksel yatırımların tek başına yeterli olmayacağı ifade ediliyor.
“Sermaye Çıkabilir Ama Yön Değiştirmeyebilir”
Piyasa aktörlerine göre Dubai’den çıkabilecek olası sermaye, otomatik olarak İstanbul’a yönelmeyecek. Alternatif olarak Singapur, Londra veya Hong Kong gibi daha köklü merkezlerin tercih edilme ihtimali güçlü.
Bu nedenle İstanbul’un önündeki en kritik başlık “fırsatı yakalamak” değil, “güven inşa etmek” olarak öne çıkıyor.
Yetkililere Çağrı: “Hızlı ve Net Adımlar Atılmalı”
Sektör temsilcileri, Türkiye’nin bu tarihi fırsatı kaçırmaması için hızlı aksiyon alınması gerektiğini belirtiyor. Öneriler arasında:
-
Finans sektörüne özel hızlı işleyen yargı mekanizmaları
-
Uluslararası yatırımcıya güven veren regülasyonlar
-
Şeffaf ve uzun vadeli ekonomi politikaları
yer alıyor.
Bazı uzmanlar ise sürecin aciliyetine dikkat çekerek, doğrudan bir “eylem gücü” kurulması gerektiğini savunuyor.
“Fırsat Var Ama Dönüşüm Şart”
Uzmanlara göre mevcut tablo net: İstanbul’un potansiyeli yüksek, ancak bu potansiyelin gerçeğe dönüşmesi yapısal reformlara bağlı.
Aksi halde, yıllar önce ticari cazibesini kaybeden Laleli örneğinde olduğu gibi, büyük umutlarla başlatılan projelerin etkisini yitirme riski bulunuyor.
Sonuç olarak İstanbul için kritik eşik aşılmış değil; aksine yeni başlıyor. Küresel sermaye kapıda bekliyor, ancak içeri girmesi için yalnızca kapının açık olması yetmiyor—güvenli olduğuna da ikna olması gerekiyor.