İstanbul’un yüzölçümü bakımından en büyük ilçesi olan Çatalca, yıllardır konuşulan ancak bir türlü netlik kazanmayan kaçak yapılaşma iddiaları ile yeniden kamuoyunun gündeminde. İlçenin 40 mahallesine yayıldığı öne sürülen, sayısının yüz binlerle ifade edildiği iddia edilen kaçak yapılarla ilgili sorular artık yalnızca yerel yönetime değil, yargı makamlarına da yöneltiliyor.
Vatandaşlar, bu ölçekte bir yapılaşmanın organize bir ihmal, sistematik bir göz yumma ya da kamu görevini kötüye kullanma olmadan gerçekleşemeyeceğini savunuyor.
“Bu Yapılar Bir Gecede Ortaya Çıkmadı”
Kamuoyunda en çok dile getirilen husus şu:
Kaçak olduğu iddia edilen konteynerler, ahşap yapılar, prefabrik evler ve tarım dışı kullanılan yapılar bir gecede yapılmadı, aylarca hatta yıllarca kullanıldı.
Bu süreçte:
- İmar denetimleri neden etkisiz kaldı?
- Zabıta ekipleri hangi aşamada devreye girdi?
- İmar müdürlüğü ve ilgili teknik birimler bu yapıların varlığından habersiz olabilir mi?
- Mahalle muhtarlarının bu yapılaşmayı görmemesi mümkün mü?
Eşitlik İlkesine Aykırı Uygulama İddiaları
Vatandaşların en sert tepkisi, eşitsiz uygulama iddialarına yönelik. Aynı bölgede bazı yapıların hızla yıkıldığı, bazı yapıların ise yıllardır hiçbir işlem görmeden ayakta kaldığı ifade ediliyor.
Bu durum, kamuoyunda şu soruyu doğuruyor:
“Parası olan, tanıdığı olan bir yolunu mu buluyor?”
Bu iddia doğruysa, bunun yalnızca idari değil, cezai sorumluluk doğuracağı açıkça dile getiriliyor.
Belediye Yönetimine ve Alt Kadrolara Yönelik Soru İşaretleri
Çatalca Belediye Başkanı Erhan Güzel’in çeşitli açıklamalarda dile getirdiği “haberimiz yok” ifadesi, kamuoyunda yeterli bulunmuyor. Vatandaşlar, bir belediye başkanının ilçesindeki bu çapta bir yapılaşmadan habersiz olmasının yönetim sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını savunuyor.
Bu kapsamda;
- Belediye başkan yardımcıları,
- İmar müdürlüğü ve teknik ekipler,
- Zabıta müdürlükleri ve saha ekipleri,
- Belediyede “iş bitirici” olarak anılan aracılar,
- Mahalle muhtarları
hakkında idari ve adli yönden sorumluluk zincirinin araştırılması talep ediliyor.
Çevre, Tarım ve Milli Servet Boyutu
Kaçak yapılaşma iddiaları yalnızca imar hukuku meselesi değil. Tarım arazilerinin fiilen tarım dışı kullanılması, ekilmeyen ve parsel parsel bölünen alanların yeniden tarıma kazandırılamaması, çevre ve doğa tahribatı gibi ciddi sonuçlar doğurduğu ifade ediliyor.
Ayrıca:
- Kullanılan konteynerler,
- İnşaat malzemeleri,
- Ahşap yapılar
birer milli servet olarak değerlendirilirken, yıkımların kamuya ek maliyet yüklediği vurgulanıyor.
Savcılığa Açık Çağrı
Tüm bu iddialar ışığında kamuoyu, Cumhuriyet Savcılıklarını göreve çağırıyor.
Talep edilenler net:
- Çatalca genelindeki kaçak yapılaşmanın uydu görüntüleri, resmi kayıtlar ve sahadaki fiili durum ile karşılaştırılması
- Kaçak yapıların ne zaman, kimlerin bilgisi dahilinde yapıldığının araştırılması
- Görevini ihmal eden ya da kötüye kullanan kamu görevlileri olup olmadığının tespiti
- Eşitlik ilkesine aykırı uygulama yapılıp yapılmadığının incelenmesi
- Varsa kamu zararı ve çevre suçları yönünden sorumlular hakkında işlem yapılması
Vatandaşlar, bu sürecin yalnızca belediye içi denetimlerle değil, bağımsız ve tarafsız bir adli soruşturma ile aydınlatılabileceğini ifade ediyor.
“Bu Dosya Kapanmamalı”
Çatalca’da kaçak yapılaşma iddiaları, görmezden gelindikçe büyüyen bir kamu vicdanı yarası haline gelmiş durumda. Kamuoyu, ya iddiaların somut delillerle çürütülmesini ya da sorumluların hukuk önünde hesap vermesini istiyor.
Bu nedenle çağrı açık:
Çatalca dosyası kapanmamalı, üzeri örtülmemeli, herkes için eşit hukuk işletilmelidir.