banner38

İstanbul'un En Güzel Köyü ‘’Reşadiye’’

İstanbul Boğazına 15 dakika mesafede, oksijen deposu kestane ve gürgen ormanlarının çepeçevre sarmaladığı, yeşilin her tonunun görülebildiği, doğa harikası bir yer “Reşadiye Köyü” . Denizden yüksekliği yer yer 250-300 metreleri bulan köy, şehre göre her zaman 2-3 derece daha serin oluyor. Zamanında Padişahların avlanma sahası olan bu bölgenin, yerleşim yeri olabilmesi için büyük mücadeleler verildi.

Tarihimizde 93 harbi diye bilinen Osmanlı-Rus harbi döneminde; Batum Sancağı, Hopa ilçesinden, Payitahta göç etmek zorunda kalan 9-10 Laz Muhacir aile tarafından (Demir-Akyılmaz-Özçelik-Atay-Genç-Baltacıoğlu-Balcı-Erenoğlu-Baltacı)  143 yıl önce kuruldu Reşadiye köyü… İlk kurulduğunda Laz Köy ismini alan Reşadiye, daha sonra dönemin padişahı İkinci Abdulhamid Han’a ithafen isim Hamidiye diye değiştirildi, ancak Abdulhamid Han’ın tüm muhacirleri geri Anadolu’ya gönderme politikası yüzünden köyün tüzel kişiliği  bu dönemde tanınmadı. Sulan Reşat dönemine kadar köy olarak kabul görmeyen Reşadiye, köylünün yoğun çabası ile, Sultan Reşat tahta çıktığında, köyün tüzel kişiliğini kabul etti. Köylü sultana hürmetlerini bildirmek adına köyün adını Reşadiye olarak değiştirdiler.

Laz aileler; Reşadiye köyünü kurmaya çalıştıkları dönemde Osmanlı Devleti yangın yeriydi, ordu birçok cephede savaşıyordu. Mazlumların kalesi olan Devlet-i Aliye’nin çöküşü başlamış durumdaydı. Onlarca yıl böyle devam etti. Birinci Cihan Harbinden sonra ise sıra Osmanlı Devleti üzerinde ameliyat yapmaya gelmişti. Büyük devletler içerideki azınlıkları kaşıyor, ayaklandırıp silahlandırıyor ve çöküşü hızlandırmaya çalışıyorlardı. Reşadiye köyünün komşuları olan Alemdağ yüzlerce yıllık Ermeni köyü, Paşaköy ise Rumların yaşadığı bir köydü. Bu köyler Bizans döneminden beri var olan köyler, belki daha da eskiydi. Bu köylerden oluşmuş Ermeni ve Rum çeteler birçok Müslüman köylüyü öldürüyor, kaçırıyor, bölgeden göç etmeye zorluyorlardı. Ermeni çeteler seferberlik döneminde Reşadiye köyünü tamamen yakıp yıkarak, köylüyü Anadolu’ya sürmeye çalıştılar. Ancak Müslüman Lazların karşı çabaları ve mücadelesi ile bunu başaramadılar ve sonunda kendileri ülkeyi terk etmek zorunda kaldılar. Bu çetelerle mücadelede de Reşadiye köyü Lazları büyük kahramanlık gösterdiler, birçok şehit verdiler ama yılmadılar, bu hainleri ortadan kaldırdılar. Ermenilerin yakıp yıktığı evleri bir daha tamir olamayacak durumda olan köylüye Devlet; Alemdağ’daki Ermenilerin evlerini tahsis etti ve Lazlar artık Alemdağ’ın yeni sakinleri oldular.

Alemdağ ve Reşadiye köylerini güzel bir yerleşim yeri haline getirdiler. Ormanlardan kaynak sularını indirdiler, boş arazileri kiraz, elma, armut, ceviz, incir gibi birçok meyve ağacı ile süslediler. Bölgeyi adeta bereket adası haline getirdiler.  Bu iki yerleşim yerinde şu an on binlerce insan yaşıyor ve bu meyve ağaçlarından yiyor, kaynakla sularından içiyorlar.

Ormanların içinde bir bölge olduğundan Bizans döneminde de, Osmanlı döneminde de bu bölgede hiç yerleşim olmamış. Daha önce yerleşim alanı olmadığı için köyde kadastro çalışması da hiç yapılmamış. İlk kadastro-tapulama çalışması çok gecikmeli olarak 1974 yılında yapılıyor ve köy yerleşik alanı tapuya bağlanıyor. Ekilip biçilen tarlalar ise 2012 yılında 6292 sayılı 2/b kanunu ile tapuya bağlanabildi. Birçok köylü yüksek rayiç değerler yüzünden, bir asırdan fazladır ekip biçtikleri, dede yadigarı tarlalarını yok pahasına satmak zorunda kaldılar. Bila-bedel tapu verilmesi gereken birileri varsa Reşadiye ve Alemdağ köylüleriydi, ancak Beykoz ve Kocaeli köylüsü kadar şanslı olamadık!

Doksanlı yılların başlarında Üsküdar otobanının ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsünün bitimi ile şehir merkezleri ile köy arasında ulaşım kolaylaştı. Bu dönemde basında kayıp köy olarak haberi yapılan Reşadiye köyüne birçok ünlü ve iş adamı akın etti. Köylüden satın aldıkları araziler üzerine villa ve müstakil ev yapmak suretiyle köyde yaşamaya başladılar.Şehir merkezinden göç almasına rağmen mülkiyet ve imar sorunları yüzünden hak ettiği ölçüde gelişemeyen Reşadiye, son yıllarda yapılan başarılı çalışmalar neticesinde makus talihinden kurtuldu.2/b arazilerinin tapuya bağlanması için çıkarılan kanun, alt yapı ihaleleri, kuzey marmara otobanı ve hızlı tren projesi bunlardan bir kaçı.

Ancak en önemli sorunların başında imar yoğunluğunun çok düşük olması geliyor. İmar yoğunluğunun düşük olması, yüksek fiyatlara ulaşmış olan arazilerde konut yapmayı cazip hale getirmiyor. Şu anda bir dönüm arsada 200 metre kare büyüklüğünde iki katlı bir ev yapılabiliyor. Dokuz yüz metre kare bahçe boş kalıyor. Kulağa hoş geliyor fakat İstanbul gibi pahalı bir yerde arsa büyüdüğü için peysaj ve bakım maliyetleri çok yüksek oluyor. Artık müstakil büyük bahçeli pahalı evler yerine, site içinde hobi bahçesi de olan, orta gelir grubuna hitap eden evlere yoğun ilgi var. Bir dönüm arazide en az iki ev yapılmalı. İmar planında bu yönde düzenlemeler yapılabilir. Arazi genelde eğimli olduğu için kot farkından kazanılan alanlar oluşuyor. Bu alanlar da iskan edilebilmeli. Fiilen bu alanlar iskan ediliyor, ancak neden yasal hale gelmesin…

İkinci bir imar sorunu ise 18. Madde uygulamasının yapılmamasıdır. Bu uygulama ile düzenleme ortaklık payları alınarak yollar açılmalı, park ve yeşil alanlar ortaya çıkarılmalıdır. Tarlalar arsa konumuna dönüştürülerek vatandaşın önünü açmak gerekiyor. Ana yolların darlığı kış aylarında büyük sorun oluyor ve birçok kazaya sebebiyet veriyor. Ana yollar imar planında olduğu gibi genişletilmelidir. Bölgenin gelişimini frenleyen prangaları biran önce çıkarılmalıdır.

Reşadiye 2014 yılında köy statüsünden çıkarıldı ve büyük bir mahalle oldu. Reşadiye şehir merkezlerine çok yakın olmasına rağmen, çok basit imar ve alt yapı sorunlarından dolayı bir türlü hak ettiği şekilde gelişemiyor. Doğa sporcuları için Alemdağ-Reşadiye Ormanları artık vazgeçilmez bir yer oldu. Bölgenin kıymeti gün geçtikçe daha fazla anlaşılacak.03/09/2020

İsa DEMİR-Taşınmaz Ticareti Yetki Belgeli Emlak Müşaviri        

YORUM EKLE