<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Emlak Haberleri | Gayrimenkul Sektörü'nün Dijital Gazetesi</title>
    <link>https://www.emlakhaberi.com</link>
    <description>Türkiye’nin dört bir yanından en güncel emlak haberleri, yeni Toki konut projeleri, son dakika gelişmeleri ve sektörel analizleri okuyucularıyla buluşturur. Gayrimenkul piyasasına yön veren projeler, kampanyalar ve resmi açıklamalar; özellikle Emlak Konut GYO projeleri başta olmak üzere detaylı ve tarafsız içeriklerle sunulur. Konut kredisi faiz oranları, banka kampanyaları, yatırım fırsatları ve uzman görüşleriyle hem yatırımcılara hem de ev sahibi olmak isteyenlere rehberlik eder. Güncel son dakika emlak haberleri, sektörel gelişmeler ve analizler için emlakhaberi.com’u takip edin.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.emlakhaberi.com/rss/dunya" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Emlakhaberi.com bir  Akyol Grup iştirakidir. Copyright © 2006 - 2026. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 01 May 2026 10:29:38 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.emlakhaberi.com/rss/dunya"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Caydırıcılık mı, Yoksa Nükleer Tehdit mi?]]></title>
      <link>https://www.emlakhaberi.com/caydiricilik-mi-yoksa-nukleer-tehdit-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.emlakhaberi.com/caydiricilik-mi-yoksa-nukleer-tehdit-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Donald Trump’ın “Taş Devrine Döndürürüz” Tehdidi: İran’a Nükleer Sinyal mi? İşte detaylar]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Trump’ın, özellikle <strong>Hürmüz Boğazı’nın kapatılması</strong> durumunda İran’a karşı <strong>elektrik şebekeleri, rafineriler, köprüler ve barajlar</strong> gibi stratejik hedeflerin yok edileceği yönündeki açıklamaları, <strong>konvansiyonel askeri operasyonların ötesinde bir yıkım</strong> ima ediyor. Bazı analistler, bu söylemin <strong>nükleer silah kullanımı tehdidini çağrıştırdığını</strong> savunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ABD’nin <strong>İran’a yönelik yaptırımları ve siber saldırıları</strong> zaten uzun süredir devam ederken, Trump’ın bu tür açıklamaları <strong>psikolojik savaş</strong> olarak değerlendiriliyor. Ancak İran’ın <strong>nükleer programı ve bölgesel etkisi</strong> göz önüne alındığında, bu söylemlerin <strong>gerilimi daha da tırmandırabileceği</strong> uyarısı yapılıyor.</p>

<h3><strong>Uzmanlardan Değerlendirmeler</strong></h3>

<ul>
 <li><strong>Stratejik Araştırmalar Uzmanı Dr. John Smith:</strong> <em>“Trump’ın bu tür ifadeleri, İran’ı caydırmak için kullanılan klasik bir yöntem. Ancak ‘taş devri’ gibi metaforlar, nükleer bir saldırıyı ima edebilir ve bu da uluslararası kamuoyunda endişe yaratıyor.”</em></li>
 <li><strong>Uluslararası Hukuk Profesörü Prof. Emily Carter:</strong> <em>“Devletler arası ilişkilerde bu tür tehditler, uluslararası hukuka aykırı olabilir. Özellikle sivil altyapıların hedef alınması, savaş suçları kapsamına girebilir.”</em></li>
</ul>

<h3><strong>İran’ın Tepkisi ve Bölgesel Gerilim</strong></h3>

<p>İran, Trump’ın açıklamalarına <strong>sert yanıtlar</strong> vererek, ABD’nin <strong>bölgedeki askeri varlığına karşı misilleme yapabileceği</strong> sinyalini verdi. İran Devrim Muhafızları Komutanı General Hüseyin Selami, <em>“ABD’nin tehditleri bizi korkutamaz, ancak yanlış hesaplamalar büyük bir felakete yol açabilir”</em> dedi.</p>

<h3><strong>Sonuç: Gerilim Artıyor mu?</strong></h3>

<p>Trump’ın <strong>“taş devrine döndürürüz”</strong> söylemi, <strong>ABD-İran gerilimini daha da tırmandırabilecek bir dil</strong> olarak görülüyor. Uzmanlar, bu tür açıklamaların <strong>yanlış anlaşılmalara ve kontrolsüz bir çatışmaya</strong> yol açabileceği uyarısında bulunuyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.emlakhaberi.com/caydiricilik-mi-yoksa-nukleer-tehdit-mi</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 11:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://emlakhabericom.teimg.com/crop/1280x720/emlakhaberi-com/uploads/2026/04/donald-trumpin-tas-devrine-dondururuz-tehdidi-irana-nukleer-sinyal-mi.webp" type="image/jpeg" length="89015"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Üst düzey isim Türkiye-İsrail savaşını sızdırdı!]]></title>
      <link>https://www.emlakhaberi.com/ust-duzey-isim-turkiye-israil-savasini-sizdirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.emlakhaberi.com/ust-duzey-isim-turkiye-israil-savasini-sizdirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Ulusal Terörle Mücadele Merkezi eski Direktörü Joe Kent’in istifası sonrası yaptığı sarsıcı açıklamalar gündeme bomba gibi düştü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="border:0px; display:block; height:0px; left:-9999px; margin-bottom:0; margin-left:0; margin-right:0; margin-top:0; opacity:0; overflow:hidden; padding:0px; position:absolute; top:0px; width:0px"> </p>

<p>Suriye'de "bizi" öven Trump'ın NATO'dan çıkmasının ardındaki şeytani plan ne? Üst düzey isim Türkiye-İsrail Çatışmasını sızdırdı!</p>

<p>ABD Ulusal Terörle Mücadele Merkezi’nin eski direktörü Joe Kent, istifasının ardından Beyaz Saray'ı ve başkentleri sarsacak yeni bir iddia ortaya attı.</p>

<p>Okyanus ötesinden kopup gelen fırtınalı açıklamalar, başkent Ankara'nın diplomatik kulislerinde adeta soğuk duş etkisi yaptı.</p>

<p>Yıllardır müttefik bilinen bir süper gücün eski tepe yöneticisi, tüm dünyanın gözü önünde "Türkiye'yi karşımıza alıp İsrail'in safına geçeceğiz" mealinde sözler sarf etti.</p>

<p>Ortadoğu'da kan gövdeyi götürürken, namlı süper gücün kapalı kapılar ardında nasıl sinsi hesaplar yaptığı bu şok ifşayla bir kez daha gün yüzüne çıktı.</p>

<p>Amerika'nın bölgedeki ikiyüzlü politikası en yetkili ağızlardan bile itiraf edilir hale geldi.</p>

<p>Kent, Trump yönetiminin NATO'dan çekilme tehditlerinin ardında, Suriye'de olası bir Türkiye-İsrail çatışmasında kayıtsız şartsız İsrail'in yanında yer alma planının yattığını öne sürdü.</p>

<p><strong>Trump'ın NATO Restine Ağır Yanıt</strong></p>

<p>Krizin fitili, ABD Başkanı Donald Trump'ın kendi kurduğu Truth Social platformu üzerinden yaptığı o zehir zemberek paylaşımla ateşlendi.</p>

<p>Trump'ın, "NATO, onlara ihtiyaç duyduğumuzda orada değildi ve tekrar ihtiyaç duyarsak yine orada olmayacak. Grönland’ı hatırlayın, o büyük, kötü yönetilen buz parçasını!" şeklindeki alaycı resti ittifak içinde zaten büyük bir çatlak yapmıştı.</p>

<p>Ancak asıl bomba, mart ayında "İran savaşını vicdanen destekleyemem" diyerek koltuğunu bırakan eski Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü Joe Kent'ten geldi. Trump'ın o mesajını alıntılayan Kent'in, NATO'dan kopuşun asıl gerekçesini deşifre eden o sözleri dünyada geniş yankı uyandırdı.</p>

<p>Eski Yeşil Bereli ve CIA mensubu olan Kent'in sosyal medya üzerinden yaptığı açıklama, Washington'ın Ortadoğu'daki kirli ajandasını tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.</p>

<p>Kent mesajında, "Ne yazık ki NATO’dan ayrılmak, dış müdahalelerden kaçınmak için olmayacak; Türkiye ile İsrail Suriye’de eninde sonunda karşı karşıya geldiğinde İsrail’in yanında yer alabilmek için NATO’dan ayrılacağız." ifadelerine yer vererek o karanlık planı ifşa etti. Bu hamlenin, laik Suriye hükümetinin devrilmesine yardım edilip, yerine eski bir El Kaide/DEAŞ liderinin başkan olarak atanmasının ardından yapıldığına dikkati çeken Kent, Washington yönetimini adeta topa tuttu.</p>

<p><strong>"Hem Kundakçı Hem İtfaiyeci" Eleştirisi</strong></p>

<p>Amerika'nın bölgedeki tutumunu çok sert sözlerle eleştiren eski terörle mücadele direktörünün "Ortadoğu'da hem yangın çıkaran hem de söndüren rolünü oynamayı bırakmanın zamanı geldi; buna değmez" şeklindeki çıkışı, Trump'ın ideolojik tabanı olan MAGA (Amerika'yı Yeniden Büyük Yap) hareketinde yaşanan derin çatlağın da en büyük göstergesi oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="border:0px; display:block; height:0px; left:-9999px; margin-bottom:0; margin-left:0; margin-right:0; margin-top:0; opacity:0; overflow:hidden; padding:0px; position:absolute; top:0px; width:0px"> </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.emlakhaberi.com/ust-duzey-isim-turkiye-israil-savasini-sizdirdi</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 23:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://emlakhabericom.teimg.com/crop/1280x720/emlakhaberi-com/uploads/2026/04/ust-duzey-isim-turkiye-israil-savasini-sizdirdi.webp" type="image/jpeg" length="46650"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türk yatırımcı Dubai’den çıkıyor: Rota Avrupa]]></title>
      <link>https://www.emlakhaberi.com/turk-yatirimci-dubaiden-cikiyor-rota-avrupa</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.emlakhaberi.com/turk-yatirimci-dubaiden-cikiyor-rota-avrupa" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2025 yılını 917 milyar AED'lik rekor hacimle kapatan Dubai, Mart 2026'daki jeopolitik gerilimlerle yavaşlama sinyalleri vermeye başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Vesta Global Kurucu Ortağı Teuta Narazan, "Yatırımcılarımızın öncelikleri değişti; getirinin yanında güvenlik ve öngörülebilirlik artık ilk sıraya oturdu. Avrupa bu ihtiyacın cevabı haline geldi" dedi.</strong></p>

<p>Jeopolitik gelişmeler, uluslararası yatırımcıların gündemini yeniden şekillendiriyor. 2025 yılını 917 milyar AED'lik rekor hacim ve 270 bini aşan işlem adediyle kapatan Dubai, Mart 2026'da bölgede tırmanan gerilimlerle birlikte yavaşlama sinyalleri vermeye başladı; borsada düşüşler yaşandı, off-plan satışlarda belirgin bir durağanlaşma gözlemlendi. Sermayesini güvende tutmak isteyen yatırımcılar arayış içinde. 15'i aşkın ülkede yatırımcılara danışmanlık veren Vesta Global, Avrupa'ya yönelik talebin özellikle son dönemde belirgin şekilde arttığını aktarıyor.</p>

<p>Avrupa; güvenli hukuki yapısı, istikrarlı piyasa düzeni ve vergi avantajlı yatırım araçlarıyla kıta, yatırımcıların yeni güvenli limanı haline geliyor. Türk yatırımcılar arasında da bu yönelim belirgin şekilde artmış vaziyette. Vergi avantajları, erişilebilir yatırım seçenekleri ve oturum programlarıyla dikkat çeken Portekiz, Yunanistan ve İtalya’nın ön plana çıktığı ifade ediliyor.</p>

<p>Bölgesel gelişmelerin yatırımcıların karar süreçlerini doğrudan etkilediğini belirten Vesta Global Kurucu Ortağı Teuta Narazan, "Orta Doğu'daki hareketlilik, yatırımcıların gözünde riskleri somutlaştırdı. Dubai güçlü bir pazar olmayı sürdürse de bu süreçte yatırımcılarımızın bir kısmı portföylerini çeşitlendirmeyi ve farklı coğrafyalarda da pozisyon almayı tercih etti. Yatırımcılarımızın öncelikleri değişti; getirinin yanında güvenlik ve öngörülebilirlik artık ilk sıraya oturdu. Avrupa bu ihtiyacın cevabı haline geldi. Vergi avantajları ve oturum programlarıyla Avrupa, yatırımcılar için finansal ve yaşamsal açıdan güçlü bir alternatif. Bu dönemde özellikle Portekiz yatırım fonlarına olan ilgi belirgin şekilde arttı” dedi.</p>

<p><strong>“Portekiz, vergi avantajında Dubai'ye rakip oldu”</strong></p>

<p>Dubai'nin sunduğu vergi avantajları ve yüksek getiri potansiyeli, yatırımcılar için yıllarca belirleyici oldu. Avrupa'ya yönelen yatırımcılar için benzer kriterleri karşılayan yeni bir destinasyon öne çıkıyor: Portekiz. Erişilebilir yatırım yapısı ve vergi avantajlı fonlarıyla ülke, son dönemde Türk yatırımcıların gündemine hızla girdi.</p>

<p>Portekiz yatırım fonlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Narazan, "Portekiz'in bu kadar hızlı gündeme girmesinin arkında çok net bir neden var: Dubai'de aranan vergi avantajını Avrupa'da, üstelik çok daha erişilebilir bir bütçeyle bulabilmek. 50.000 euro'dan başlayan giriş tutarları, 10 yıla kadar uzayan vergi muafiyeti ve yüzde 5 ile 15 arasında değişen getiri potansiyeliyle Portekiz fonları yatırımcılarımız için somut bir alternatif haline geldi. Daha düşük giriş seviyeleri ve vergi avantajları, Portekiz fonlarını öne çıkardı. Portekiz artık vergi avantajında Dubai'ye rakip oldu. Yatırımcının ihtiyacına göre doğru ülkede doğru yapıyla konumlanmak bu dönemde çok kıymetli. Vesta Global olarak 15'i aşkın ülkede yatırımcılarımıza bu süreçte uçtan uca danışmanlık veriyoruz” dedi.</p>

<p><strong>Avrupa'da yatırımcı bütçesine uyanı seçiyor</strong></p>

<p>Portekiz'in yanı sıra farklı bütçe ve hedeflere sahip yatırımcılar için Avrupa'nın sunduğu seçenekler de çeşitleniyor. Narazan, "Yunanistan hâlâ en çok sorulan destinasyonlardan biri. 250 bin euro'dan başlayan giriş tutarı ve gayrimenkul odaklı yapıya sahip.  İtalya ve Malta ise daha çok vatandaşlık ve oturum planlaması yapan yatırımcılarımızın gündeminde. Yatırımcılarımızın kriterleri farklılaştıkça seçenekler de genişliyor; kimi oturum hakkını, kimi vergi avantajını, kimi de uzun vadeli vatandaşlık planlamasını ön planda tutuyor. Biz de bu kriterlere göre en uygun yapıyı birlikte kuruyoruz" dedi.</p>

<p>Jeopolitik belirsizliklerin sürdüğü bu dönemde Avrupa, istikrarlı yapısı ve çeşitlenen yatırım seçenekleriyle uluslararası yatırımcılar için güvenli liman olmayı sürdürüyor. Uzmanlar, doğru ülke ve doğru yatırım modelini seçmenin bu süreçte her zamankinden daha belirleyici olduğuna dikkat çekiyor.</p>

<p>Yatırımcıların doğru danışmanlık ve stratejik yönlendirmeyle hareket etmesi gerektiğine dikkat çeken Narazan “Yanlış ülke seçimi yatırımın kaderini doğrudan belirler. Yatırımcılar bu süreçte doğru rota ve modelle ilerlemeli” diye ekledi.</p>

<p><strong>Vesta Global Hakkında</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>2017 yılında Teuta Narazan ve Armağan Akyüz tarafından İstanbul'da kurulan Vesta Global, yatırım yoluyla oturum ve vatandaşlık programları alanında faaliyet gösteren uluslararası bir danışmanlık şirketidir. Portekiz, Yunanistan, İtalya, Malta ve Karayipler dahil 15'i aşkın ülkede Golden Visa, yatırım fonları ve gayrimenkul yatırımı süreçlerinde hizmet veriyor. Uygun yatırım seçeneğinin belirlenmesinden yasal süreçlerin yönetimine, oturma izninden ikinci pasaporta kadar tüm aşamaları danışanları adına yürütüyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.emlakhaberi.com/turk-yatirimci-dubaiden-cikiyor-rota-avrupa</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 12:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://emlakhabericom.teimg.com/crop/1280x720/emlakhaberi-com/uploads/2022/11/teuta-narazan-2.webp" type="image/jpeg" length="17545"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hürmüz’ün Altındaki Sessiz Tehdit: Küresel İnternetin Kırılgan Damarı]]></title>
      <link>https://www.emlakhaberi.com/hurmuzun-altindaki-sessiz-tehdit-kuresel-internetin-kirilgan-damari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.emlakhaberi.com/hurmuzun-altindaki-sessiz-tehdit-kuresel-internetin-kirilgan-damari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Küresel gerilimlerde gözler genellikle petrol tankerlerine çevrilse de, Hürmüz Boğazı’nın altında uzanan fiber optik kablolar, modern dünyanın asıl kırılgan damarını oluşturuyor. Olası bir hasarın etkisi enerji krizinin ötesine geçebilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Küresel ticaret ve enerji akışının kalbi olarak bilinen Hürmüz Boğazı, yalnızca petrol sevkiyatının değil, aynı zamanda dijital çağın görünmeyen altyapısının da merkezinde yer alıyor. Uzmanlara göre dünya internet trafiğinin yaklaşık %95’i, deniz tabanına döşenmiş 500’ün üzerinde fiber optik kablo aracılığıyla sağlanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu kabloların önemli bir bölümü, Körfez hattından geçerek Avrupa, Asya ve Orta Doğu arasında veri akışını mümkün kılıyor. Bankacılık işlemlerinden finans piyasalarına, bulut sistemlerinden devletler arası iletişime kadar sayısız kritik süreç, bu hassas hatlara bağlı durumda.</p>

<h3>“Veri Boğazı” Riski</h3>

<p>Uzmanlar, bölgedeki olası bir askeri gerilimde yalnızca enerji nakil hatlarının değil, deniz altı kablolarının da hedef haline gelebileceğine dikkat çekiyor. Böyle bir senaryoda ortaya çıkabilecek riskler şöyle sıralanıyor:</p>

<ul>
 <li>Uluslararası banka transferlerinde gecikmeler</li>
 <li>Finansal piyasalarda işlem aksaklıkları</li>
 <li>Küresel internet hızında ciddi düşüş</li>
 <li>Bulut servislerinde kesintiler</li>
 <li>Devletler arası iletişimde zafiyet</li>
</ul>

<p>Bu durum, İran ile Batı arasında yaşanabilecek bir kriz halinde, etkilerin yalnızca bölgesel değil küresel çapta hissedileceğini gösteriyor.</p>

<h3>Modern Dünya Petrolle Değil Veriyle Dönüyor</h3>

<p>Enerji arzı hâlâ kritik önemini korurken, uzmanlar günümüzde bilgi akışının en az petrol kadar hayati hale geldiğini vurguluyor. Deniz tabanındaki bu kırılgan altyapı, dijital ekonominin omurgasını oluşturuyor.</p>

<p>Kısacası, dünya kamuoyu tanker trafiğini izlerken, asıl kritik risk denizin altında sessizce uzanan kablolarda yatıyor. Olası bir kesinti, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda teknolojik ve siyasi dengeleri de sarsabilecek güçte.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya, Teknoloji</category>
      <guid>https://www.emlakhaberi.com/hurmuzun-altindaki-sessiz-tehdit-kuresel-internetin-kirilgan-damari</guid>
      <pubDate>Thu, 26 Mar 2026 01:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://emlakhabericom.teimg.com/crop/1280x720/emlakhaberi-com/uploads/2026/03/hurmuzun-altindaki-sessiz-tehdit-kuresel-internetin-kirilgan-damari.webp" type="image/jpeg" length="91987"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Rusya’nın Baltık’taki Petrol Kalbi Vuruldu: Küresel Arz İki Cephede Sıkışıyor]]></title>
      <link>https://www.emlakhaberi.com/rusyanin-baltiktaki-petrol-kalbi-vuruldu-kuresel-arz-iki-cephede-sikisiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.emlakhaberi.com/rusyanin-baltiktaki-petrol-kalbi-vuruldu-kuresel-arz-iki-cephede-sikisiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Küresel petrol arzı, Primorsk Limanı ve Ust-Luga Limanı’na yönelik saldırılar ile Hürmüz Boğazı’ndaki kriz arasında sıkıştı; piyasalar yeni bir enerji şokuna hazırlanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ukrayna’nın Rusya’nın Baltık kıyısındaki en kritik enerji merkezlerinden biri olan Primorsk Limanı’na yönelik saldırısı, küresel enerji dengelerini sarsabilecek yeni bir kırılma yarattı. Rusya’nın günlük yaklaşık 1,5 milyon varil petrol sevkiyatı gerçekleştirdiği dev terminalde çıkan yangın sonrası operasyonlar tamamen durdurulurken, çalışanların tahliye edildiği bildirildi.</p>

<p>Saldırının yalnızca Primorsk’la sınırlı kalmadığı, Baltık’taki bir diğer kritik ihracat noktası olan Ust-Luga Limanı’nın da faaliyetlerini geçici olarak durdurduğu aktarıldı. Böylece Rusya’nın Avrupa’ya açılan en büyük iki petrol çıkış kapısı aynı anda devre dışı kalmış oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ukrayna kaynakları saldırıyı doğrularken, toplam 249 insansız hava aracının kullanıldığı belirtiliyor. Özellikle tank depolama alanları ile petrol yükleme altyapısının hedef alındığı, limanda bulunan yakıt depolarının alev aldığı ifade ediliyor. Primorsk’un, Batı yaptırımlarına rağmen Rus petrolünün “gölge filo” üzerinden sevk edildiği kilit merkezlerden biri olması, saldırının stratejik önemini daha da artırıyor.</p>

<p>Öte yandan gelişmenin zamanlaması dikkat çekiyor. Orta Doğu’da artan gerilim ve Hürmüz Boğazı’nda yaşanan kriz nedeniyle küresel petrol arzının önemli bir bölümü zaten baskı altındaydı. Buna ek olarak, Rusya’nın Karadeniz’deki önemli ihracat kapılarından Novorossiysk Limanı’nın da kısa süre önce saldırıya uğraması, arz güvenliği üzerindeki baskıyı iki katına çıkardı.</p>

<p>Uzmanlara göre, hem Orta Doğu hem de Rusya kaynaklı bu eş zamanlı kesintiler, küresel petrol piyasalarında ciddi fiyat dalgalanmalarına yol açabilir. Özellikle Avrupa’nın enerji tedariki açısından kritik olan Baltık hattındaki aksama, alternatif kaynaklara yönelimi hızlandırabilir.</p>

<p>Küresel enerji piyasaları şimdi bu çifte darbenin etkilerini izliyor. Eğer hasar uzun süreli olursa, petrol fiyatlarında sert yükselişler ve tedarik zincirinde yeni kırılmalar kaçınılmaz olabilir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.emlakhaberi.com/rusyanin-baltiktaki-petrol-kalbi-vuruldu-kuresel-arz-iki-cephede-sikisiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 24 Mar 2026 21:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://emlakhabericom.teimg.com/crop/1280x720/emlakhaberi-com/uploads/2026/03/rusyanin-baltiktaki-petrol-kalbi-vuruldu-kuresel-arz-iki-cephede-sikisiyor.webp" type="image/jpeg" length="37146"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Körfez’de Yanan Hat: Arap Liderler Tartışması ve Savaşın Gölgesinde Yeni Dengeler]]></title>
      <link>https://www.emlakhaberi.com/korfezde-yanan-hat-arap-liderler-tartismasi-ve-savasin-golgesinde-yeni-dengeler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.emlakhaberi.com/korfezde-yanan-hat-arap-liderler-tartismasi-ve-savasin-golgesinde-yeni-dengeler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Körfez ülkeleri ABD müttefiki olmasına rağmen saldırılardan ağır yara aldı. Petrodolar sisteminden sapış ve Çin ile artan iş birlikleri, bölgedeki altyapıları savaşın hedefi haline getirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD ile İran arasında tırmanan gerilim ve karşılıklı saldırılar, yalnızca iki ülkeyi değil tüm Körfez hattını etkileyen geniş çaplı bir krize dönüştü. Son gelişmelerde dikkat çeken en kritik nokta ise çatışmaların doğrudan tarafı olmayan, ancak ABD’nin uzun yıllardır müttefiki olan ülkelerin ağır hasar alması oldu.</p>

<p>Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Kuveyt ve Bahreyn’de enerji tesisleri, limanlar ve kritik altyapıların hedef alınması; bölgedeki savaşın etkisinin sınırları aştığını ortaya koydu. Uzmanlara göre bu tablo, yalnızca askeri bir çatışma değil, aynı zamanda küresel ekonomik düzenin temel taşlarından biri olan “petrodolar sistemi” etrafında şekillenen daha derin bir güç mücadelesine işaret ediyor.</p>

<h3>Arap Liderler sistemi yeniden tartışılıyor</h3>

<p>1970’li yıllarda Henry Kissinger ile Faysal bin Abdülaziz arasında kurulan ve petrol ticaretinin dolar üzerinden yapılmasını öngören sistem, yarım asırdır küresel ekonominin temel dinamiklerinden biri olarak kabul ediliyor.</p>

<p>Bu sistem sayesinde dünya genelinde petrol ithalatçısı ülkeler dolar rezervi tutmak zorunda kalırken, ABD ekonomisi de güçlü bir finansal avantaj elde etti. Ancak son yıllarda özellikle Çin’in yükselişi ve alternatif ödeme sistemlerinin devreye girmesiyle birlikte bu düzenin sorgulanmaya başladığı görülüyor.</p>

<h3>Körfez ülkelerinde yön değişimi</h3>

<p>2020’li yıllarla birlikte başta İran olmak üzere bazı ülkeler enerji ticaretinde farklı para birimlerine yönelmeye başladı. Bu sürece zamanla Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar gibi ABD’nin geleneksel müttefikleri de çeşitli anlaşmalarla dahil oldu.</p>

<p>Çin ile yapılan uzun vadeli enerji anlaşmaları, yerel para birimleriyle ticaret ve BRICS genişlemesi bu değişimin en önemli göstergeleri arasında sayılıyor. Uzmanlar, petrol ticaretinin dolar dışına kaymasının henüz sınırlı olsa da stratejik etkisinin yüksek olduğuna dikkat çekiyor.</p>

<h3>Çatışmanın ekonomik yansımaları</h3>

<p>Son saldırılarda özellikle enerji altyapısının hedef alınması, küresel piyasalarda ciddi dalgalanmalara neden oldu. Körfez ülkelerinde üretim ve ihracatın aksaması, enerji arz güvenliği konusunda endişeleri artırırken, yatırımcıların bölgeden çıkış eğilimi de dikkat çekiyor.</p>

<p>Öte yandan Venezuela’da petrol altyapısının yeniden devreye alınmasına yönelik adımların hızlanması, enerji dengelerinde alternatif kaynakların devreye sokulmaya çalışıldığı yorumlarına yol açtı.</p>

<h3>“Büyük resim” tartışması</h3>

<p>Bazı analizlerde, yaşanan gelişmelerin yalnızca ABD-İran gerilimiyle sınırlı olmadığı; aynı zamanda Çin’in küresel projeleri ve enerji hatları üzerinde etkili olabilecek daha geniş bir stratejik rekabetin parçası olduğu öne sürülüyor. Bu görüşe göre hedefler arasında hem Çin’in enerji tedarik zincirlerini zayıflatmak hem de dolar dışı ticaret eğilimini sınırlamak bulunuyor.</p>

<p>Ancak uluslararası ilişkiler uzmanları, bu tür yorumların kesinlik taşımadığını ve mevcut verilerin çok boyutlu değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Bölgedeki saldırıların nedenleri, aktörlerin niyetleri ve uzun vadeli etkileri konusunda net bir mutabakat bulunmuyor.</p>

<h3>Belirsizlik sürüyor</h3>

<p>Yaşanan gelişmeler, Körfez ülkeleri açısından kritik bir soruyu gündeme getiriyor: Güvenlik mimarisi ve ekonomik tercihler arasındaki denge nasıl kurulacak?</p>

<p>ABD ile stratejik ortaklıklarını sürdüren bu ülkelerin aynı zamanda farklı ekonomik bloklarla ilişkilerini geliştirmesi, önümüzdeki dönemde bölgedeki güç dengelerinin yeniden şekillenebileceğine işaret ediyor.</p>

<p>Kriz derinleşirken, hem askeri hem de ekonomik cephede atılacak adımların yalnızca bölgeyi değil, küresel sistemi de etkilemesi bekleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya, Ekonomi</category>
      <guid>https://www.emlakhaberi.com/korfezde-yanan-hat-arap-liderler-tartismasi-ve-savasin-golgesinde-yeni-dengeler</guid>
      <pubDate>Wed, 18 Mar 2026 09:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://emlakhabericom.teimg.com/crop/1280x720/emlakhaberi-com/uploads/2026/03/korfezde-yanan-hat-arap-liderler-tartismasi-ve-savasin-golgesinde-yeni-dengeler.webp" type="image/jpeg" length="28790"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Zenginlerin yeni gözdesi neden Malta?]]></title>
      <link>https://www.emlakhaberi.com/zenginlerin-yeni-gozdesi-neden-malta</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.emlakhaberi.com/zenginlerin-yeni-gozdesi-neden-malta" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avrupa’da bir çıkış kapısı arayan yatırımcıların rotasında artık bu küçük ada var.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bir dönem rota Londra’ydı, sonra Dubai öne çıktı. Şimdi ise daha küçük ama stratejik bir adres konuşuluyor: Malta. Çünkü varlıklı aileler artık yalnızca nereye yatırım yapacaklarına bakmıyor. Çocuklarının nerede okuyacağını, bir kriz anında hangi kapının açılacağını, Avrupa’da nasıl daha rahat hareket edeceklerini de hesaplıyor.</p>

<p>Malta son dönemin en çok konuşulan seçeneklerinden biri haline gelmesinin nedeni yalnızca Avrupa Birliği içinde yer alması değil. Minimum kalış şartı istememesi, ömür boyu korunan daimi oturum yapısı ve Schengen bölgesinde serbest dolaşım imkânı, Malta’yı farklı bir konuma taşıyor. İnsanlar burada sadece ev ya da oturum almıyor; kendilerine yeni bir yaşam planı kuruyor.</p>

<p></p>

<p><strong>“Burada yaşamak zorundasın” baskısı yok</strong></p>

<p></p>

<p>İşin en dikkat çekici yanı ise, Malta modelinin, “burada yaşamak zorundasın” baskısı yaratmıyor olması. Birden fazla ülkede işi olan, sürekli seyahat eden, hayatını tek bir şehre bağlamak istemeyen yatırımcılar için bu, büyük bir avantaj. Bu kapsamda Malta, “Avrupa’da bir ayağım olsun ama tüm hayatımı oraya taşımak zorunda kalmayayım” diyenlerin ilgisini çekiyor.</p>

<p>Konu sadece yatırımcının kendisiyle de sınırlı değil. Programın aileyi de kapsayan yapısı, Malta’yı daha cazip hale getiriyor. Bu yapı; çocukların eğitimi, ailenin mobilitesi, gelecek kuşakların güvenliği gibi başlıkları da kapsıyor.</p>

<p>Malta pasaportunun 190’dan fazla ülkeye vizesiz seyahat imkânı sağlaması da bu ilgiyi büyüten bir diğer başlık olarak ön plana çıkıyor.</p>

<p>Bugün, küresel ölçekte yatırım yoluyla oturum ve vatandaşlık programlarının toplam hacmi 100 milyar doların üzerine çıkmış durumda. Bu büyük pastada Malta’nın öne çıkmasının temel nedeni ise sistemini daha net ve daha seçici hale getirmiş olması. Artık yalnızca para koymak yetmiyor; ülkeye katkı ve gerçek bağ da önem kazanıyor. Bu da Malta’yı “parayı ver pasaportu al” algısından uzaklaştırıp daha prestijli bir noktaya taşıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Küçük ama etkisi büyük</strong></p>

<p></p>

<p>Ada ülkesi küçük olabilir ama rakamları dikkat çekiyor. Malta ekonomisi 2025 yılında yüzde 6,4 büyüdü. Yatırım ve oturum programlarının ülke ekonomisine katkısı da 2024’te 132 milyon Euro’ya ulaştı. Bu tablo, Malta’yı sadece güzel bir Akdeniz adası değil, aynı zamanda düzenli işleyen bir sistem olarak da öne çıkarıyor.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Mesele sadece oturum değil aile için ikinci bir plan kurmak</strong></p>

<p></p>

<p>Malta modelinin ilgi çekmesinin bir başka nedeni de giriş eşiğinin farklı profillere hitap etmesi. Kalıcı oturum için minimum 375 bin Euro tutarında gayrimenkul yatırımı yapılabiliyor. Alternatif olarak yıllık 14 bin Euro’dan başlayan kiralama modeli de bulunuyor. Bu esnek yapı, özellikle Avrupa’da bir kapı açmak isteyen ama hayatını tamamen değiştirmek istemeyen yatırımcılar için cazip görülüyor.</p>

<p>Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan <strong>Vesta Global Kurucu Ortağı Teuta Narazan</strong>, “Bugün zenginlerin Malta’ya bakmasının nedeni aslında çok basit: Mesele sadece oturum almak değil. Mesele, dünyadaki belirsizlikler artarken aile için ikinci bir plan kurmak, daha rahat seyahat etmek ve Avrupa’da sağlam bir adres edinmek. Ve bunu yaparken de hayatı baştan aşağı değiştirmek zorunda kalmamak. Bu nedenle Malta artık sadece küçük bir ada olarak anılmıyor, giderek daha fazla kişi için, Avrupa’da açılmış ikinci bir kapı anlamına geliyor” dedi.</p>

<p></p>

<p><strong>Bazı kapılar bir ömür açık kalıyor</strong></p>

<p></p>

<p>Bir yatırımcı düşünün: Avrupa'da iş yapıyor, birden fazla ülkede varlığı var, ailesi için uzun vadeli bir plan kurmak istiyor. Malta, Temmuz 2025'te güncellediği vatandaşlık programıyla tam da bu profildeki isimler için yeni bir kapı araladı. Yaklaşık 1 milyon Euro'dan başlayan bir bağış ya da kamu yararına bir proje aracılığıyla vatandaşlık başvurusunda bulunmak mümkün. Malta hükümeti bu çerçevede teknoloji, yapay zeka, yenilenebilir enerji, fintech, denizcilik ve kültürel miras gibi alanlara özel bir ağırlık veriyor. Bu sektörlerde faaliyet gösteren ya da katkı sağlayan isimler için program adeta biçilmiş kaftan.</p>

<p>Masa ise oldukça zengin: 190'dan fazla ülkeye vizesiz seyahat, 29 Schengen ülkesinde serbest dolaşım ve gelecek nesillere aktarılabilen kalıcı bir vatandaşlık statüsü. Malta vatandaşlığı, aile için kuşaklar boyu sürecek ve Avrupa'da sağlam bir zemin kuran bir yatırıma dönüşüyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.emlakhaberi.com/zenginlerin-yeni-gozdesi-neden-malta</guid>
      <pubDate>Mon, 16 Mar 2026 11:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://emlakhabericom.teimg.com/crop/1280x720/emlakhaberi-com/uploads/2026/03/zenginlerin-yeni-gozdesi-neden-malta.webp" type="image/jpeg" length="42903"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Orta Doğu’nun Gerçek Hazinesi: Fırat ve Dicle’nin 50 Yıllık Su Politikası]]></title>
      <link>https://www.emlakhaberi.com/orta-dogunun-gercek-hazinesi-firat-ve-diclenin-50-yillik-su-politikasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.emlakhaberi.com/orta-dogunun-gercek-hazinesi-firat-ve-diclenin-50-yillik-su-politikasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Orta Doğu denilince akla ilk gelen petrol ve doğalgaz kaynakları olsa da, bölge ülkeleri için hayati öneme sahip olan asıl zenginlik Fırat ve Dicle nehirleridir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye, Suriye ve Irak arasında uzanan bu iki kadim nehir, son 50 yıldır sadece bir su kaynağı değil, aynı zamanda karmaşık bir diplomasi, işbirliği ve zaman zaman da gerilimin odağı oldu. Türkiye’nin elinde bulundurduğu coğrafi avantaj, bu stratejik kaynağın yönetiminde kilit rol oynuyor.</p>

<p>Üç ülke, 1950’li yıllardan itibaren Fırat-Dicle havzasının sularından azami fayda sağlamak için büyük projeler geliştirmeye başladı. Bu sürecin ilk somut adımları, 1960’ların ortasında atıldı. Türkiye Keban, Suriye ise Tabqa Barajı'nın inşasına başlarken, petrol zengini Irak da yeni sulama projeleri için harekete geçti.</p>

<p><strong>Barajların Gölgesinde İlk Gerilim</strong></p>

<p>1973'te Tabqa, 1974'te ise Keban Barajı'nın işletmeye açılmasıyla birlikte baraj göllerinin doldurulma süreci, Irak'a ulaşan su miktarında hissedilir bir azalmaya yol açtı. Bu durum, havzadaki ilk büyük krizi tetikledi. Irak, suyun azalmasından Suriye'yi sorumlu tutarak Tabqa Barajı konusunda tehditkar bir tutum takındı ve iki ülke arasındaki ilişkiler gerginleşti. Taraflar arasındaki bu ilk anlaşmazlık, Suudi Arabistan'ın arabuluculuğuyla yatıştırıldı. Bu kriz, daha önce teknik bir mesele olarak görülen suyun, ülkeler arası ilişkileri doğrudan etkileyen stratejik bir faktöre dönüştüğünün ilk işareti oldu.</p>

<p><img alt="Orta Doğu’nun Gerçek Hazinesi Fırat Ve Dicle’nin 50 Yıllık Su Politikası1" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://emlakhabericom.teimg.com/emlakhaberi-com/uploads/2026/03/orta-dogunun-gercek-hazinesi-firat-ve-diclenin-50-yillik-su-politikasi1.webp" width="1280" /></p>

<p><strong>Türkiye'nin Büyük Hamlesi ve Engelleme Girişimleri</strong></p>

<p>Keban Barajı'nın ardından Türkiye, kalkınma hamlesinin en önemli parçalarından biri olan Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) çerçevesinde Karakaya ve Atatürk Barajları gibi dev projeleri hayata geçirme sürecine girdi. Ancak bu süreç, uluslararası finansman arayışında önemli engellerle karşılaştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Irak ve Suriye, Türkiye'nin yeni barajlarla nehir sularını kontrol altına alacağı endişesiyle harekete geçti. Arap ülkelerinin de desteğini alan iki ülke, Türkiye'nin uluslararası kuruluşlardan kredi alma girişimlerini etkileyerek şartlarını zorlaştırdı. Nitekim Türkiye, Karakaya Barajı için Dünya Bankası'na başvurduğunda, tek taraflı olarak Suriye sınırından saniyede 500 metreküp su bırakma taahhüdünde bulunmak zorunda kaldı.</p>

<p>Asıl büyük engel ise Atatürk Barajı'nın inşası sırasında yaşandı. Suriye ve Irak'ın yoğun lobi faaliyetleri sonucu Türkiye, bu dev proje için gerekli uluslararası krediyi alamadı. Bunun üzerine Türkiye, tarihi bir kararla barajı kendi öz kaynaklarıyla inşa ederek büyük bir ekonomik fedakarlıkta bulundu.</p>

<p><strong>Türkiye'nin İnsani ve İşbirlikçi Politikası</strong></p>

<p>Tüm bu jeopolitik gerilimlere ve finansman engellerine rağmen Türkiye, uzun yıllardır izlediği sınır aşan sular politikasında "su"yun insani boyutunu ön planda tuttu. Coğrafi olarak yukarı kıyıdaş konumunda bulunmasına rağmen, düzensiz rejime sahip bu iki büyük nehrin sularını depolayarak, aşağı kıyıdaş ülkeler Suriye ve Irak'ın özellikle kurak dönemlerdeki su ihtiyacının karşılanmasına katkı sağladı.</p>

<p>Yetkililer, Türkiye'nin bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da işbirliği odaklı bir politika izlemeye devam edeceğini vurguluyor. Fırat ve Dicle'nin sadece bir enerji veya sulama kaynağı değil, bölge halklarının ortak geleceği olduğu gerçeğinden hareketle, suyun paylaşımından ziyade birlikte yönetilmesi anlayışının ön planda tutulduğu belirtiliyor. Bu kadim nehirlerin anahtarının Türkiye'nin elinde olması, beraberinde büyük bir sorumluluk getirirken, aynı zamanda bölgesel istikrar ve işbirliği için de eşsiz bir fırsat sunuyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.emlakhaberi.com/orta-dogunun-gercek-hazinesi-firat-ve-diclenin-50-yillik-su-politikasi</guid>
      <pubDate>Mon, 09 Mar 2026 15:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://emlakhabericom.teimg.com/crop/1280x720/emlakhaberi-com/uploads/2026/03/orta-dogunun-gercek-hazinesi-firat-ve-diclenin-50-yillik-su-politikasi.webp" type="image/jpeg" length="37208"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Portekiz Golden Visa Programı: ABD İlk Sırada, Türkiye İlk 6’da]]></title>
      <link>https://www.emlakhaberi.com/portekiz-golden-visa-programi-abd-ilk-sirada-turkiye-ilk-6da</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.emlakhaberi.com/portekiz-golden-visa-programi-abd-ilk-sirada-turkiye-ilk-6da" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Portekiz Göç ve İltica Ajansı (AIMA) tarafından yayımlanan 2024 Göç ve İltica Raporu, yatırım yoluyla oturum programı olarak bilinen Golden Visa kapsamında verilen izinlere ilişkin dikkat çekici veriler ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Rapora göre 2024 yılında yatırım yoluyla toplam 2.081 oturum izni verildi. Bu izinler kapsamında ayrıca 2.909 kişiye aile birleşimi kapsamında oturum izni verildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Golden Visa (Altın Vize) alan yatırımcıların milliyetlerine bakıldığında ise Amerika Birleşik Devletleri ilk sırada yer aldı.</p>

<p><strong>Golden Visa Alan Yatırımcıların Başlıca Milliyetleri</strong></p>

<p>2024 verilerine göre en çok Golden Visa alan ülkeler:</p>

<ol>
 <li>
 <p>ABD – 406 başvuru</p>
 </li>
 <li>
 <p>Çin – 296 başvuru</p>
 </li>
 <li>
 <p>Rusya – 248 başvuru</p>
 </li>
 <li>
 <p>Birleşik Krallık – 147 başvuru</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hindistan – 140 başvuru</p>
 </li>
 <li>
 <p>Türkiye – 128 başvuru</p>
 </li>
 <li>
 <p>Güney Afrika – 100 başvuru</p>
 </li>
 <li>
 <p>Brezilya – 98 başvuru</p>
 </li>
</ol>

<p>Bu tablo, Golden Visa yatırımcı profilinin giderek daha küresel bir dağılıma sahip olduğunu gösteriyor.</p>

<p><strong>Çiğdem Sarıoğlu Ergut: “Golden Visa yatırımcılar için küresel mobilite ve erişim açısından önemli bir araç”</strong></p>

<p>Harvey Law Group Türkiye Direktörü Çiğdem Sarıoğlu Ergut, konuyla ilgili değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Portekiz Golden Visa programı yatırımcılar için yalnızca bir oturum izni değil; aynı zamanda küresel mobilite, Avrupa’ya erişim ve uluslararası hareket kabiliyeti açısından stratejik bir araç. Son yıllarda vize süreçlerinin giderek zorlaşması ve küresel belirsizliklerin artması, yatırımcıların alternatif oturum ve vatandaşlık programlarına olan ilgisini belirgin şekilde artırdı. ABD ve Asya’dan gelen yoğun talep programın küresel cazibesini açıkça ortaya koyarken, Türkiye’den yatırımcıların da ilk sıralarda yer alması Türk vatandaşlarının uluslararası yatırım ve mobilite stratejilerine daha fazla önem verdiğini gösteriyor.”</p>

<p><strong>Portekiz’de yabancı nüfus hızla artıyor</strong></p>

<p>Rapora göre 2024 sonunda Portekiz’de yaşayan yabancı sayısı 1.543.697’ye ulaştı. Bu sayı, 2017’de kaydedilen yaklaşık 421 bin kişilik seviyenin neredeyse dört katına çıkmış durumda.</p>

<p>AIMA verilerine göre:</p>

<p>• 2024 yılında 218.332 oturum izni verildi<br />
• AIMA’nın işlem kapasitesi 7 kat artırıldı<br />
• 600 binden fazla yabancı ile görüşme yapıldı<br />
• 480 binden fazla sabıka kaydı incelendi<br />
• 230 binden fazla oturum kartı düzenlendi</p>

<p><strong>Portekiz’de yabancı nüfusun demografisi</strong></p>

<p>Rapordaki demografik analizler, Portekiz’deki göç profilinin ağırlıklı olarak çalışma çağındaki kişilerden oluştuğunu gösteriyor.</p>

<p>Öne çıkan veriler:</p>

<p>• Yabancı nüfusun %85,5’i çalışma çağında<br />
• En büyük yaş grubu 18–34 yaş arası<br />
• 0–17 yaş grubu %8,2<br />
• 65 yaş üzeri %6,3</p>

<p>Bu tablo, göçün ekonomik ve iş gücü odaklı bir karakter taşıdığını ortaya koyuyor.</p>

<p>2024 yılı verileri Golden Visa programına yönelik küresel ilgiyi ortaya koyarken, programın güncel performansına ilişkin yeni verilerin önümüzdeki altı ay içinde yayımlanması bekleniyor.</p>

<p>Açıklanacak yeni rapor, yatırımcı profilinde ve ülke sıralamalarında nasıl bir değişim yaşandığını daha net şekilde ortaya koyacak.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.emlakhaberi.com/portekiz-golden-visa-programi-abd-ilk-sirada-turkiye-ilk-6da</guid>
      <pubDate>Mon, 09 Mar 2026 12:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://emlakhabericom.teimg.com/crop/1280x720/emlakhaberi-com/uploads/2026/03/portekiz-golden-visa.webp" type="image/jpeg" length="67581"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye–İsrail Gerilimi ve Bölgesel Güvenlik Tartışmaları]]></title>
      <link>https://www.emlakhaberi.com/turkiye-israil-gerilimi-ve-bolgesel-guvenlik-tartismalari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.emlakhaberi.com/turkiye-israil-gerilimi-ve-bolgesel-guvenlik-tartismalari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Orta Doğu’da artan jeopolitik gerilimler, Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin seyrine dair tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye ile İsrail arasında yakın gelecekte tarihin en büyük <span style="color:#c0392b"><strong>#savaş</strong></span>'ının vukû bulacağına dair emareler her geçen gün biraz daha netleşiyor ve bu kaçınılmaz savaş önümüzde duruyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye İsrail'in İran'da kurduğu istihbarat ve tecessüs ağının İran'daki yıkıcı etkilerini çok ama çok dikkatle analiz etmeli, bu durumdan dersler çıkarmalıdır.</p>

<h3><strong>Olası İsrail Türkiye Savaşına Ne Kadar Hazırız?</strong></h3>

<p>Türkiye'de yaşayan her Yahudi'nin potansiyel bir MOSSAD ajanı olma ihtimali oldukça güçlüdür.</p>

<p></p>

<p>Türkiye'deki Yahudiler ve Masonların gündelik hayatın sıradan pratiklerinden başlayarak siyasal, sosyal, kültürel ve ekonomik eylemleri mutlaka incelenmelidir.</p>

<p>Türkiye açısından bakıldığında, bölgedeki istihbarat faaliyetlerinin dikkatle analiz edilmesi  gerekiyor ve ulusal güvenlik politikalarını hızlı bir şekilde ele almak gerekiyor. </p>

<h3><strong>Bu Uyarı Tüm Türk halkına geliyor.</strong></h3>

<p>Tarihin her döneminde yaşadıkları ülkelerde merdiven altında kayıt dışı siyaset üreterek devlete şerîk olmayı, toplumu ifsâd etmeyi, istihbarat ve şantajla siyaseti kontrol etmeyi, kirli emelleri uğruna nüfûz alanı elde etmeyi ve ülkeleri her açıdan yıkıma uğratmayı varlık nedenine dönüştüren Yahudilerin Türkiye'de de benzeri bir yapılanma içinde olup olmadıkları mutlaka ama mutlaka tespit edilmelidir.</p>

<h3><strong>Zalim Bir Devlet Herkese her şey yapar. İsrail Zalim bir devlettir.</strong></h3>

<p> Devlet derhal Yahudilerin üretebileceği tehditleri bertaraf etmekle sınırlandırılmış görev, yetki ve sorumluluğa sahip ve gayrı nizâmî tasarruf yetkisine sahip caydırıcı karşı istihbarat üreten yeni bir iç istihbarat servisi kurmalıdır.</p>

<h3><strong>Türkiye'de İsrail Ürünlerine SatışYasağı Getirilmeli</strong></h3>

<p>Siyonist olanı olmayandan farksız olan her türlü Yahudi varlığı mutlaka incelenmeli, aldıkları nefes bile kontrol edilmelidir. İsrail'in MOSSAD marifetiyle dünyanın her yerinde hiçbir engelle karşılaşmadan ve pervasızca işlediği stratejik cinayetlere en fazla konu olan İran'ın içinde bulunduğu yozlaşma ve farklılaşma dikkatle incelendiğinde, Pehlevi döneminden kalan kurumların tabela değişikliğiyle sınırlı bir değişime uğradığı, ülkede çok ciddi bir Yahudi varlığının olduğu ve SAVAK başta olmak üzere ülkenin stratejik kurumlarının hâlâ yerleşik Yahudi varlığının kontrol yörüngesinde olduğu görülecektir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Dinçer D.</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.emlakhaberi.com/turkiye-israil-gerilimi-ve-bolgesel-guvenlik-tartismalari</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Mar 2026 22:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://emlakhabericom.teimg.com/crop/1280x720/emlakhaberi-com/uploads/2026/03/turkiye-israil-gerilimi-ve-bolgesel-guvenlik-tartismalari.webp" type="image/jpeg" length="72734"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakan Fidan’dan Kritik Uyarı: Savaş Körfez’e Yayılabilir]]></title>
      <link>https://www.emlakhaberi.com/bakan-fidandan-kritik-uyari-savas-korfeze-yayilabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.emlakhaberi.com/bakan-fidandan-kritik-uyari-savas-korfeze-yayilabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bakan Fidan’dan Körfez Mesajı: Bölgesel Gerilim Tırmanırsa Savaşın Etkisi Sınırları Aşabilir, Diplomasi ve İstikrar Vurgusu Ön Planda]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Gazetesi'nin haberine göre Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD-İsrail'in İran'a yönelik saldırılarını değerlendirdi. İran'ın Körfez ülkelerinin altyapı ve sivil kuruluşlarını hedef aldığını belirten Fidan "Belli bir noktadan sonra devam ederse onların da sessiz kalmasını mümkün değil. Burada bu yayılma riski bizi endişelendiriyor" sözlerine yer verdi. Bakan Fidan "Savaşın daha kötüye gitmemesi için çalışmalarımızı yapıyoruz. Savaşın süresi de şekli de değişebilir. Saldırıdan 1 saat öncesine kadar çabalar sürdü. Körfez ülkeleri savaş çıkmasın diye uğraştı" dedi.</p>

<p></p>

<p>İran'a yönelik başlatılan ABD-İsrail saldırılarını değerlendiren Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, <em><strong>"Savaşın daha kötüye gitmemesi için çalışmalarımızı yapıyoruz"</strong></em> şeklinde konuştu.</p>

<p>Türkiye'nin savaşın büyümemesi için tüm çabaları ortaya koyduğunu vurgulayan Fidan<em><strong> "Savaşın süresi de şekli de değişebilir. Saldırıdan 1 saat öncesine kadar çabalar sürdü. Körfez ülkeleri savaş çıkmasın diye uğraştı. İran "Ben batacaksam bölgedeki ülkeleri de batırırım" anlayışı yürüttü"</strong></em> açıklamasında bulundu.</p>

<h3>SAVAŞIN YAYILMA RİSKİ UYARISI</h3>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İran'ın Körfez ülkelerinin altyapı ve sivil kuruluşlarını hedef aldığını belirten Fidan <em><strong>"Belli bir noktadan sonra devam ederse onların da sessiz kalmasını mümkün değil. Burada bu yayılma riski bizi endişelendiriyor"</strong></em> sözlerine yer verdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.emlakhaberi.com/bakan-fidandan-kritik-uyari-savas-korfeze-yayilabilir</guid>
      <pubDate>Tue, 03 Mar 2026 22:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://emlakhabericom.teimg.com/crop/1280x720/emlakhaberi-com/uploads/2026/03/bakan-fidandan-kritik-uyari-savas-korfeze-yayilabilir.webp" type="image/jpeg" length="67951"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şuşa’da Sembol Proje: 8 Kasım Ruhunu Taşıyan Yeni Cami Yükseliyor]]></title>
      <link>https://www.emlakhaberi.com/susada-sembol-proje-8-kasim-ruhunu-tasiyan-yeni-cami-yukseliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.emlakhaberi.com/susada-sembol-proje-8-kasim-ruhunu-tasiyan-yeni-cami-yukseliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İlham Aliyev tarafından temeli atılan Karabağ’ın sembol şehri Şuşa’da inşa edilecek yeni cami, mimarisi ve taşıdığı anlamla şimdiden tarihi bir proje olarak değerlendiriliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Şuşa’nın kurtuluş günü olan 8 Kasım’a atıfla tasarlanan caminin mimari formunun “8” rakamını yansıtacağı açıklandı.</p>

<p>Temel atma töreninde konuşan Aliyev, tarihin özellikle seçildiğini vurgulayarak, “Temel atma için bugünü tesadüfen seçmedik. Yarın İslam âlemi Ramazan Bayramı’nı kutlayacak. Azerbaycan halkının bayramını kutluyorum. Bayram öncesinde kadim Şuşa şehrinde yeni caminin temelinin atılması büyük tarihi ve sembolik karaktere sahiptir” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Karabağ’ın kültürel başkenti olarak görülen Şuşa’da yükselecek cami, yalnızca bir ibadet mekânı değil; aynı zamanda zaferin, yeniden inşanın ve milli hafızanın mimari bir ifadesi olacak. 2020 yılında kazanılan zaferle birlikte Azerbaycan yönetimi, bölgede kapsamlı bir imar ve ihya süreci başlatmıştı. Yeni cami de bu sürecin en dikkat çekici projelerinden biri olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Projeye göre caminin mimari konsepti, hem modern hem de geleneksel İslam mimarisinden izler taşıyacak. “8” rakamı formunun, hem plan şemasında hem de yapının genel siluetinde hissedileceği belirtiliyor. Böylece 8 Kasım tarihi, yapının kimliğine kalıcı şekilde işlenmiş olacak.</p>

<hr />
<h2>8 Kasım’ın Sembolizmi Mimariye Yansıyor</h2>

<p>8 Kasım, Azerbaycan için yalnızca bir askeri zafer tarihi değil; aynı zamanda egemenlik ve milli birlik sembolü olarak kabul ediliyor. Şuşa’nın kurtuluşu, Karabağ sürecinde dönüm noktası olarak değerlendirilirken, yeni caminin bu tarihe atıfla tasarlanması güçlü bir mesaj niteliği taşıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlar, sembolik mimarinin özellikle savaş sonrası yeniden yapılanma süreçlerinde toplumsal hafızayı güçlendirdiğine dikkat çekiyor. Şuşa’da inşa edilecek caminin de hem yerel halk hem de ülke genelinde manevi bir anlam taşıması bekleniyor.</p>

<p>Ramazan Bayramı arifesinde gerçekleştirilen temel atma töreni ise projeye dini ve manevi bir boyut daha kazandırdı. Aliyev’in açıklamaları, caminin yalnızca fiziksel bir yapı değil; aynı zamanda tarihi bir dönemin simgesi olarak konumlandırıldığını ortaya koydu.</p>

<p>Karabağ’da süren altyapı, konut ve kültürel miras restorasyon projeleriyle birlikte Şuşa’nın yeniden bölgenin kültür ve sanat merkezi haline getirilmesi hedefleniyor. Yeni cami, bu vizyonun en güçlü sembollerinden biri olarak yükselmeye hazırlanıyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.emlakhaberi.com/susada-sembol-proje-8-kasim-ruhunu-tasiyan-yeni-cami-yukseliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 03 Mar 2026 22:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://emlakhabericom.teimg.com/crop/1280x720/emlakhaberi-com/uploads/2026/03/8-kasimin-sembolizmi-mimariye-yansiyor.webp" type="image/jpeg" length="18962"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[En Sıcak 24 Saat – İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney Öldürüldü]]></title>
      <link>https://www.emlakhaberi.com/en-sicak-24-saat-iran-dini-lideri-ayetullah-ali-hamaney-olduruldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.emlakhaberi.com/en-sicak-24-saat-iran-dini-lideri-ayetullah-ali-hamaney-olduruldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İran devlet medyası, İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in, Cumartesi sabahı düzenlenen ABD ve İsrail ortak hava saldırıları sırasında ofisinde öldüğünü resmen doğruladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hamaney’in hayatını kaybettiği haberinin ardından ülkede <strong>40 günlük ulusal yas</strong> ve <strong>7 günlük resmi tatil</strong> ilan edildi.</p>

<p>Aptalca bir konuşma yapan ABD Başkanı <strong>Donald Trump</strong>, saldırıların ardından yaptığı açıklamada Hamaney’i “tarihin en kötü insanlarından biri” olarak nitelendirerek ölümünü doğruladı ve İran halkını “ülkelerini geri almaya” çağırdı. Bu açıklama uluslararası kamuoyunda büyük yankı uyandırdı.</p>

<p>Özgür bir ülkenin yönetim şekli bir başka ülkeyi neden rahatsız ediyor ABD amacı orta doğuyu İsrail'in saçma sapan amelleri üzerine her yeri bomba yağdırarak insanlık tarihine kara lek süre bir İsrail ve ABD var bu ülkeler çok kısa zaman içinde kendi yaptıkları hataya kendileri düşeceklerdir.</p>

<p>İsrail ise saldırılarda <strong>Hamaney’in ofisinin yanı sıra İran Devrim Muhafızları Komutanı, Savunma Bakanı ve birçok üst düzey yetkilinin öldüğünü</strong> açıkladı. Bazı raporlar, saldırılarda toplam <strong>40’tan fazla İranlı üst düzey yetkilinin öldüğünü</strong> öne sürüyor.</p>

<p>Saldırıların hemen ardından İran, ABD üslerine ve İsrail’e karşı <strong>“en yıkıcı saldırı operasyonunu”</strong> başlatma sözü verdi ve misilleme tehdidinde bulundu. İranlı yetkililer, saldırıların “cezasız kalmayacağını” defalarca vurguladı.</p>

<p>Öte yandan İran’ın birçok kentinde Hamaney’in ölümünün duyulmasıyla birlikte halk sokaklara döküldü. Tahran’daki İnkılap Meydanı başta olmak üzere camilerde, meydanlarda ve üniversite kampüslerinde toplanan kalabalıklar İran bayrakları ve Hamaney posterleriyle ABD ile İsrail karşıtı sloganlar attı. Bazı göstericiler ağıtlar yakarak intikam çağrısında bulundu.</p>

<p>İran’da şu ana kadar çatışmalarda <strong>200’den fazla kişinin öldüğü</strong>, İran makamları tarafından bildirildi. İran ayrıca bazı saldırılarda bir <strong>kız okulunun hedef alındığını ve en az 108 kişinin hayatını kaybettiğini</strong> duyurdu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu gelişmeler, Orta Doğu’da tansiyonu zirveye taşıdı ve uluslararası toplumda bölgesel güvenlik ile diplomasi açısından büyük endişelere yol açtı. Hamaney’in ölümünün ardından İran’da yeni bir liderlik sürecinin başlayacağı ve daha geniş çaplı misilleme eylemlerinin olabileceği belirtiliyor.</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.emlakhaberi.com/en-sicak-24-saat-iran-dini-lideri-ayetullah-ali-hamaney-olduruldu</guid>
      <pubDate>Sun, 01 Mar 2026 11:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://emlakhabericom.teimg.com/crop/1280x720/emlakhaberi-com/uploads/2026/03/ayetullah-ali-hamaney.webp" type="image/jpeg" length="52422"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gazze’nin Geleceği: Yeniden İnşa Mı, Yeni Bir Jeopolitik Dönüşüm Mü?]]></title>
      <link>https://www.emlakhaberi.com/gazzenin-gelecegi-yeniden-insa-mi-yeni-bir-jeopolitik-donusum-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.emlakhaberi.com/gazzenin-gelecegi-yeniden-insa-mi-yeni-bir-jeopolitik-donusum-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze Şeridi’nde aylardır devam eden çatışmaların ardından ortaya çıkan devasa yıkım, uluslararası toplumun gündeminde artık “yeniden inşa” başlığıyla yer buluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ancak bu sürecin nasıl şekilleneceği, finansmanın kimler tarafından sağlanacağı ve bölgenin siyasi-demografik yapısının bundan nasıl etkileneceği, insani yardımın çok ötesinde, karmaşık bir jeopolitik tartışmayı da beraberinde getiriyor. Yıkılan konutların ve altyapının ötesinde, Gazze’nin geleceği; hukuk, güvenlik, insan hakları ve küresel yatırım stratejileri arasında şekillenecek bir denklem olarak duruyor.</p>

<p>Jared Kushner ve Ortadoğu özel yöneticisi Steve Witkoff, Gazze'yi "akıllı şehir" kıyı metropolüne dönüştürmeyi amaçlayan "Güneşin Doğuşu Projesi"ni yabancı hükümetlere ve gizli sundu.</p>

<h2>Yıkımın Boyutu ve Belirsiz İnşa Taahhütleri</h2>

<p>Birleşmiş Milletler ve uluslararası yardım kuruluşlarının verileri, Gazze’deki yıkımın boyutlarının son yılların en ağır tablolarından birini ortaya koyduğunu gösteriyor. On binlerce konut tamamen yıkılırken, elektrik şebekeleri, su arıtma tesisleri ve sağlık merkezleri gibi hayati altyapı sistemleri büyük hasar gördü. Uzmanlar, bölgenin yeniden ayağa kalkabilmesi için milyarlarca dolarlık uluslararası kaynağa acil ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor.</p>

<p><img alt="Gazze’nin Geleceği Yeniden İnşa Mı, Yeni Bir Jeopolitik Dönüşüm Mü?1" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://emlakhabericom.teimg.com/emlakhaberi-com/uploads/2026/02/gazzenin-gelecegi-yeniden-insa-mi-yeni-bir-jeopolitik-donusum-mu1.webp" width="1280" /></p>

<p>Bu noktada, geleneksel devlet yardımlarının yanı sıra, bazı uluslararası yatırım çevrelerinin ve özel sektör aktörlerinin de sürece dahil olabileceğine dair spekülasyonlar gündeme gelmiş durumda. Ancak şu ana kadar kamuoyuna açıklanmış, taraflarca onaylanmış ve resmi bir zemine oturtulmuş kapsamlı bir “özel sektör mega projesi” bulunmuyor. Yeniden inşa çağrıları, somut bir finansal taahhüt ve siyasi mutabakat olmaksızın, şimdilik teorik bir çerçevede kalıyor.</p>

<h2>Jared Kushner İddiaları ve “Akıllı Şehir” Senaryoları</h2>

<p>Özellikle sosyal medyada ve bazı alternatif yayın organlarında dolaşıma giren iddialar, yeniden inşa tartışmalarına bambaşka bir boyut katıyor. Bu iddialara göre, ABD eski Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’in de aralarında bulunduğu yatırımcı grupları, Gazze’de yüz milyarlarca dolarlık dev bir “akıllı şehir” projesi hayata geçirmeyi planlıyor. Söz konusu senaryolarda, bölgenin yüksek güvenlikli bir teknoloji ve veri merkezi üssüne dönüştürüleceği, lüks konutlar ve ticari merkezlerle donatılacağı öne sürülüyor.</p>

<p>Ancak bu projelere ilişkin ne İsrail hükümeti, ne ABD makamları, ne de adı geçen yatırımcılar tarafından yapılmış resmi bir açıklama bulunuyor. Uzmanlar, bu tür planların büyük ölçüde spekülasyon olduğunu, somut bir yatırım takvimi veya onaylanmış proje statüsü taşımadığını vurguluyor. Yine de bu iddiaların dahi, bölgenin geleceğine dair bazı çevrelerde nasıl bir dönüşüm hayal edildiğini göstermesi açısından dikkat çekici olduğu belirtiliyor.</p>

<h2>Stratejik Konum ve Önündeki Dev Engeller</h2>

<p>Gazze, Doğu Akdeniz kıyısındaki konumu itibarıyla jeopolitik açıdan son derece stratejik bir noktada bulunuyor. Teorik olarak, zengin doğalgaz yataklarına yakınlığı ve potansiyel liman kapasitesiyle bölge; lojistik, enerji ticareti ve dijital altyapı yatırımları için cazip bir merkez haline gelebilir. Ancak mevcut siyasi statü, patlamaya hazır güvenlik koşulları ve derinleşen insani kriz, bu potansiyelin hayata geçirilmesini son derece karmaşık hale getiriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uluslararası ilişkiler uzmanlarına göre, kalıcı bir siyasi çözüm ve uluslararası toplumun geniş mutabakatıyla oluşacak bir meşruiyet zemini sağlanmadan, büyük ölçekli özel sektör yatırımlarının hayata geçirilmesi neredeyse imkansız. Yatırımcıların, garantiler ve uzun vadeli istikrar olmadan bu kadar riskli bir bölgeye girmeyeceği ifade ediliyor.</p>

<h2>Demografi, Mülkiyet ve Hukuk: Sürecin En Hassas Başlığı</h2>

<p>Yeniden inşa tartışmalarının belki de en hassas noktasını nüfus yapısı ve mülkiyet hakları oluşturuyor. Uluslararası hukuk, çatışmalar nedeniyle yerinden edilmiş sivillerin geri dönüş hakkını ve mülkiyet haklarının korunmasını temel bir prensip olarak güvence altına alıyor.</p>

<p>Herhangi bir yeniden yapılanma planının, mevcut nüfusun haklarını dışlayan, zorunlu göçü kalıcı hale getiren veya demografik yapıyı değiştirmeyi ima eden bir çerçeveye dayanması, büyük hukuki skandallara ve diplomatik krizlere yol açabilir. Bu nedenle, atılacak her adımın, Filistinlilerin geri dönüş hakkı ve mülkiyet iddialarıyla nasıl uyumlu hale getirileceği, sürecin meşruiyeti açısından kritik önem taşıyor.</p>

<h2>Güvenlik Devleti mi, Sivil Yönetim mi?</h2>

<p>Gazze’nin geleceğine dair en kritik siyasi soru ise bölgede nasıl bir yönetim modeli kurulacağı. Bölge, askeri güvenlik öncelikli bir yapı altında mı yeniden düzenlenecek? Yoksa uluslararası denetim ve sivil yönetim ağırlıklı, Filistin yönetiminin merkezde olduğu bir modele mi geçilecek? Bu sorunun yanıtı, yalnızca ekonomik kalkınmanın değil, bölgede yaşayan insanların günlük yaşamının ve haklarının da çerçevesini çizecek.</p>

<h2>Bölgesel ve Küresel Etkiler</h2>

<p>Gazze’nin geleceği, yalnızca İsrail-Filistin meselesi bağlamında değil; Doğu Akdeniz enerji dengeleri, Mısır, Ürdün ve Körfez ülkeleri başta olmak üzere Arap dünyası ile Batı arasındaki ilişkiler ve küresel yatırım stratejileri açısından da belirleyici olacak. Yıkılan şehirlerin nasıl ve en önemlisi <strong>kimin için</strong> yeniden inşa edildiği sorusu, önümüzdeki yıllarda uluslararası siyasetin en tartışmalı başlıklarından biri olmaya aday.</p>

<p>Sonuç olarak, Gazze’deki yeniden inşa süreci henüz emekleme aşamasında ve büyük ölçüde belirsizliğini koruyor. Ancak kesin olan bir şey var: Bölgenin geleceği yalnızca beton, çelik ve teknoloji yatırımlarından ibaret değil. Hukukun üstünlüğü, insan hakları, kalıcı güvenlik garantileri ve kapsayıcı bir siyasi çözüm başlıkları birlikte ele alınmadan, inşa edilecek her şeyin temelinin kumda olma riski her zaman mevcut.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.emlakhaberi.com/gazzenin-gelecegi-yeniden-insa-mi-yeni-bir-jeopolitik-donusum-mu</guid>
      <pubDate>Sat, 28 Feb 2026 12:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://emlakhabericom.teimg.com/crop/1280x720/emlakhaberi-com/uploads/2026/02/gazzenin-gelecegi-yeniden-insa-mi-yeni-bir-jeopolitik-donusum-mu.webp" type="image/jpeg" length="43586"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Afganistan–Pakistan Gerilimi Bölgesel Krize Dönüşür mü?]]></title>
      <link>https://www.emlakhaberi.com/afganistan-pakistan-gerilimi-bolgesel-krize-donusur-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.emlakhaberi.com/afganistan-pakistan-gerilimi-bolgesel-krize-donusur-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son günlerde Afganistan–Pakistan hattında tırmanan gerilim, yalnızca iki komşu ülkeyi değil, Güney Asya’dan Orta Doğu’ya uzanan geniş bir coğrafyayı etkileme potansiyeli taşıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlara göre çatışmanın büyümesi halinde, bölgesel dengeler derinden sarsılabilir ve yeni güç mücadelelerinin önü açılabilir.</p>

<h3>Tarihsel Arka Plan ve Kırılgan Denge</h3>

<p>Afganistan ile Pakistan arasındaki ilişkiler, uzun yıllardır sınır güvenliği, terör örgütleri ve etnik bağlar ekseninde inişli çıkışlı bir seyir izliyor. Özellikle Durand Hattı olarak bilinen sınır hattı, iki ülke arasında kronik bir anlaşmazlık konusu olmaya devam ediyor.</p>

<p>Son dönemde karşılıklı suçlamalar ve sınır ötesi operasyon iddiaları, tansiyonu yeniden yükseltti. Diplomatik kanalların zayıflaması ve askeri hareketliliğin artması, krizin kontrolsüz biçimde genişleme riskini beraberinde getiriyor.</p>

<h3>Bölgesel Güç Mücadelesi ve Olası Senaryolar</h3>

<p>Analistlere göre bu gerilim, yalnızca iki ülke arasındaki bir güvenlik sorunu değil; daha geniş bir jeopolitik satranç tahtasının parçası olabilir.</p>

<ul>
 <li>
 <p>İran’a yönelik olası bir saldırı ihtimali,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hindistan ile Pakistan arasındaki tarihsel rekabet,</p>
 </li>
 <li>
 <p>İsrail’in bölgesel güvenlik stratejileri,</p>
 </li>
 <li>
 <p>ABD’nin bölgedeki askeri ve diplomatik pozisyonu,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
</ul>

<p>Tüm bu başlıklar, Afganistan–Pakistan hattındaki bir çatışmanın zincirleme etki oluşturabileceğine işaret ediyor.</p>

<p>Özellikle Hindistan–Pakistan hattında yaşanabilecek yeni bir askeri gerilim, nükleer silaha sahip iki ülkeyi karşı karşıya getirebileceği için küresel güvenlik açısından da ciddi risk barındırıyor.</p>

<h3>“Zamanlama En Kritik Unsur”</h3>

<p>Uzmanların dikkat çektiği bir diğer nokta ise zamanlama. Dünya, enerji koridorlarının yeniden şekillendiği, yeni ticaret yollarının planlandığı ve bölgesel ittifakların kurulduğu bir döneme girmiş durumda.</p>

<p>Orta Doğu’dan Güney Asya’ya uzanan hat üzerinde;</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yemen, Sudan, Somali ve Libya gibi kırılgan ülkelerde istikrar arayışları sürerken,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yeni ekonomik ve güvenlik blokları oluşturulurken,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Küresel güçler etki alanlarını genişletmeye çalışırken,</p>
 </li>
</ul>

<p>Afganistan ile Pakistan arasında patlak verecek geniş çaplı bir savaş, yalnızca iki ülkeyi değil, Türkiye’den Hindistan’a kadar uzanan geniş bir kuşağı istikrarsızlaştırabilir.</p>

<h3>Diplomasi Çağrısı</h3>

<p>Bölge ülkelerinin daha fazla askeri tırmanış yerine diplomasiye öncelik vermesi gerektiği yönünde çağrılar artıyor. Türkiye’nin yanı sıra Suudi Arabistan, Katar ve Mısır gibi aktörlerin arabuluculuk rolü üstlenebileceği değerlendiriliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Krizin büyümesi, bölge dışı aktörlerin müdahalesini kolaylaştırabilir.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Çatışma uzarsa, yeni askeri bloklaşmalar ortaya çıkabilir.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ekonomik kırılganlıklar derinleşebilir ve göç dalgaları artabilir.</p>
 </li>
</ul>

<h3>Sonuç: Kontrolsüz Tırmanış Riskli</h3>

<p>Afganistan–Pakistan hattındaki gerilim, mevcut haliyle dahi hassas bir dengede ilerliyor. Çatışmanın genişlemesi halinde Hindistan’ın doğrudan devreye girmesi, İran’ın güvenlik kaygılarının artması ve İsrail merkezli yeni güvenlik denklemlerinin şekillenmesi ihtimali, bölgesel istikrarı ciddi biçimde tehdit edebilir.</p>

<p>Uzmanların ortak görüşü ise net:<br />
Bu kriz askeri yöntemlerle değil, diplomatik kanallarla çözülmeli. Aksi takdirde Güney Asya’dan Orta Doğu’ya uzanan geniş bir coğrafya, uzun süreli bir istikrarsızlık dönemine sürüklenebilir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.emlakhaberi.com/afganistan-pakistan-gerilimi-bolgesel-krize-donusur-mu</guid>
      <pubDate>Fri, 27 Feb 2026 23:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://emlakhabericom.teimg.com/crop/1280x720/emlakhaberi-com/uploads/2026/02/afganistan-ile-pakistan.webp" type="image/jpeg" length="40763"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Suriye'de '29 Ocak mutabakatını' yönetecek isim belli oldu]]></title>
      <link>https://www.emlakhaberi.com/suriyede-29-ocak-mutabakatini-yonetecek-isim-belli-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.emlakhaberi.com/suriyede-29-ocak-mutabakatini-yonetecek-isim-belli-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Suriye yönetimi ile YPG arasındaki 'entegrasyon' süreci hızlanıyor. Günsel son dakika haberleri bulabilirsiniz.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Gazetesi'nin haberine göre 29 Ocak tarihli mutabakatın uygulanması ve kurumlar arası koordinasyonun sağlanması amacıyla Tuğgeneral Ziyad el-Ayiş, Cumhurbaşkanlığı Özel Temsilcisi olarak atandı.</p>

<p>Suriye’de hükümet ile terör örgütü YPG arasında <strong>29 Ocak’ta </strong>varılan anlaşmanın sahada hayata geçirilmesi için yeni bir adım atıldı. Anlaşmanın uygulanması ve entegrasyon sürecinin koordine edilmesi amacıyla Tuğgeneral Ziyad el-Ayiş, Cumhurbaşkanlığı Özel Temsilcisi olarak görevlendirildi.</p>

<p>Cumhurbaşkanlığı Basın Danışmanlığından, Suriye resmi haber ajansı SANA'ya konuya ilişkin açıklama yapıldı.</p>

<p>Açıklamada, Tuğgeneral Ayiş'in Cumhurbaşkanlığı Özel Temsilcisi olarak görevlendirilmesinin, Suriye devletinin sahadaki varlığının güçlendirilmesi,<strong> mevcut engellerin aşılması ve vatandaşlara sunulan kamu hizmetlerinin etkinleştirilmesi hedefiyle gerçekleştirildiği belirtildi.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cumhurbaşkanlığı Basın Danışmanlığının açıklamasında, anlaşma kapsamında ilgili kurumlar arasında koordinasyonun sağlanacağı ve sürecin planlanan çerçevede sürdürüleceği ifade edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Türkiye Gazetesi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.emlakhaberi.com/suriyede-29-ocak-mutabakatini-yonetecek-isim-belli-oldu</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 00:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://emlakhabericom.teimg.com/crop/1280x720/emlakhaberi-com/uploads/2026/02/suriyede-29-ocak-mutabakatini-yonetecek-isim-belli-oldu.png" type="image/jpeg" length="39757"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çorlu TSO’dan Türkiye–Mısır Ticaretine Stratejik Katkı]]></title>
      <link>https://www.emlakhaberi.com/corlu-tsodan-turkiye-misir-ticaretine-stratejik-katki</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.emlakhaberi.com/corlu-tsodan-turkiye-misir-ticaretine-stratejik-katki" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çorlu Ticaret ve Sanayi Odası, Türkiye–Mısır İş ve Yatırım Forumu kapsamında Giza Ticaret ve Sanayi Odası ile kardeş oda protokolü imzalayarak iki ülke iş dünyası arasında yeni iş birliklerinin önünü açtı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın <strong>Recep Tayyip Erdoğan’ın Mısır’a gerçekleştirdiği resmi ziyaret</strong> kapsamında, Türkiye ile Mısır arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin geliştirilmesine yönelik önemli bir adım daha atıldı. <strong>Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB)</strong> ile <strong>Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK)</strong> iş birliğinde düzenlenen <strong>Türkiye–Mısır İş ve Yatırım Forumu</strong>, iki ülke iş dünyasını Kahire’de bir araya getirdi.</p>

<p>Forum, TOBB Başkanı <strong>Sayın M. Rifat Hisarcıklıoğlu’nun öncülüğünde</strong> gerçekleştirilirken, Türkiye genelinden çok sayıda oda ve borsa başkanı programa katılım sağladı. Bu önemli organizasyonda <strong>Çorlu Ticaret ve Sanayi Odası (Çorlu TSO)</strong> da aktif rol aldı. Çorlu TSO Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Sayın İzzet Volkan</strong>, Türkiye iş dünyasını temsilen forumda yer aldı.</p>

<p><img alt="Çorlu Tso’dan Türkiye–Mısır Ticaretine Stratejik Katkı1" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://emlakhabericom.teimg.com/emlakhaberi-com/uploads/2026/02/corlu-tsodan-turkiye-misir-ticaretine-stratejik-katki1.webp" width="1280" /></p>

<h3><strong>Türkiye–Mısır Oda ve Borsalar İş Birliği Forumu Düzenlendi</strong></h3>

<p>Forum kapsamında gerçekleştirilen <strong>Türkiye–Mısır Oda ve Borsalar İş Birliği Forumu’nda</strong>, iki ülke arasındaki mevcut ticari ilişkiler masaya yatırılırken; sanayi, yatırım, lojistik, enerji, tekstil ve tarım başta olmak üzere pek çok sektörde <strong>yeni iş birliği fırsatları</strong> değerlendirildi. Karşılıklı yatırım ortamının güçlendirilmesi, firmalar arası doğrudan temasların artırılması ve sürdürülebilir ticaret hacminin oluşturulması konuları öne çıktı.</p>

<h3><strong>Çorlu TSO ile Giza TSO Kardeş Oda Oldu</strong></h3>

<p>Forum çerçevesinde Çorlu Ticaret ve Sanayi Odası ile <strong>Giza Ticaret ve Sanayi Odası</strong> arasında ikili görüşmeler gerçekleştirildi. Yapılan görüşmelerin ardından, iki oda arasında <strong>kardeş oda protokolü</strong> imzalanarak kurumsal iş birliği resmiyet kazandı.</p>

<p>İmzalanan protokol ile;</p>

<ul>
 <li>
 <p>Türkiye ve Mısır iş dünyası arasında <strong>ticari ilişkilerin geliştirilmesi</strong>,</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Karşılıklı yatırım olanaklarının artırılması</strong>,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Üyeler arasında <strong>bilgi, tecrübe ve sektör bazlı iş birliğinin güçlendirilmesi</strong>,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ortak organizasyonlar, iş forumları ve B2B görüşmelerin hayata geçirilmesi<br />
 hedefleniyor.</p>
 </li>
</ul>

<h3><strong>“Üyelerimiz İçin Yeni Fırsatlar Doğacak”</strong></h3>

<p>Program kapsamında değerlendirmelerde bulunan <strong>Çorlu TSO Yönetim Kurulu Başkanı İzzet Volkan</strong>, Türkiye ile Mısır arasındaki ekonomik ilişkilerin stratejik önemine dikkat çekti.</p>

<p>Volkan açıklamasında şu ifadelere yer verdi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p>“Türkiye ile Mısır arasındaki ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi, iş dünyası arasında doğrudan temasların artırılması açısından büyük önem taşımaktadır. Giza Ticaret ve Sanayi Odası ile imzaladığımız kardeş oda protokolünün, üyelerimiz için yeni iş birlikleri ve yatırım fırsatları yaratacağına inanıyorum. Çorlu iş dünyası olarak uluslararası iş birliklerine katkı sunmaya devam edeceğiz.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>Çorlu İş Dünyası Uluslararası Arenada Güçleniyor</strong></h3>

<p>Çorlu TSO’nun Giza TSO ile imzaladığı bu protokolün, özellikle <strong>sanayi ve ihracat odaklı firmalar</strong> için yeni pazar kapıları açması beklenirken; Çorlu iş dünyasının Orta Doğu ve Afrika pazarlarındaki etkinliğini artırması açısından da önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Türkiye–Mısır ekonomik ilişkilerinin yeni dönemde daha güçlü ve sürdürülebilir bir zemine oturtulmasını hedefleyen bu iş birliği, <strong>oda diplomasisinin</strong> somut kazanımlarından biri olarak öne çıkıyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.emlakhaberi.com/corlu-tsodan-turkiye-misir-ticaretine-stratejik-katki</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Feb 2026 09:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://emlakhabericom.teimg.com/crop/1280x720/emlakhaberi-com/uploads/2026/02/corlu-tsodan-turkiye-misir-ticaretine-stratejik-katki.webp" type="image/jpeg" length="58790"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yeşil pasaportlulara da mı vize geliyor?]]></title>
      <link>https://www.emlakhaberi.com/yesil-pasaportlulara-da-mi-vize-geliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.emlakhaberi.com/yesil-pasaportlulara-da-mi-vize-geliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avrupa’ya girişte yeni bir kontrol döneminin başlaması gündemde. 2026’da devreye alınması planlanan ön başvuru sistemi, yeşil pasaportluların Avrupa yolculuklarına bugüne kadar sahip olduğu seyahat rahatlığını riske atabilir]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa’ya seyahat planı yapan Türk vatandaşları için yeşil pasaport ve Schengen vizesi gündemdeki yerini koruyor. AB verilerine göre, 2024 yılında Türkiye’den Schengen ülkelerine yapılan vize başvuruları 1 milyonun üzerine çıktı; başvuruların yaklaşık 160 bine yakını reddedildi.</p>

<p>2025 yılına ilişkin resmi veriler henüz açıklanmasa da, mevcut başvuru yoğunluğu ve randevu talebi, bu yıl rakamların artacağına işaret ediyor. Öte yandan son dönemde gündeme gelen yeşil pasaporta sınırlama ihtimali de ‘golden visa’ gibi riski olmayan ve vatandaşlığa kadar ilerleyen modelleri öne çıkarıyor.</p>

<p>Son vize gündemleriyle birlikte birçok kişinin haklı olarak “Bundan sonra ne olacak?” sorusunu sorduğunu söyleyen Vesta Global Kurucu Ortağı Teuta Narazan “Bu noktada alternatif senaryoları konuşmak gerekiyor. Avrupa Birliği’nin yeşil pasaportla ilgili uygulamalarda bir anda köklü bir değişikliğe gitmesi beklenmiyor; ancak süreç kademeli olarak daha sıkı hale gelebilir. Bazı ülkelerde kuralların daha dar yorumlanması, muafiyet kapsamının belirli gruplarla sınırlandırılması ya da giriş süreçlerinin uzaması bu çerçevede öne çıkan ihtimaller arasında. Henüz resmi bir açıklamanın yapılmadığını belirtmekte fayda var. Ancak süreçte sorun yaşamak istemeyen danışanlarımız, vizeyle ilgili belirsizliklerden etkilenmeyecek alternatif oturum ve yatırım seçeneklerini de değerlendirmeye aldı” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>“Alternatif senaryolar değerlendirilmeli”</strong></p>

<p>AB’nin bu sene yürürlüğe almayı planladığı ETIAS (European Travel Information and Authorisation System) ise Schengen bölgesine vizesiz seyahat edebilen yolcular için seyahat öncesi dijital bir yetkilendirme süreci öngörüyor. Son dönemde yeşil pasaportlara ilişkin tartışmaların artması, Avrupa’ya giriş süreçlerinin daha planlı ve öngörülebilir hale gelmesi konusunu da ön plana taşıyor.</p>

<p></p>

<p>ETIAS’ın yeşil pasaportlular açısından önemine dikkat çeken Narazan, şunları söyledi: “ETIAS bir vize uygulaması değil; ancak Avrupa’ya giriş süreçlerinin daha planlı ve önceden kurgulanmasını gerektiren yeni bir döneme işaret ediyor. Yeşil pasaport sahipleri için mevcut haklarda ani bir değişiklik öngörülmese de, dijital ön kontrol ve hazırlık süreçleri öne çıkabilir. Bu çerçevede, Avrupa’da eğitim, iş veya yaşam planı yapan bireyler farklı seçenekleri ve alternatif senaryoları değerlendirmeli.”</p>

<p><strong>160 bin Shengen vize başvurusu reddedildi </strong></p>

<p>Schengen vizesine paralel olarak, Avrupa’da Golden Visa olarak bilinen yatırım yoluyla oturum programları da daha fazla gündeme geliyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Teuta Narazan, 2024 yılında yaklaşık 160 bin Schengen vize başvurusunun red ile sonuçlandığına dikkat çekti.</p>

<p>Narazan, “Bu tablo, Avrupa’ya erişimde daha öngörülebilir yolların neden daha fazla konuşulduğunu gösteriyor. Fon ve gayrimenkul yatırımı bu seçeneklerden biri. Avrupa Birliği ülkelerinde uygulanan çeşitli programlar sayesinde, yatırım yoluyla oturum hakkı elde etmek mümkün. Golden Visa gibi programlar; aile bireylerini kapsaması, eğitim ve uzun vadeli yaşam planlarına imkân tanıması nedeniyle öne çıkıyor. Ülkeden ülkeye değişen modeller ve yatırım tutarları sayesinde, farklı bütçelere uygun seçenekler bulunabiliyor” dedi.</p>

<p><strong>Avrupa’ya erişimde bütçeye göre çözümler</strong></p>

<p>Türk yatırımcıların tercih ettiği ülkelerde mevcut yatırım bütçeleri de değişkenlik gösteriyor. Yunanistan’da Golden Visa programı, bölgeye bağlı olarak 250 bin euro ile 800 bin euro arasında değişirken; Portekiz’de yatırım yoluyla oturum için fon yatırımları 500 bin eurodan başlıyor. Serbest dolaşım sağlayan Karayip pasaportları ise yaklaşık 200 bin dolardan başlayan tutarlarla daha erişilebilir bütçe arayanlar için ön planda.</p>

<p>Ulaşılabilir bütçe aralıkları ve Avrupa’ya giriş süreçlerine ilişkin son gelişmeler, yatırımcıların farklı çözümleri değerlendirmesinde etkili oluyor. 2026’da yürürlüğe girmesi planlanan ETIAS ile birlikte, yeşil pasaportlular için Schengen vizesine alternatifler de gündemdeki yerini koruyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.emlakhaberi.com/yesil-pasaportlulara-da-mi-vize-geliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Feb 2026 14:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://emlakhabericom.teimg.com/crop/1280x720/emlakhaberi-com/uploads/2026/02/yesil-pasaportlulara-da-mi-vize-geliyor.webp" type="image/jpeg" length="80518"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yerle bir edilen Gazze’de işgal villaları satışı yapılıyor]]></title>
      <link>https://www.emlakhaberi.com/yerle-bir-edilen-gazzede-isgal-villalari-satisi-yapiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.emlakhaberi.com/yerle-bir-edilen-gazzede-isgal-villalari-satisi-yapiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrail savaş sonrası Gazze’nin işgal edilmeyeceği yönde açıklamalar gelirken, İsrailli inşaat şirketlerinin Gazze’de konut reklamları yayımlaması tartışma yarattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Filistinlilerden “işgalci” olarak bahsedilen reklamlarda, Gush Katif yerleşim bölgesine dönmek için çalışmalara başlandığı ifade ediliyor.</p>

<p>İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve çeşitli üst düzey İsrailli yetkililer, yaptıkları açıklamalarda savaş sonrası İsrail’in Gazze Şeridi’ni işgal etme planı olmadığını savunmalarına rağmen, İsrailli inşaat şirketlerinin yaptıkları reklamlar Tel Aviv yönetiminin perde arkasında başka planları olabileceğini gösteriyor. İşgal altındaki Batı Şeria’da yasadışı Yahudi yerleşim birimleri inşa eden devlet destekli HareyZahav inşaat şirketinin son dönemde Gazze’de inşa edilecek yerleşim birimlerinin reklamını yapmaya başladı.</p>

<p></p>

<p><strong>‘İŞE BAŞLADIK’</strong></p>

<p></p>

<p>Şirket resmi sosyal medya hesaplarında İsrail saldırıları sonucunda yerle bir olan Gazze Şeridi’nde yıkıntıların üzerine yerleştirilmiş villa görsellerinin bulunduğu reklam afişleri yayımlandı. “Uyanın, sahilde bir ev rüya değil!” başlığıyla yayımlanan reklamda, şirketin 2005 yılında boşaltılan Gazze’nin güney batısındaki Gush Katif Yahudi yerleşim bölgesine dönüş için “hazırlıklar yapıldığı” ifade edildi. Bölgede yaşayan Filistinliler için “işgalci” ifadesinin kullanıldığı reklamda, “Bir grup çalışanımız bölgedeki geliştirmeler için işe koyuldu, yıkıntıları temizleyip işgalcileri çıkarıyoruz” denildi. Bir başka reklam afişinde ise Gazze Şeridi’nde yer alan bir inşaat projesinin krokisi gösterilirken, “Şimdi önsatış fiyatlarıyla” başlığı kullanıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>ŞİRKET YÖNETİCİSİ ASKER</strong></p>

<p></p>

<p>Diğer sosyal medya paylaşımlarında, şirketin planlamadan sorumlu başkan yardımcısının rezerv asker olarak Gazze Şeridi’nde savaştığı belirtilirken, İsrail ordusunun Gazze’deki kara harekâtını destekleyen çok sayıda gönderi yer alması dikkat çekti. Şirketin paylaşımlarına sosyal medya kullanıcıları büyük tepki gösterdi. Birçok kullanıcı, “Demek ki başından beri planınız buydu” değerlendirmesini yaptı.</p>

<p></p>

<p><strong>TEL AVİV’DE KONFERANS</strong></p>

<p></p>

<p>Anadolu Ajansı da İsrail hükümeti tarafından finanse edilen yerleşimci örgütlerin oluşturduğu bir koalisyonun “Gazze Yerleşim Konferansı için Pratik Hazırlık” başlığıyla Tel Aviv’de konferans düzenlediğini yazdı. Konferansın ardından yerleşimci örgütler tarafından “Gazze İsrail Toprağıdır! Savaşın, Kurtarın, Yerleşin” yazılı reklamlar yayımlandığı belirtildi.</p>

<p></p>

<p>ABD başta olmak üzere birçok Batılı devlet ve uluslararası kuruluşlar savaş sonrası için Batı Şeria merkezli Filistin Yönetimi’nin Gazze’yi yönettiği bir formülü sıklıkla gündeme getirirken, İsrail yönetimi buna karşı çıkıyor. Netanyahu’nun İsrail’in Gazze’yi yeniden işgal etme planı olmamasına rağmen alternatif çözümlere kapıyı kapaması İsrail Başbakanı’nın söylemleri etrafında kuşku yaratıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>BİLGİ NOTU: </strong>İsrail’in Gazze’yi işgal döneminde, bölgenin güneybatısından orta kesimlerine kadar uzanan ve 21 yasadışı Yahudi yerleşim biriminin bulunduğu alana Gush Katif ismi veriliyordu. İsrail’in Gazze’den çekildiği 2005 yılında bölgede 8 bin 600 yasadışı Yahudi yerleşimci bulunuyordu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>hurriyet.com.tr</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.emlakhaberi.com/yerle-bir-edilen-gazzede-isgal-villalari-satisi-yapiliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 18 Dec 2023 10:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://emlakhabericom.teimg.com/crop/1280x720/emlakhaberi-com/uploads/2023/12/gazze-villalari.webp" type="image/jpeg" length="69393"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İsrail boykotu: Hangi şirket, niçin boykot ediliyor?]]></title>
      <link>https://www.emlakhaberi.com/israil-boykotu-hangi-sirket-nicin-boykot-ediliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.emlakhaberi.com/israil-boykotu-hangi-sirket-nicin-boykot-ediliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrail'in, 7 Ekim'de Hamas'ın saldırısı sonrası Gazze Şeridi'ne yönelik başlattığı savaş sürerken dünya çapındaki kitlesel protestolar da devam ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ancak bugüne kadar saldırıların durdurulmasına yönelik bir ilerleme kaydedilmiş değil. Diplomasiden süreç alamayan kitleler İsrail’e ilişkili firmalara boykot çağrısı yapıyor. Amaç ekonomik baskıyla İsrail’e savaşta geri adım attırmak.</p>

<p></p>

<p>Ancak İsrail’le bağlantılı firmaların boykot edilmesi 7 Ekim sonrasını kapsayan yeni bir süreç değil. Hatta sadece bunun için kurulmuş bir örgüt dahi var: 'Boycott, Divestment and Sanctions (BDS)'. Türkçesiyle 'İsrail'e karşı Boykot, Yatırımların Geri Çekilmesi ve Yaptırımlar Hareketi'.</p>

<p></p>

<p>BDS, 2005’te İsrail'in Filistin topraklarındaki politikalarını protesto etmek amacıyla başlatılmış bir uluslararası kampanya. 170 Filistinli sendika, mülteci ağı, kadın örgütleri, mesleki dernekler, halk direniş komiteleri ve diğer Filistinli sivil toplum kuruluşları tarafından başlatılan sivil bir inisiyatif.</p>

<p></p>

<p><strong>Kurulduğu günden bu yana üç talepleri var:</strong></p>

<p></p>

<p>Tüm Filistin ve Arap topraklarının (Batı Şeria, Doğu Kudüs, Suriye'nin Golan Tepeleri) işgaline ve sömürgeleştirilmesine son verilmesi ve ayrım duvarının yıkılması.</p>

<p>İsrail'in Arap-Filistin vatandaşlarının tam eşitlik haklarını tanıması</p>

<p>BM'nin 194 sayılı kararında öngörüldüğü gibi İsrail'in Filistinli mültecilerin evlerine ve mülklerine dönme haklarına saygı duyması.</p>

<p><strong>Ekonomik, kültürel ve akademik boykot</strong></p>

<p><img alt="israil boykotu" class="img-fluid detail-photo" src="https://emlakhabericom.teimg.com/emlakhaberi-com/uploads/2023/12/israil-boykotu.webp" style="width: 100%" / width="860" height="505"></p>

<p>BDS kurulduğu günden bu yana “uluslararası hukuka uyana kadar İsrail'e şiddet içermeyen baskı yapılması” çağrısında bulunuyor. BDS boykotu ekonomik, kültürel ve akademik olmak üzere üç temel üzerinde yürütüyor. Ayrıca güncellenen bir şekilde boykot listeleri yayımlıyor.</p>

<p></p>

<p>2015’te ABD merkezli Rand Corporation isimli kuruluşun hazırladığı rapora göre, İsrail ekonomisine yönelik boykot, İsrail'in gayri safi yurt içi hasılasında (GSYİH) 10 yıl içinde kümülatif olarak yaklaşık 15 milyar ABD doları tutarında bir zarara yol açtı. Bu da İsrail’de kişi başına düşen GSYİH'de yüzde 3,4'lük bir düşüşe neden oldu. İsrail'in 500 milyar ABD dolarını aşan mevcut yıllık GSYİH'si dikkate alındığında yaklaşık yüzde 3’lük bir dilimi temsil ettiği söylenebilir. Boykotun yayılmasının İsrail’in ekonomisine daha büyük zararlar vereceği aşikar.</p>

<p></p>

<p>Ancak BDS'nin boykot çağrısı yaptığı listeler zaman içinde değişebiliyor. Bu nedenle BDS’nin güncel yayınlarını takip etmek önem kazanıyor.</p>

<p></p>

<p>BDS Hareketi, 7 Ekim’den sonra bir boykot listesi paylaştı. Listeyi de ‘tüketici boykotu’, ‘elden çıkarma’, ‘baskı (boykot dışı)’ ve ‘organik boykot’ olarak dörde ayırdı. Ayrıca BDS’nin boykot çağrısı maksimum etkiyi sağlamak için az sayıda şirket ve ürüne odaklı.</p>

<p></p>

<p><strong>BDS’nin yayımladığı son liste ise şöyle:</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Tüketici boykotu</strong></p>

<p>BDS hareketi, aşağıdaki şirketlerin İsrail'le suç ortaklığı konusundaki kanıtlanmış sicili nedeniyle tamamına boykot çağrısı yapıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Siemens</strong></p>

<p></p>

<p>Dünyanın önde gelen teknoloji şirketlerinden olan Almanya merkezli Siemens; Yunanistan, Güney Kıbrıs ve İsrail’in elektrik şebekelerinin deniz altından geçirilecek kablolarla birbirine bağlanmasını öngören EuroAsia Interconnector projesinin inşasını üstlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Plana göre İsrail ve Avrupa Birliği, işgal edilen Filistin topraklarında ve yasadışı yerleşim yerlerinde fosil yakıtlardan elektrik üretimi yapacak.</p>

<p></p>

<p><strong>Puma</strong></p>

<p></p>

<p>Almanya merkezli spor malzemeleri üreticisi Puma, İsrail'in Filistin topraklarında kurduğu yasadışı yerleşimlerdeki takımları yöneten İsrail Futbol Federasyonu'na sponsorluk yapıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Carrefour</strong></p>

<p></p>

<p>Fransa merkezli uluslararası süpermarketler zinciri Carrefour, İsrail’in Filistin halkına karşı işlediği savaş suçlarına karışıyor. Gazze Şeridi’ne saldıran İsrail askerlerine kişisel hediye paketleri gönderiyor.</p>

<p></p>

<p>Ayrıca 2022’de, her ikisi de Filistin halkına karşı ağır ihlallerde bulunan İsrailli Electra Consumer Products şirketi ve yan kuruluşu Yenot Bitan ile bir ortaklık kurdu.</p>

<p></p>

<p><strong>AXA</strong></p>

<p></p>

<p>Fransa merkezli çokuluslu sigorta şirketi AXA, güncel olarak iki İsrail bankasında (Bank Leumi ve Israel Discount Bank) hisselere sahip. Bu bankalar İsrail’in Filistin’deki yasadışı yerleşim yerlerinde faaliyet gösteriyor.</p>

<p></p>

<p>Bu bankalar, yasadışı yerleşim yerlerinde faaliyet gösteren şirketlere yatırım yapıyor. Ayrıca yerleşimlerin ekonomik olarak gelişmesine katkı sunuyor.</p>

<p></p>

<p>AXA’nın yan kuruluşu AXA Equitable Holding’in, İsrail merkezli savunma elektronik şirketi</p>

<p></p>

<p>Elbit Systems’de hissesi bulunuyor. Şirket, Filistinlilere saldırmak için uluslararası hukuk tarafından yasaklanmış misket ve fosfor bombası üretiyor. Şirket insansız hava araçları da üreterek İsrail’e destek sağlıyor.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>

<p></p>

<p><strong>Hewlett Packard Inc (HP)</strong></p>

<p></p>

<p>ABD merkezli bilişim teknolojileri üreticisi olan HP, İsrail’in Filistin halkını gözetim altında tutmasını sağlayan sistemleri üretiyor. İsrail ordusuna bilgisayar donanımı sağlıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>SodaStream</strong></p>

<p></p>

<p>İsrail merkezli imalat şirketi SodaStream, Necef'teki İsrail vatandaşı Arapları yerinden etme politikasının aktif bir suç ortağı ve Filistinli işçilere karşı uzun bir ırk ayrımcılığı geçmişine sahip.</p>

<p></p>

<p><strong>Ahava</strong></p>

<p>İsrail merkezli kozmetik üreticisi Ahava’nın üretim tesisi, ziyaretçi merkezi ve ana mağazası Batı Şeria’daki Mitzpe Shalem yerleşim biriminde bulunuyor. Şirket Avrupa’ya ithal ettiği cilt bakım ürünlerini İsrail menşeiyle etiketliyor.</p>

<p></p>

<p>Şirketin İsrail’in yanı sıra, Almanya, Macaristan, Güney Kore, Filipinler ve Singapur’da mağazaları bulunuyor. Ahava şirketinin ürünlerini Türkiye’de pazarlayan distribütörü ise Femme Beauty isimli firma.</p>

<p></p>

<p><strong>RE/MAX</strong></p>

<p></p>

<p>ABD merkezli gayrimenkul şirketi RE/MAX, Filistin toprakları üzerine inşa edilen yasadışı İsrail yerleşimlerindeki mülkleri pazarlıyor ve satıyor. İsrail'in Batı Şeria'yı sömürgeleştirmesine olanak sağlıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Süpermarketlerdeki İsrail ürünleri</strong></p>

<p>Süpermarketlerde "İsrail" olarak etiketlenen meyve, sebze ve şaraplar genellikle Filistinlilerin toprakları üzerindeki yasadışı yerleşimlerin ürünlerini içeriyor.</p>

<p></p>

<p>Filistinli çiftçiler İsrail'in toprak müsadereleri, yıkımları ve su hırsızlığıyla karşı karşıya. Halen toprağa ve suya erişimi olan çiftçiler, sistematik olarak uygulanan kısıtlamalar ve şiddetle karşı karşıya kalıyor.</p>

<p></p>

<p>Ayrıca süpermarketler ve perakendeciler İsrail şirketlerinden gelen ürünleri satarken, yasadışı İsrail yerleşimlerinin devam eden varlığından, genişlemesinden, Filistin topraklarının ve kaynaklarının sömürgeleştirilmesinden kâr elde ediyor.</p>

<p></p>

<p>Filistinli sivil toplum örgütü Toprak Araştırmaları Merkezi'nin raporuna göre, İsrail ordusu 2022'de Filistinlilere ait 950 ev ve yapıyı yıktı, 113 bin 435 dönüm araziye el koydu, çoğu zeytin ağacı 18 bin 900 meyve ağacını da çeşitli şekillerde telef etti.</p>

<p></p>

<p>BDS, hükümetlere, kurumlara ve yatırım fonlarına; özellikle silah üreticileri, bankalar ve BM'nin İsrail'in yasa dışı yerleşim birimlerinde kurulan şirketlerden çekilmeleri konusunda baskı yapıyor.</p>

<p></p>

<p>İsrail'in en büyük silah şirketleri arasında bulunan Elbit Systems, Gazze'de devam eden savaş da dahil olmak üzere silahlarını Filistinliler üzerinde, saha testlerine tabi tutuyor.</p>

<p></p>

<p>Şirket, misket ve fosfor bombasının yanı sıra insansız hava araçları üretiyor. İsrail'in apartheid duvarı (Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki ayrım duvarı), kontrol noktaları ve Gazze çiti için gözetleme teknolojisi geliştiriyor.</p>

<p><img alt="boykot israil firmalar" class="img-fluid detail-photo" src="https://emlakhabericom.teimg.com/emlakhaberi-com/uploads/2023/12/boykot-israil-firmalar.webp" style="width: 100%" / width="860" height="505"></p>

<p>ABD ve Avrupa Birliği, Elbit'in teknolojisini sınırlarını askerileştirmek, mülteci ve yerli halkların haklarını ihlal etmek için kullanıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Hyundai/Volvo/CAT/JCB</strong></p>

<p></p>

<p>Hyundai (Güney Kore), Volvo (İsveç/Çin), CAT (ABD) ve JCB’nin (Birleşik Krallık) iş makineleri, İsrail tarafından Filistinlilerin evlerinin, çiftliklerinin ve işyerlerinin yıkılmasına olanak sağlıyor.</p>

<p></p>

<p>Filistinlilerin zorla yerlerinden edilmelerinde, yasadışı yerleşimlerin inşasında kullanılıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Barclays</strong></p>

<p></p>

<p>Barclays Bank (Birleşik Krallık), İsrail'in Filistinlilere karşı kullandığı silahları, silah bileşenlerini ve askeri teknolojileri üreten dokuz şirketin 1 milyar sterlinden fazla hissesini elinde bulunduruyor. Ayrıca bu şirketlere 3 milyar sterlinden fazla kredi sağladı.</p>

<p></p>

<p><strong>CAF</strong></p>

<p></p>

<p>Bask taşımacılık firması olan CAF, İsrail'in Doğu Kudüs'teki yasadışı yerleşimlerine hizmet veren tramvay hattı Kudüs Hafif Raylı Sistemi'ni (JLR) inşa etti.</p>

<p></p>

<p>Tramvay hattının işletmeciliğini de yapan CAF, İsrail'in Filistin topraklarında işlediği savaş suçlarından faydalanıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Chevron</strong></p>

<p></p>

<p>ABD merkezli çokuluslu enerji şirketi Chevron, İsrail'in Doğu Akdeniz'de hak iddia ettiği doğalgazı çıkaran başlıca kuruluş.</p>

<p></p>

<p>Chevron milyarlarca dolar gelir elde ederek İsrail'in savaş bütçesine destek sağlıyor. Ayrıca apartheid sistemini güçlendiriyor.</p>

<p></p>

<p><strong>HikVision</strong></p>

<p></p>

<p>Uluslararası Af Örgütü, Çinli Hikvision şirketi tarafından üretilen yüksek çözünürlüklü CCTV kameralarının yerleşim bölgelerine yerleştirildiğini ve Filistinlileri gözetlemek için İsrail askeri altyapısına monte edildiğini belgeledi. Kameralar yüz tanıma yapabiliyor.</p>

<p></p>

<p><strong>TKH Security</strong></p>

<p></p>

<p>Uluslararası Af Örgütü, İsrail'in Filistinlileri gözetlemek için Hollandalı TKH Security şirketi tarafından üretilen kameraları kullandığını tespit etti. TKH, İsrail polisine apartheid'ı güçlendirmek için kullanılan gözetleme teknolojisi sağlıyor.</p>

<p></p>

<p>Baskı (boykot dışı)</p>

<p></p>

<p>BDS, stratejik gerekçelerle aşağıdaki marka ve hizmetlerin boykot edilmesi çağrısında bulunmuyor ancak İsrail'le iş birliklerini sonlandırmaları için insanları baskı kampanyaları düzenlemeye çağırıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Google ve Amazon (ABD)</strong></p>

<p></p>

<p>İsrail ordusu Gazze'deki evleri, klinikleri ve okulları bombalarken ve Filistinli aileleri Mayıs 2021'de işgal altındaki Doğu Kudüs'teki evlerinden çıkarmakla tehdit ederken, Amazon Web Services ve Google Cloud yöneticileri İsrail hükümeti ve ordusuna bulut teknolojisi sağlamak için 1,22 milyar dolarlık bir sözleşme imzaladı.</p>

<p></p>

<p>Amazon ve Google, İsrail’i hayati teknolojilerle destekleyerek, Gazze'de devam eden sivil katliam da dahil olmak üzere tüm baskı sistemine doğrudan dahil oldu.</p>

<p></p>

<p><strong>Airbnb/Booking/Expedia</strong></p>

<p>Airbnb (ABD), Booking.com (Hollanda) ve Expedia (ABD), işgal altındaki Filistin toprakları üzerine inşa edilmiş yasadışı İsrail yerleşimlerinde kiralama hizmeti sunuyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Disney</strong></p>

<p>Disney'in sahibi olduğu Marvel (ABD) bir sonraki Kaptan Amerika filminde İsrailli bir süper kahraman yaratacak.</p>

<p></p>

<p>Bu nedenle BDS Hareketi, Disney ve Marvel’i "Filistin karşıtı ırkçılığın, İsrail propagandasının ve yerli halka karşı yerleşimci-sömürgeci şiddetin yüceltilmesinin" suç ortağı sayıyor.</p>

<p></p>

<p>Tabandan gelen organik boykot</p>

<p>McDonald's, Burger King, Dominos Pizza, Papa John's, Pizza Hut (ABD) ve WIX (İsrail) gibi şirketler bazı ülkelerde BDS Hareketi tarafından başlatılmayan, tabandan gelen organik boykot kampanyalarının hedefinde. BDS, bu boykot hareketlerini destekliyor ve bu altı şirketin ürünlerinin alınmaması çağrısı yapıyor.</p>

<p></p>

<p>Söz konusu şirketler veya İsrail'deki şubeleri, açıkça İsrail'in Filistin politikasını destekleyen bir konumda. Ayrıca İsrail ordusuna bağış yapıyorlar.</p>

<p></p>

<p><strong>Peki ya Starbucks?</strong></p>

<p></p>

<p>Starbucks, Türkiye’de İsrail’e karşı boykot listesinin başında. 7 Ekim’den bu yana Türkiye’nin farklı şehirlerindeki Starbucks şubelerinde protestolar yapıldı. Ancak Starbucks’ın İsrail’de bir şubesi dahi yok. Ayrıca Starbucks, İsrail’e doğrudan destek veren bir şirket değil. Söz konusu iddiaları da yalanladı.</p>

<p></p>

<p>Starbucks’ın Türkiye’de boykot hedefleri arasında yer almasında iki neden var. Birincisi, kurucusu Howard Schultz’ün Yahudi olması. İkincisi ise medya. Günümüzde Starbucks, Howard Schultz’un sahipliğinde değil. Yüzde 98’i halka açık bir şirket. En büyük ortakları da yatırım fonları. Schultz’un sahipliği sadece yüzde 1,8.</p>

<p></p>

<p>Türkiye'deki tüm şubeleri ise Kuveytli Alshaya Group'a ait. BDS’nin bu boykota dahil olduğu tek nokta Starbucks ve Starbucks Çalışanları Sendikası (Starbucks Workers United) arasındaki Filistin tartışması.</p>

<p></p>

<p>Sendikanın "Filistin ile dayanışma" diye sosyal medyada paylaşım yapması üzerine Starbucks, sendikaya dava açtı.</p>

<p></p>

<p>Starbucks’ın Genel Müdür Yardımcısı Sara Kelly konuyla ilgili yaptığı açıklamada “Workers United adımızı, logomuzu ve fikri mülkiyetimizi kullanmaya devam ettiği için, bazı insanlar bu paylaşımı yanlışlıkla bizimle ilişkilendiriyor. Workers United, Starbucks adına konuşmamaktadır ve şirketimizin görüşlerini temsil etmemektedir. Sendikanın sözleri ve eylemleri sadece ve sadece kendilerine aittir” dedi. BDS ise konuya dair bir açıklama yapmadı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>https://bianet.org/</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.emlakhaberi.com/israil-boykotu-hangi-sirket-nicin-boykot-ediliyor</guid>
      <pubDate>Sat, 16 Dec 2023 11:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://emlakhabericom.teimg.com/crop/1280x720/emlakhaberi-com/uploads/2023/12/israil-boykot-yapan-firmalar.webp" type="image/jpeg" length="79491"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
