Ekonomi

Tapuda Gerçek Değerini Göstermeyenler İnceleme Altında

Gayrimenkul sektörü uzun yıllardır konuşulan ancak bir türlü tam anlamıyla çözülemeyen bir sorunla karşı karşıyaydı.

Abone Ol

Tapuda satış bedelinin, gerçek satış fiyatının altında gösterilmesi… Kimi zaman “herkes böyle yapıyor” düşüncesiyle, kimi zaman tapu harcından tasarruf etmek amacıyla tercih edilen bu yöntem, artık ciddi sonuçlar doğurabilecek bir risk haline geldi.

Gelir İdaresi Başkanlığı’nın son dönemde başlattığı denetimler, devletin bu konuda yeni bir döneme geçtiğini gösteriyor. Gönderilen tebligatlar, sadece eksik ödenen tapu harçlarının tahsil edilmesini amaçlamıyor; aynı zamanda kayıt dışı ekonominin azaltılması ve gayrimenkul piyasasının daha sağlıklı bir yapıya kavuşması hedefleniyor.

Bugün artık sadece tapu senedindeki rakama bakılan bir sistem yok. Dijitalleşmenin sağladığı imkânlarla birlikte banka transferleri, ilan sitelerinde yayınlanan satış fiyatları, ekspertiz raporları ve resmi kurumların verileri bir arada değerlendiriliyor. Yapay zekâ destekli analizlerin de kamu kurumlarında giderek yaygınlaştığı bir dönemde, gerçek satış bedelini gizlemenin her geçen gün daha da zorlaştığını söylemek yanlış olmayacaktır.

Bu gelişmeyi yalnızca “ceza geliyor” diye anlamak eksik bir değerlendirme olur. Aslında bu süreç, gayrimenkul sektörünün kurumsallaşması açısından önemli bir kırılma noktasıdır.

Yıllardır sektörün içinde olan biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim: En büyük zarar, dürüst çalışan emlak danışmanlarına veriliyordu. Gerçek satış bedeli üzerinden işlem yapılmasını tavsiye eden danışman ile “harcı biraz düşürelim” anlayışını benimseyen kişi aynı piyasada rekabet ediyordu. Bu durum hem meslek etiğini zedeliyor hem de vatandaşın yanlış yönlendirilmesine neden oluyordu.

Oysa birkaç bin liralık harç avantajı sağlamak için alınan riskin maliyeti çok daha ağır olabiliyor. Yıllar sonra gelen bir tebligat, eksik ödenen harç, gecikme faizi ve uygulanabilecek cezalarla birlikte başlangıçta elde edildiği düşünülen tasarrufu tamamen ortadan kaldırabiliyor. Üstelik bunun yanında hukuki süreçler ve zaman kaybı da cabası.

Bir başka önemli konu ise piyasa verileridir. Tapuda gerçek satış bedelleri beyan edilmediğinde ortaya çıkan istatistikler de gerçeği yansıtmıyor. Bu durum yatırımcıların, bankaların, ekspertiz kuruluşlarının ve kamu kurumlarının kararlarını doğrudan etkiliyor. Sağlıklı bir gayrimenkul piyasasının temel şartı, doğru veridir. Doğru veri ise ancak gerçek satış bedellerinin kayıt altına alınmasıyla mümkündür.

Sakarya özelinde değerlendirdiğimizde ise bu konu daha da önem kazanıyor. Son yıllarda hem konut hem arsa yatırımlarının hız kazandığı ilimizde, piyasa değerlerinin doğru oluşması yatırımcı güveni açısından büyük önem taşıyor. Şeffaflığın artması, hem yerli hem de şehir dışından gelen yatırımcıların daha sağlıklı karar vermesine katkı sağlayacaktır.

Bu noktada emlak danışmanlarına da önemli sorumluluklar düşüyor. Mesleğimiz yalnızca alıcı ile satıcıyı buluşturmaktan ibaret değildir. Aynı zamanda tarafları doğru bilgilendirmek, hukuki ve mali riskler konusunda uyarmak da mesleki sorumluluğumuzun bir parçasıdır. Kısa vadeli kazanç uğruna müşteriyi yanlış yönlendirmek, ne meslek etiğiyle ne de uzun vadeli ticari anlayışla bağdaşır.

Ben inanıyorum ki bu denetimler, sektörü olumsuz değil olumlu yönde etkileyecektir. Kayıt dışılığın azalması, güven ortamının güçlenmesi ve gerçek piyasa verilerinin oluşması; hem vatandaşın hem yatırımcının hem de dürüst çalışan sektör temsilcilerinin lehine olacaktır.

Gayrimenkul sektörü güven üzerine inşa edilir. Güven ise doğruluk, şeffaflık ve hukuka uygunlukla sağlanır. Yeni dönemde kazananlar, kurallara uyanlar olacaktır. Çünkü artık yalnızca bir taşınmaz değil, aynı zamanda güven de alınıp satılıyor.

Samet Hızalan

{ "vars": { "account": "G-HRG68RX6YX" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }